Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
906
 

Sevdiklerimi ortada bırakma e mi?

Sevdiklerimi ortada bırakma e mi?
 

İnce boynunda nazar boncuğu...


Yıllar önceydi, Alsancak’ta sokak arasındaki büyücek bir eskici dükkanının müdavimi olmuştum. Dükkanda neler yoktu ki…Kristal karafakiler, takımı bozulmuş porselen yemek takımları, kesme cam şarap kadehleri, gümüş zarflar, kapı kolları, karpuzlu fanuslu gaz lambaları, avizeler...
Bir zamanlar Alsancak’ta yaşayan İzmirli Levanten ailelerin, son yaşlı üyelerinin evlerinden gelen muhteşem bir zenginlik furyası yaşanıyordu. Buram buram tarih, estetik, sanat ve zevk dolu bu eşyaları seyretmek, hem büyük bir zevk hem de hüzün kaynağıydı. En çok bir ailenin tüm geçmişini bir çekmecede unutmuş ya da bırakmış olması acıtırdı içimi… Çekmelerden çıkan sararmış fotoğrafları dakikalarca incelerdim.

Doğum, düğün, doğum günü gibi önemli günler, aklınıza gelebilecek tüm anılası olaylar vardı o fotoğraflarda. O dönemin modası, gelenekleri, önemli olayları hakkında da fikir verirlerdi. Bazılarını almak istesem de içim elvermezdi alamazdım, ayırdıklarımı hep son dakikada geri bırakırdım.

Yine bir boş günümde, aynı dükkanda hanidir almak istediğim ''Örümcek ayaklı Sınger dikiş makinesi''ni gördüm. Eski bir sevgiliyi görmüş gibi, aşkla dokunup sağını solunu kurcaladığımı gören satıcı;

''Al bunu'' dedi.

''’Neden?''

''Sen bunu olduğu gibi muhafaza edersin de ondan''

Makine sanki hiç kullanılmamış gibi tertemizdi. Çalışır durumdaydı ve mobilyasında bir çizik dahi yoktu. Allahım çalışmasa da çalışır hale getirirdim de bu kadar temizini bulmak mucize gibi bir şeydi.

Satıcı bir çırpıda makinenin öyküsünü anlatıverdi;

Eşrefpaşa’da tek başına oturan Giritli bir teyzeninmiş. Teyze ölünce akrabaları eskiciyi çağırıp, evdeki eşyaları kırkı çıktıktan sonra gelip alması koşuluyla satmışlar.

''Yenganım üç gün sonra telefon ettiler. Parayı getir, gel eşyaları al git diye üç gün sonra aradılar anadın mı? ''Kırk''ının çıkmasını beklemediler.''

''Evinden, eşyasından belli çok titiz bir teyzeymiş, mobilyaları antikacıya sattım ama bu makineyi vermedim.''

''Neden?''

''Kadıncağızın gözü gibi bakıp, tertemiz kullandığı makinenin üst mobilyasını başka bir ayağa monte edecekler, döküm ayaklarının üzerine de cam koyup masa yapacaklar. Yani darmadağın olacak güzelim makine. Kıyamadım vermeye yenganım kıyamadım.''

''Yenganım ortağım iyi para veren olursa ben yokken satar bunu. Gel sen al benim de gözüm arkada kalmasın''

Yanımda istediği kadar para yok. O tarihte bankamatik falan da yok. Elim makinenin üzerinde, ince boynundan sallanan mavi nazar boncuğunu okşuyorum. Çekmecelerini açıp kapatıyorum. Birinin içinden 1960 yılından kalma bir gazete kağıdı parçasına sabit kalemle eski Türkçe harflerle yazılmış bir not çıkıyor. Elim ateşe değmiş gibi. Çekip diğer elimle oğuşturuyorum yanan parmaklarımı. Gayrı ihtiyari özür diliyorum teyzeden. Satıcının da benim de gözlerimiz dolu dolu.

''Üzerimde bu kadar para yok. Yarın geleyim''

''Yenganım evde para var mı?''

''Var''

''Makineyi benim arabaya atalım, nakliyesi benden olsun''

Onu yıllarca özenle kullanan sahibinin ''kırk''ı bile çıkmadan makine salonumuzun en görünür köşesindeki yerini alıveriyor.
Duygularım karmakarışık ama yine de sevincimden eteklerim zil çalıyor. Mutluluk bu olsa gerek. Çok istediğim bir şeye, ummadığım kadar sağlam ve temiz bir halde ve çok çok kolay bir şekilde sahip oldum.

Okuldan eve gelen kızımla paylaşıyorum sevincimi. Makinenin öyküsünü anlatırken o da aynı heyecanı duyuyor mu diye dikkatle gözlerine bakıyorum. Evet kızım da duygularıma ortak oluyor.

Bundan aldığım cesaretle;

''Ben öldükten sonra sakın sen böyle yapma, bu makineyi ortada bırakma e mi'' diyorum.

narçiçeği

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazını okurken çok duygulandım. Hep biz anlatırız eşyaların öykülerini, ya eşyalarımız bizi anlatsalardı neler söylerlerdi diye düşünürüm. '' Bir dikiş makinesinin anıları.'' Çok ilginç olurdu. Ben de sağlam bir koleksiyoner olarak, siz koleksiyoner dostumu kutluyorum. Sevgilerimle

Bülent Göncü 
 08.01.2009 12:37
Cevap :
Siz de her zaman yorumlarınızla beni duygulandırıyorsunuz. Pozitif olunur da sizin kadar olunabilir mi? ''Eşyalarımız bizi anlatabilselerdi'' güzel bir düşünce. Bir an düşündüm ne yazılır, nasıl yazılır? İlham verdiniz. Teşekkürler, İzmir'den sevgi ve selamlar...  09.01.2009 1:08
 

Sınger marka bir dikiş makinesi duruyor. Ama bana anneannemden kaldı. Daha doğrusu annem bir eder ödedi. Ben beceriklilikte "Zeynep Hanım" olduğum için, bende kalmasını uygun gördüler. Ama nedense annem, dikiş makasını teyzeme vermiş ve... ve makas kayıp. Aklıma geldikçe üzülürüm. Anneannemin elinin değdiği, hani kumaştan dikilen ve içine pamuk doldurulan minik iğnelikler var ya, hani dikiş makinesinin üzerindeki bir çıktıya asılan..hala onun parmaklarının "kokusuyla" duruyor. Selam olsun, derin mavilerdeki anneannelere... babaannelere... Sevgiler, maviyle.

derinmavi.. 
 27.11.2008 19:58
Cevap :
Payaşımlarda adaletsizliklerin olması üzücü de herkesi aynı anda memnun etmek mümkün değil. Anmalıkların, en azından yaban ellere gitmemeleri sevindirici. Ufakta olsa bir anı var işte elinde. Kullandıkça sahibini yaşatacak, canına rahmet okutacak. Teşekkürler katkın için, sevgilerimle...  27.11.2008 20:33
 

Aklıma çocukluğum geldi, makinaya elimi sürmezdim, iki kardeşim oynar ,iğnesini kırarlardı , ama ben azar işitirdim. Hele arife akşamları nasıl da beklerdik , bayramlıkları, bu makinanın başında..Ne güzel yapmışsında yazmışsın.Ben büyüyünce bir de dikiş öğreneyim oldu olacak.Sevgiler .

ay.şe 
 26.11.2008 22:52
Cevap :
Elletirlermiydi hiç? bozarsın, ayarı kaçar, iğnesi kırılır... Bahane çok. Kaçamak kullandık hep. Zevkliydi ama. Teşekkürler, sevgilerimle...  26.11.2008 23:57
 

Benim de babannemden kalma bir dikiş makinesi bir de ütü vardı. Saklarız hâla özenle, sevgiyle... Sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 26.11.2008 15:50
Cevap :
Saklayıp, sahip çıkıp kullanmak ne güzel değil mi? Anılardan bugüne taşımakta çok güzel. Teşekkürler, sevgilerimle...  26.11.2008 15:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 1164
Toplam mesaj
: 290
Ort. okunma sayısı
: 1665
Kayıt tarihi
: 17.06.07
 
 

Emekliyim ama, yaşamdan değil; işimden. Eşim ve iki kızımla birlikte İzmir’de yaşıyoruz. Yazmak, oku..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster