Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mayıs '11

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
2596
 

Sevdam: İzmir*

Sevdam: İzmir*
 

19-Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'mız kutlu olsun!..


Bu kentin sabahlarını bilir misiniz siz? Hani gün doğumunda aydınlanmaya başlayan sabahlarını? Pek bilmem ben; doyamadığım uykulardan uyanıp da, aydınlık günün gelişini sezdiren, ufuktaki o ilk kızıllığı yaşamadım. Yok, gördüm elbette, hani erkenden kalkmak zorunda olduğunuz; daha günün doğmadığı saatlerde kalktım ama yaşamadım.

Köşe başlarında, işe yetişme telaşındakilere gevrek, boyoz, boyoz yanında olmazsa olmaz yumurtayı, kabuğunu tam ortasından ikiye bölerek hemen soyup, iplikle keserek paketleyiveren ve sırada bekleyenlere yetişme telaşı ve gönül alma çabasıyla “Çıtır bunlar abla” diyen simitçilerini…

Köşe başının az ilerisinde, yeni yeni tezgahını kurmaya çalışan, mevsimine göre kasımpatı, sümbül, nergis, papatya, lale… ille de kırmızı karanfiller satan ve “Beş ama sana dört lira olur” ya da “Demeti iki, üç demeti beş lira” diyen çiçekçi kadınlarını…

Karabiber ağaçlarının yapraklarına dokunup geçerken, kaldırıma park etmiş araçları dolanıp, bir çınar gölgesinden yoluma devam etmeyi ya da Mustafa Kemal Sahil Bulvarı’ndaki gibi uzun palmiyelerle denizi paylaşmayı…

Göğün, gökteki bulutun, güneşin… rengini yansıtan, yansıttıkça; gri, kurşuni, pembe, mor, kızıl… renkten renge giren ille de mavi körfezini…

“Bu ne sabır” dedirten, saatlerce kıyıda balık tutmaya çalışan “sabırsız” erkeklerini, okuldan kaçıp, balık tutanlar yanı sıra dolaşan öğrencileri, öğrenci sevgilileri… bazen bir köşeye sinmiş şarapçılarını…

Kim bilir ne komşuluklar, dostluklar, aşklar… yaşanmıştır diye iç geçirdiğim, apartmanlar arasında kalmış iki katlı, panjurlu, kırmızı kiremitli, küçücük bahçelerine sığınmış köşklerini…

Köşklerin ya da apartmanların bahçelerinden, balkonlarından, hatta belediye otobüslerindeki saksıdan göz kırpan rengârenk çiçekleri; ille de sardunyaları, akşam sefalarını, alıp götüren kokusuyla yaseminlerini…

Artık sonuncusunun da kapatılıp belki de bir otoparka dönüştürülen, geniş alanı, kocaman beyaz perdesi, minder satın alıp oturduğumuz tahta sandalyeleri, çiğdem çitleyip kabuklarını fütursuzca yere; toprağa savurduğumuz, arada sade gazoz içtiğimiz yazlık açık hava sinemasını…

Geceleri körfez boyunca deniz kıyısını, bankları, kafeleri… İnciraltı, Konak, Hisarönü, Pasaport, Alsancak, Kıbrıs Şehitleri Caddesi, Karşıyaka’yı… dolduran, doldurup renk cümbüşüne boğan; biraver, nargile, çipura yanında rakıları ve fal kapatılan kahveleri ile o güzel genç kızlarını, kadınlarını, yakışıklı delikanlılarını, adamlarını…

Yaşadım.

Ve yaşadıkça sevdim, sevdikçe yaşadım.

Bu kentin sabahlarını bilir misiniz siz? Hani gün doğumunda aydınlanmaya başlayan sabahlarını? Doyamadığım uykulardan uyanıp da, günün gelişini sezdiren, ufuktaki o ilk aydınlanmaları yaşamadım, bilmem. Ama bilirim ki yine “aydınlık” bir güne uyanmaktadır kentim; işte bu şehri ben en çok bu yüzden sevdim.

Sevgiler, aydınlık şehrimden.

*İzmir Aşkına dergisinde yayınlanmıştır

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. İçimden atlayıp İzmir'e gitmek geldi... Bir şehri sevmek duygusunu umarım bir gün ben de anlayabileceğim... Yoksunum bu duygudan. Belki bir sahil kasabasına yerleşirsem bir gün, bir gün belki ben de yaşadığım yeri sevebilirim... Nefis bir anlatımdı Sevgili Mavi'm... Masmaviye kesti benliğim. Teşekkürlerimle.

Emine Supçin 
 31.05.2011 11:24
Cevap :
Beklerim :) Ama bir-iki günle anlaşılır değil ve anlatılır da değil; yaşanılası bir şehir. Sevgili arkadaşım, eğer denizi; maviyi seviyorsan yerleştiğin yeri sevmemen mümkün değil!.. Hele "Türkiye'nin aydınlık yüzü" İzmir'i sevmemen hiç mümkün değil. Sevgiler aydınlık şehrimden sardunya kokularıyla.  31.05.2011 14:20
 

İstanbul'dan sonra ikinci aşkım İzmir'dir sevgili Mavi. Gençlik yıllarımda hep fuar zamanı gelirdim. Hoş anılarım vardır, anımsadıkça gülümsediğim. Şimdi yeniden yaşattınız... Teşekkürle,sevgiyle.

Melek Koç 
 26.05.2011 0:07
Cevap :
Memleket güzel değil mi? Sadece, bir köşesi sanki yüreğimize dokunuveriyor ve orayı daha çok seviyoruz :) Çok teşekkürler yorumunuz için. Sevgiler, solmayan gülümsemelerden yansıyan mavilerle.  26.05.2011 9:30
 

anlatmışsın gülüm. Ben gördüm sabahın kızıllığını, güneşin sabah serinliğinde ortalığı hem ısıtıp usul usul aydınlattığı anları. Hele de, eskiden Pasaportta çay bahçeleri vardı denizin kıyında, gün ağarırken sıcacık, buram buram tüten demli bir bardak çayı yudumlarken gördüm yaşadım. Ah! Beni nerelere aldın götürdün gülüm ah!Gönlüne sağlık canım. sevgilerimle. Ben anılarımla yaşarken, sevgilerim sana gelsin. Ayşen Kura

Ay Şen 
 20.05.2011 6:39
Cevap :
Pasaportta çay bahçeleri hı??? Hani bildiğimiz bahçe gibi bahçelerden; ağaçların gölgesinde, tahta sandalyelerde oturulan? Hiç sevmem şu kara şehri ama, böyle deyince aklıma Sıhhıye meydanındaki çay bahçeleri geldi; onlar da böyleydi, taaa otuz sene önce tabi. Sağol gülüm, sabahın buğusunu yansıttığın sevgi dolu yorumun için. Sevgiler, aydınlık selamlarımla.  20.05.2011 15:08
 

Gerçekten İzmir aşığı o kadar çok insan var ki, herşeyiyle bambaşka bir yaşam var İzmir'de ve bunu ordan ayrı yaşayınca anlıyor insan. Ne güzel anlatmışsın İzmir'imizi Ufuk, bak okuyunca burnumda tüttü billahi. İnşallah Temmuz başı orada olacağım, yaşayalım doya doya. Kalemine sağlık arkadaşım, selam ve sevgilerle. Not: Süperman tişörtün pek yakışmış, ee adı Mavilim olunca, maviler can buluyor üzerinde gardeş:)) güle güle giy.

Gülpembe 
 19.05.2011 21:38
Cevap :
İzmir... Dün, bugün; akşam üzeri, şehrimde öyle doğal, öyle güzel, öyle "sıradan" yürüdük ki!.. Ve deniz ve gün batımı ve şehir öyle güzeldi ki!.. Bir daha sevdim :) Sağol gardeşşşş :) Gel de maviliklere beraber bürünelim; pembe diye tutturmazsan.:) Sevgiler, aydınlık selamlarımla.  19.05.2011 22:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 209
Toplam yorum
: 2556
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 3223
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

Yazmak... Öyle güzel, öyle hoş ve öyle derin bir eylem ki!.. Olmazları bile oldurabiliyorsun. "Ke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster