Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '13

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
1797
 

Sessiz, sakin ve serin yaşamak

Sessiz, sakin ve serin yaşamak
 

  Bugünlerde çevremde, basında sıkça duyduğum bir söz dikkatimi çekti. Sakin yaşamak, yavaş yaşamak.

  Bugünkü yazımı bu konuya ayırdım. Yıllardır hepimizin özlemini çektiğimiz ve yaşamımızın en son dönemlerine doğru hayata geçirebileceğimizi hayal ettiğimiz bir yaşam tür. Yavaş yaşamak. Bir yerlere yetişmeye çalışmadan, geç kalma korkusu olmadan, hergün yapılması gerekli bir yığın işi yapmayıp kafana göre takılarak yaşamak.

  Hepimiz doğduğumuz andan itibaren hep bir takım kurallar ve mecburiyetler içinde yaşadık. Bu mecburiyetler okul yaşlarına geldiğimizde daha da arttı. Okula zamanında yetişmek, derse geçkalmamak, ödevini yapmak, defterini, kitabını unutmamak, sınıfı geçmek,  okul bitirmek, okul çıkışı sokakta oyalanmadan eve zamanında gelmek gibi hep zamana, belli kurallara bağlı bir yaşam sürdük.

  Biraz daha büyüyüp daha yüksek okullara gittiğimizde bütün bu kurallara bir de arkadaşlarımızla gezmeye çıktığımızda eve ailemizin koyduğu saatlerde gelmek için koşturmak, vs gibi kurallar eklendi.

  Okullar bitti. Yaşam başladı. Bu sefer iş aramak, eş seçimi gibi ,evlilik gibi daha ciddi işler arasında hep bir yerlere yetişmeye çalıştık. Evlendik, iş bulduk çalışmaya başladık ve bu sefer çocuk sahibi olduk. İşte o zaman  saatlerle mücadele daha da arttı. Bebeğin maması, işe yetişme, akşam iş dönüşü,alışveriş, evin işi  derken hep koşturduk.

  Farkındaysanız koşturmalarımız yaşımızla doğru orantılı şekilde artıyor. Çocuk sahibi olunca çocuğumuzun geleceğini garanti altına almak, ona daha iyi bir yaşam sağlamak, istediğimiz eğitim düzenini ona verebilmek için daha çok çalışmamız gerekti. Bu da daha fazla koşmamız demekti.

  Çocuklarımız büyüdükçe sorumluluklarımızla birlikte koşmalarımız da arttı. Onlar büyüdükçe bir yaşlandık ama koşmaktan hiç vazgeçmedik. Bir gün farkettik ki eski  hızımızla koşamıyoruz. Artık bacaklarımız bizi eskisi gibi uçurmuyor.

 Çocuklarımız büyüdü, evlendi, iş güç sahibi oldu. Torunlarımız oldu. Bu sefer torunlarımız için koşmaya başladık. Ama artık koşmak denirse. yavaş yavaş yürüyorduk artık.

  İşte o zaman yavaş yaşamak gerektiğini, çok küçük yaşımızdan bu yana yapmayı ertelediğimiz tatili yapma zamanının geldiğini anladık.

  Ben bu yazımı bu hali ile eşimi okudum. Ne düşünüyorsun diye sordum. Eşim 'Bedenimize iyi bakalım, koşmaya devam edelim.'dedi.

  Ben aynı şekilde düşünmüyorum. Artık sessiz, sakin ve serin bir ağaç altı bulup dinlenmek, yavaş yaşamak istiyorum. Dikkat edin yaşamak dedim. Sessiz, sakin ve serin bir ağaç altında yaşamadan yatmak istemiyorum. Yaşamak ve bugüne kadar ertelediğim tatilimizi yapmak istiyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 826
Toplam yorum
: 1069
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1052
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster