Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '13

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
80
 

Sessiz çığlığı duyuyor musunuz?

Sessiz çığlığı duyuyor musunuz?
 

İnsanoğlu denilen varlığın en temel ihtiyaçları yemek, içmek, barınmaktır. Bunlar da toprakla, suyla, üretimle ilgilidir.  Yeme, içme ve barınma sorununu çözemeyen bir ülkede özgürlüğün, iradenin ve geleceğin garantisi olmaz.

Siyaseti hizmet olarak görenlerin ilgilenmesi gereken asıl alan budur.  Bu alanda uygulanabilir projeler ortaya koyamayan, deneyip sınamayan bir siyasi hareketin halk nezdinde karşılığı olabilir mi? Halkçıyım diyenlerin ve halkla bir türlü buluşamayanların sorunu burada.

Size bu yazımda bir zamanlar şenlikli, üretim yapılan Düziçi Ovası’ndan ve bugünkü halinden bahsedeceğim.

Kışın coşkun bir nehir olan Sabun Çayı yağışların kesilmesi, suların kanallara verilmesi nedeniyle neredeyse kurumuş.  Yılda iki ürün alınan ovanın neredeyse üçte ikisi boş gözüküyor. Berke Barajı suyla dolu ve yanıbaşındaki tarlalar susuz. Susuzluğa dayanıklı zeytin ağaçlarının meyveleri buruş buruş... Su akıyor, Türk bakıyor.

Siyasetçinin derdi başka halkın derdi başka. Yönetici gökte, halk yerde. Kasap et derdinde, koyun can derdinde. Ovanın, yani dünün ağalarının çocukları gurbetçi olmuş.  Neden? Çünkü eken zarar ediyor. Nasıl kazançlı çıksın ki? Fi tarihinden kalma kuyulardan tarla sulamak isterseniz saatine 25 TL. ödemek zorundasınız.  Hele gübreye güç yetmiyor, alsanız bile çoğu gübre görünümünde ama gübre değil. Keza mazot fiyatları belli. Traktörün üzerine çıkmaya korkar olmuş köylü.

Elma üreticisi bir vatandaşla karşılaştım. Demişler ki elmacılık çok karlı bir iş. Dönüme 5-7 ton ürün alırsın. İkinci seneden itibaren ürün almaya başlarsın.  Dönüm başına 3-5 bin lira kazancın olur. Bankadan krediyi alalım, bahçeyi kurup teslim edelim, iki yıl da ücretsiz danışmanlığını yapalım. Öyle ballandıra ballandıra anlatmışlar ki vatandaş tav olmuş.  Çekmişler bankadan parayı kurmuşlar bahçeyi. Ama iş hiç de söyledikleri yönde gelişmemiş. Elmada zenk var, koş danışmana, al sana ilaç.  Elmada karaleke var koş danışmana al sana ilaç.  Elma ürün vermedi, neden? Çünkü budamayı yapamamışsın, bu iş usta işi al sana budamacı. Yeter ki parasını öde.  Elmayı satamıyorum. O sorun benim değil, senin sorunun...

Bakmış ki sırtına yük elma ağaçları. Almış eline testeriyi ve tüm ağaçları doğramış. Birkaç yıl önce heves güves kurulan bahçeler şimdi tırpan edilme tehlikesiyle karşı karşıya.

Bağda bahçede durum bu da ahırda durum nasıl? Birkaç yıl önce olduğu gibi yine besiye alınmış altı yedi bin liraya satın alınan inekler. Süt para etmiyor, yem pahalı. İneğe talep yok. Verip kurtulmayı, et tutturup kestirmeyi düşünüyor hayvan sahibi. Kesim için gencecik düvelerin besiye alındığını görüyorsunuz.  Süt ve et krizi geliyorum diyor ve ABD, AB üreticilerine gün doğuyor.

 Elmanın, düvenin, toprağın sessiz çığlığını duymayan siyasetçilerden ve yöneticilerden  kimseye hayır gelmez.

Durmadan konuşmak yerine bir sussanız, can kulağı ile dinleseniz  belki duyacaksınız bu sessiz çığlığı ama ? 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 845
Kayıt tarihi
: 29.12.06
 
 

Osmaniye Düziçi doğumluyum. Sınıf öğretmenliği, ilköğretim müfettişliği, il milli eğitim müdürlüğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster