Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
17
 

Sevelim Sevilelim

Ne kadar “boş” yaşıyoruz değil mi?

Yo yoo… Seslerinizi yükseltip nasıl çalıştığınızı, hayat için ne kadar koşturduğunuzu anlatmayın bana.

Bu sadece, sayılı kaç nefesimiz kaldığını bilmeden, sevdiklerimizden uzak, yalnızca hayatta kalabilmek için şu anki sadece hayatlarımıza tutunmak! Yanı başımızdaki sevdiklerimize belki bir kerecik bile onları sevdiğimizi söylemeden, son nefesimizi ya da vereceklerini bilerek hayatta kalmaya çalışmak!

Çünkü bu değil, bir başka şey aslında yaşamak!

Belki hiç yapamasak da bir çiçeği koklamak, bir çocuğun yüreğindeki sevgiye dokunmak, yaşlı bir insanın elinden tutup ona baston olmak ya da tertemiz bir havayı ciğerlerine doldurup sadece bununla bile mutlu olmak…

Oysa bizim yaptığımız ne?

Hayatımızı karalamak!

Sınırlı bir ömrün sayfalarını çevirirken önümüze geleni yıkıp dökerek, kırıp inciterek, hırslarımıza kurban ederek temiz sayfalar açmaya çalışmak.

Bu bir hayat, karalama defteri değil ki bize verilen. Beğenmediğimiz ya da işimize gelmediği yerde yarım sayfayı boş bırakıp temiz sayfaya geçerek sil baştan başlayamaz ki insan!

Kurşunkalem değil o elimizde tuttuğumuz. Basbayağı mürekkepli bir kalem... Hatta öyle bir kalem ki yazarken kurumasını beklemezsek, oraya buraya bulaştırırız düşüncelerimizi, duygularımızı. En güzel en temiz duygular bile o bulaşıklıkta güzelliğini yitiriverir ya da içi kötü fikirler ortaya serilir, daha çok karartır o tertemiz sayfanın beyazlığını. Dönüp silmek istesek, silemeyiz de. En güzel silinmişinde bile iz bırakır bu kalem.

Ha ben yırtıp atarım derseniz, o da olmaz!

Bilirsiniz her defterde ona karşılık gelen sayfalar vardır. Siz karaladığınız sayfayı yırtarken karşıdaki boş sayfayı da çıkarmak zorunda kalırsınız o defterden. Ömrünüzden ömür gider her karalanmış sayfayı çıkarmak istediğinizde karşısındaki boş sayfayla… Yani aslında sadece karşınızdakine değil kendinize de zarar veriyorsunuzdur o noktada.

Bir ömrü karalama defterinde tüketirken temize çekme şansımız yoktur. Yazdığımız yazacağımız son sayfaya kadar her şey eklenir o deftere. Belki de o defterdir yanımızda tek götüreceğimiz son yolculuğumuzda gideceğimiz yere.

Son sayfa nerde ne zaman yazılır bilinmez. Kalın bir deftere sahip olmayı kim istemez. Ama bir deprem oldu, kapandı bazı sayfalar bazı defterlerde bak. İşte hayat bu, böyle, an meselesi yaşamak, yaşamamak.

Hayat böyle bir şey işte... Defterimiz, her daim elimizde. Temize çekilmiş defterler gibi düşünerek pırıl pırıl sayfalar yazalım. Kırıp incitmeyelim birbirimizi. Boşa harcamayalım sayfaları, dolu dolu yaşayalım her günümüzü, yırtıp attıkça azalan sayfalarla boşa tüketmeyelim ömrümüzü. Kavgalar, savaşlar, düşmanlıklar, hırs, kin, nefret… boş işler.

Ne demiş Yunus “Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz”

Elazığ ve Malatya depreminde yitirdiğimiz canlara rahmet, yaralananlara şifalar diliyorum…

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 51
Kayıt tarihi
: 13.02.14
 
 

Eğitimci, Edebiyatçı, ''Sera Hatun'',''Aldatmaca'',''Handan Makamı'' ve ''Askıda Terapi Var'' adl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster