Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '14

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
227
 

Ses olmadı düşündüklerim - Yekta Kopan

Ses olmadı düşündüklerim - Yekta Kopan
 

Aile Çay Bahçesi, Yekta Kopan'ın son kitabı.


   ''Yekta Kopan'ın yeni romanı Aile Çay Bahçesi'nin, çoğu kadının kendinden izler bulacağı unutulmaz bir kahramanı var: Müzeyyen... Aile yaşamının gizli şiddetine başkaldıran, kardeşinin doğumuyla kendi varlığının silinmeye başladığını hisseden bir kadın... Kopan'ın romanı, güçlü, okuru kıskaca alan bir anlatımla sarsıcı bir finale uzanıyor.'' Kitabın arka kapağında bunlar yazıyor. Yekta Kopan'ın öyküleri tescillidir ve genelde öykü kitaplarını pek tercih etmesem de söz konusu Yekta Kopan olduğunda işler değişir. Aile Çay Bahçesi ise bir roman fakat alışılmış romanlardan biraz farklı; öyküden uzun romandan kısa, Müzeyyen'in hikayesi...

   Kitapla ilgili söylenecek çok şey var fakat ben bir paragrafın üzerinde durmak istiyorum:

   ''Ben sadece düşündüm. Zihnimde tartıştım insanlarla. Ne yaşadıysam kabuğumun altında yaşadım. Uykusuz gecelerde kavga provaları yaptım; işten çıkaran patronla, yağmurlu havada ıslatıp geçen taksiciyle, tiyatroda gelip yerime oturan çiğ suratlı kadınla, posta kutumu karıştıran apartman yöneticisiyle zihnimde savaştım. Karşılarına dikilip edeceğim lafları düşündüm. 'O bunu derse böyle derim, şunu derse şöyle yapıştırırım cevabı,' diye hesap yaptım. Şehrin kokuşmuşluğuyla, insanların kabalığıyla, yolların pisliğiyle, binaların bakımsızlığıyla, köpeklerin havlamasıyla, kedilerin çöp karıştırmasıyla, kadınların sinsiliğiyle, erkeklerin salyalı yalanlarıyla didiştim durdum aklımın karanlık koridorlarında. Sonra sustum. Ses olmadı düşündüklerim. Nefretimi kusamadım dünyaya. O güvenlikli kabuğumun altından çıkaramadım başımı.''

   Tıpkı arka kapaktaki iddiaya uyuyor işte, yine bir hikayede kendimizden bir şeyler buluyoruz. Bazen tipik bir özelliğimiz, bazen bastırdığımız duygularımız, bazen ara sıra yapıp ettiklerimiz bir kaç satırla karşımıza çıkıveriyor.

   'Ses olmamış düşüncelerimiz' var, hepimizin var. Bazen sahibini popüler bir yazar yapıyor bu düşünceler, bazen beste oluyor. Ama unutmamak gerek günümüzde en çok tweet oluyor ve bu sefer sahibini twitter fenomeni yapıyor. Hepsi bir yana, bu bahsettiklerim öyle veya böyle sahibinden dışarı çıkabilmiş düşünceler. Düşündüren her kimse, emin olamıyor bu düşüncelerin kendisine dair oluştuğundan ama bir şüphe yer edinebiliyor içinde. Bundan sonra da ses olmamış o düşünce sahibine ait olmaktan da çıkıyor.

   Bir de gerçekten ses olamamış, sadece sahibinde kalan düşünceler var. İşte hayatı en çok onlar yönlendiriyor. İçeride savaşıyor, tam tersi düşüncelerle. Yargılarımız oluyor. Hatta kararlarımız oluyor bu düşünceler. İçeride mahkeme kuruluyor, karar veriliyor, hayatından birini çıkarıyorsun, birini çok seviyorsun mahkeme sonunda ya da her kimse sana bunları düşündüren veriyorsun idam kararını bitiyor. Karşıdaki hiç bilmeden. Bilse zaten, ses olsa, diyalog olsa karar bozulacak. Doğrusuyla yalanıyla karşıdaki de seslendirecek düşüncelerini, bazen süsleyecek, bazen seninkileri bastırmak için yüksek sesli olacak bu düşünceler, yüzüne yüzüne bağıracak. Hiçbir zaman idam kararını veremeyeceksin. Hatta hiçbir karar veremeyeceksin. Sonra gelsin kavga provaları yaptığın yeni uykusuz geceler... 

   Müzeyyen'in hikayesinde de böyle azıcık, seslendiriveriyor düşüncelerini ve içindeki düğüm çözülüyor. Kardeşine dair verdiği müebbet kararı bozuluyor. Bunun dışında pek çok detay var. Mesela Müzeyyen'in salyangozla yaptığı konuşmalar, arka kapakta bahsedilen çarpıcı finale dair ipuçları taşıyor. 'Gergedan Öpüşmesi' kısmı ise tam bir Yekta Kopan üslubu, tam onun öykücülüğünden, başlı başına tek bir öykü bile olabilir. 

   Kitabın ismine gelince, ismin hikayesi çok uzun işte. Mutlu insanlar, süslü cümleler, herkesin dişlerini göstererek güldüğü fotoğraflar, kalabalık cenazeler, sarmaş dolaş yürüyen çiftler... Hepsi geceleri meyhane olan 'Aile Çay Bahçeleri'ne benziyor. Yekta Kopan, aile kurumuna inanmayan bir kadının öyküsünden tüm bunlara değiniyor. Yekta Kopan'ın daha çok sevdiğim kitapları oldu ama yazdığı herhangi bir cümlenin içimde yer etmemesi de söz konusu olamazdı zaten. Yekta Kopan'ı sevenler bu kısa ve uzun hikayeye bir pazar günüzü ayırın. Okuduktan sonra yeni yeni ses olmamış düşünceler belirecek zihininizde.

 

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 1104
Kayıt tarihi
: 13.08.10
 
 

Her yıl yeni bir yaşı kutluyoruz. Yılın o gününde sanki birden büyüyormuş gibi hissediyoruz. Aslı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster