Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

fisun gökduman kökcü

http://blog.milliyet.com.tr/kokcuffgk

29 Haziran '18

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
143
 

Sevdiklerin İçin Yanabilmek…

Sevdiklerin İçin Yanabilmek…
 

.    Bu gün, geçmişimin tozlu sayfalarını araladım gene, taa çocukluğuma gittim. Bir siyah-beyaz fotoğraf karesi belirdi gözlerimin önünde… Son derece acı verici ama, bir o kadar da sevgi dolu… Size anlatmaya çalışacağım elimden geldiğince…
 
.    Bin dokuz yüz yetmiş dört senesinde, temmuzda, erkek kardeşim dünyaya geldi. Ben ve kız kardeşime bakmak için, babaannem ve baba-dedem gelmişler, anne ve babamın öğretmen olarak çalıştığı Bencik’e… Bu sefer, anneannem ve anne-dedem gelmek istemişler, erkek kardeşime bakmak için. Nitekim, geldiler ve hatırladığım kadarıyla, bir yıl kadar da kaldılar. Ben de çok küçüktüm, altı yaşındaydım, çok net hatırlayamıyorum her şeyi... Ama bir görüntü öyle net ki kafamda, halâ gözlerimin önüne gelince, derin bir acı duyarım...
 
.    Kış günüydü, hava çok soğuktu... Annemin her sene yaldızlı soba boyasıyla boyayıp, pırıl pırıl ettiği teneke soba, gürül gürül yanıyordu. Öyle ki, sobaya baktığınızda, içindeki közlerden dolayı kıpkırmızı olduğunu görüyordunuz. Soba, duvara yanaşık bir biçimde konmuştu, borular da bu duvarın hemen dibinden geçip, oradan baca deliğine ulaşıyordu.
 
.    İşte bu duvarın tam dibinde oturan dedemi görüyorum şimdi... Dizlerini büküp karnına çekmiş, ellerini dizlerinin üzerinde bağlamış, başında yün takkesi, sırtında kalın yün yeleğiyle oturuyor. Hemen yanında, bir minderin üzerine yatırılmış, mışıl mışıl uyuyan erkek kardeşim var. Daha belki altı aylık kadar, öylesine küçük... Dedemin ara sıra ellerini çözüp, erkek kardeşimin alnında biriken ter damlacıklarını, küçük bir bezle sildiğini görüyorum. Saçlarını okşuyor erkek kardeşimin bazen... Kız kardeşim ve ben, gelincilik oynuyoruz. Annemizin tülbentlerini almışız, kimini başımıza duvak gibi takıyoruz, kimini de belimize sarıp, uzun gelinlik yapıyoruz... Sonra da bildiğimiz bir şarkıyı beraberce söyleyip, ellerimizi kaldırıp oynuyor, aklımızca düğün yapıyoruz, iki minik gelin... :) Dedem de bizi, gözlerinde büyük bir sevgi ve keyifle izliyor. Hep gülümsediğini hatırlıyorum dedemin bize bakarken... 
 
.    Sonra birden öyle bir şey oldu ki, bu gün bile dehşete düşüyorum düşününce... O gürül gürül yanan sobanın borusu, artık neden olduysa, birden yerinden çıktı. Hemen boruların altında oturan dedem, erkek kardeşimin üzerine düşüp de O’nu yakmasın diye, çıplak elleriyle, düşen soba borusunu yakaladı. Bir yandan da bana sesleniyordu,” Fahriye, gızım, gardeşini al burdan, öte gıyıya çek” diye... Ben, erkek kardeşimin yattığı minderin bir ucundan tutup, O’nu karşı kenara çekesiye kadar da boruları bırakmadı. Kız kardeşim çok korkmuş, çığlıklar atıyordu... Kız kardeşimin sesine, annem ve anneannem koşup geldiler. Onlar, dışarıda bir şeyler yapıyorlardı o sıra... Annem, dedemi öyle görünce, hemen kalın bir odun parçası getirip, borunun altına destek yaparak, dedemin borudan kurtulmasını sağladı. Dedemin elleri, ekmek gibi kabarmıştı... Onca yanığa ve acıya rağmen, gıkını bile çıkarmadı, bir “of!” demedi dedem... O haliyle bile bize gülümseyip durdu, hiç yüzünü asmadı...
 
.    Bu faciayı atlattıktan sonra, yanmış ve kabarmış elleriyle, günlerce acı çekti dedem, ama bize hiç belli etmedi... O’nun bu fedakârlığı olmasa, borular erkek kardeşimin üzerine düşecek, erkek kardeşim yanacaktı... Borulardan çıkan kıvılcımlarla, belki ev de tutuşacak, bizler de tehlike altında kalacaktık... Yaptığı fedakârlık öyle büyüktü ki, benim çocuk zihnim bunu kaydetmiş ve asla unutmamıştı... 
 
.    Şimdi ne zaman dedemi düşünsem, aklıma ilk bu an gelir... Adı Mustafa’ydı... Ben altı yaşındayken kaybettim dedemi. O yılın sonlarındaydı her halde kaybedişim... Zihnimde çok anı biriktirebilecek kadar beraber olamamıştık dedemle, ama bu anı öyle büyüktü ki, yıllarca da beraber olsak, bundan daha anlamlısı olamazdı diye düşünürüm hep... Cennet mekânı olsun...
.    Hoşça kalın...
.
Dr. F.Fisun Gökduman Kökcü--- Muğla-Menteşe --- 29.06.2018
Fotoğraf çekimi: F.Fisun Gökduman Kökcü
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

“Kırk yamalı yorgan” işte böyle böyle, can alıcı anılarla dikilir çatılır da sıcacık ısıtır. Böyle böyle öğrenir insan evladı sevmeyi, fedakarlığı, sevdiği için yanmayı. Bir çocuğun belleği neleri tutar... Ne güzel ki koca yürekli bir adam yorganın en sağlam yamasını vermiş çocuğa. Anılar acıtıcı olsa da yeter ki insan etsin bizi. Yine güzel bir anınızı okudum Fisun hanım. İçten sevgiler, selamlar.

Tuğba Şardan 
 06.07.2018 12:20
Cevap :
Hayatın kendisi kırk yama gibi zaten.Bunu geç de olsa anladım.Her renk,her desen bir anı...Dedem de bu anılardan,renklerden yamalardan biri...Ne güzel bir analiz sevgili Tuğba hanımcığım.Adeta içimi okuyorsunuz.Gönüldeşiz sizinle,ne güzel...Çok teşekkür ederim.Sevgi ve selamlar yolladım gönülden.Sağlıcakla kalın.  06.07.2018 17:18
 

İnsanların çocuk belleğine öyle şeyler kazınır ki bazen izi kaybolmaz asla. Ben de dayımın 35 yaşında iş kazasında öldüğünde, anneannemin bizde kaldığı zamanı hatırlıyorum. Başka bir şehirden postaneye çağrıyla gelen telefondan hasta haberi aldığımız ve çok acele gelmemiz istendiği. Otobüsten indiğimizde eve giden yol mezarlığın yanından geçtiği için oradaki hazırlığı görüp, birinin boşnakça dayımın öldüğünü başka birine söyleyeni duyan annemin mezarlık yolunun diğer tarafına alelacele yönelmesini, yüzündeki o şaşkınlığını, anneanneme duyurmamak için nasıl çabaladığını hiç unutmadım. Allah rahmet eylesin hepsine.

SAHAFÇA 
 29.06.2018 23:14
Cevap :
Rahatsızlığımdan ötürü geç cevap verdiğim için affedin beni değerli dostum.Bu anı beni hep çok acıtmıştır.Ama sizin anınız da çok acıymış.Dayınız çok genç ölmüş.Anılar anıları çağrıştırıyor hep.Yaz yaz bitmiyor.Geçmişte tüm ölenlerimize rahmet dilerim.Yorumunuz için çok teşekkür ederim.Saygı,sevgi ve selam ile değerli dostum.Sağlıcakla kalın...  01.07.2018 20:08
 

Fisun Hanım, yine geçmişe, bir sürü anıların içine gönderdiniz beni. Hangisini anımsasam bilemiyorum. Yalnız askerde bir süre İtfaiye arazöz aracını kullandım Erzurum Ilıca'da kız yurdundaki yagında yaptığımız kurtarma işini unutamam. Esenlikler diliyorum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 29.06.2018 20:53
Cevap :
Rahatsızlığımdan ötürü geç cevap verdiğim için affedin beni değerli şairim.Birimizin anıları,hepimizi geçmişe götürüyor değil mi?Hatırlanacak ne çok şey yaşamışız.İnşallah kız yurdunda ölen olmamıştır.Yoksa çok acı verici bir anı olurdu.Yorumunuz için çok teşekkür ederim.Saygı,sevgi ve selam ile değerli şairim.Sağlıcakla kalın...  01.07.2018 20:11
 

O koca yürekli Dedene rahmet olsun. Kim yanmaz ki sevdikleri için. Sadece Analar,Babalar yanmaz ki içinde insan sevgisi olanlar yanar. Sahi böyle koca yürekli insanlar eskiden olduğu gibi çok mu? yine... Yüreklerde böyle güzel anılar bırakan tüm Koca yüreklere sevgi ile selam olsun değerli yazarım... Okurken benim yüreğim bile cızz etti.. Selam ve hürmetlerle.

Adil Bozkurt 
 29.06.2018 16:40
Cevap :
Teşekkür ederim değerli yazarım.Dedemle çok fazla anım yok,çok küçüktüm ben,dedemi kaybettiğimde.Ama koca yürekli bir insandı dedem.Bu anı benim içimi yakan bir anı oldu her zaman.Yazmak ve dedemi yâd etmek istedim.Yorumunuz için çok teşekkür ederim.Saygı ve selam ile efendim.Sağlıcakla kalın...  29.06.2018 19:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 690
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 280
Kayıt tarihi
: 24.08.11
 
 

Evli ve bir oğul annesi, emekli tıp doktoruyum. Paylaşacağım linkte, halk müziği ile ilgili çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster