Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
185
 

Sevemiyorum

Sevemiyorum
 

İstabul'da bir gün,


Hangi dinden, hangi milletten, hangi ırktan, hangi mezhepten, olursa olsun, hangi partinin üyesi, hangi grubun mensubu, hangi konumda, hangi durumda ve uğraş alanında olursa olsun sevemiyorum.
 
Eşim, dostum, arkadaşım, konu- komşum, tanıdığım da olsa tanımadığımda bir şekilde eylem ve söylemine  şahit olduğum kim olursa olsun!
 
Şekli ne olursa olsun, küçük büyük, kime karşı olursa olsun, ruhsal ya da fiziksel bir cana   şiddet uygulayan,
Zalimce zulmeden,
Hak ve hukuk ihlali yapmayan dahi olsa, yapılana kayıtsız kalan,
Özgürlüğün sınırsız bir kavram olmadığını kabul etmeyen, kimsenin  özgürlük  sınırının karşısındakinin sınırlarını ihlal edemeyeceği  gerçeğini kabul etmeyen.
Bulunduğu konumu  bir kısım insanın yararına diğer kısmın zararına ya da  huzurunu bozmaya yönelik kullanan,
Vatan ve milletin bölünmez bütünlüğüne zarar verecek iş ve eylemde bulunan,
Yalanla hileye başvurarak bulunduğu konumu koruma çabasıyla her yol ve hareketi kendisine mübah sayan,
Yönetim ve denetim konumunda bulunanların, DOĞRU YÖNETİM  şekli  için gereken donanıma sahip olabilmeye  emek vermek yerine  İ-DA-RE  ederek gününü doldurmaya çalışan,
Vatan ve milletin milli değerlerine hakettiği önem ve değeri vermeyen,
Gerçek dindara sonsuz saygı duyarken, din istismarı yapan,
Halkının  manevi değerleriyle alay eden,
Bilgisi ve yeteneği, olup da paylaşmayan her kim olursa olsun
 
SEV(E)Mİ-YO-RUM!..
 
Aynı şekilde din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmadan, sadece  yaradanın  yaşama hakkı verdiği her Canlıyı seviyorum. Tabi ki koşulsuz sevgi olamayacağının bilinciyle, her şeyin  herkesin yeri ve değerinin farklı olduğunu da  unutmadan, yaşam hakkına saygıyla  yaklaşıyor, hak ve özgürlüklerini önemsiyorum.  Bu anlamda Anlama ve empati yeteneğimi geliştirmeye çaba harcıyorum. Geldiğimiz  noktadan utanç duyuyor  kendimi  de bu  durumdan sorumlu hissediyorum,
 
Vatan evimizdir bizim, polis  ve asker koruyucularımız, oysa şimdi karabasan oldu,  kendini en güvenli ve korunaklı hissettiği yerdir evi   insanın, evinde  güven içinde olamayan insanın kolu kanadı kırılarak yuvadan atılmış kuş dan farkı kalmaz, Yönetenler, evinde rahat uyuyabilmesine imkan vermediği  halkının  en  güvendiği dağlarını sis bulutlarıyla  kaplayıp, tutunduğu tüm dalları kıracak kadar öfke seline kapılmışsa eğer, kim olursa olsun bu vebalin altından kalkamayacaktır.
 
Adam Gibi Adam Olmak
 
Çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer
 
bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana
 
düşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir
ne yıkıldım diye yerinir
ikisini de önem vermeyebilirsen eğer
 
söylediğin doğruyu ve gerçeği büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz ve
yeniden koyulabilirsen işe
 
döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın diline
baştan tutabilirsen yolunu
 
yüreğine, sinirine “dayan” diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da
herkesin bırakıp gittiği noktaya
sen dayanabilirsen tek başına
 
herkesle düşüp kalkıp yine de erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezsen de
dost da düşmanda incitemezse seni
ne küçümser nede büyültürsen çevreni
 
her saatin her dakikasına
emeğini katarsan alın terine
hakçasına bölüşürsen vicdanındaki adaleti
her şeyiyle dünya önüne serilir
korktuğun yerde el öpmez
hükümran olduğun yerde ezmezsen
oğlum adam oldun demektir
üstelik ADAM GİBİ BİR ADAM.
 
Şiir: Rudyard KİPLİNG (1865-1936)
Şiir çeviri: Bülent ECEVİT

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hay eline ,diline sağlık. Ben de size katılıyorum.Bu güzel yazınızın altına imzamı atabilirim. Büyük Devlet adamı şair ve gazeteci Bülent Ecevit'i de rahmetle, saygıyla anıyorum. Mekanı cennet olsun...İyi bayramlar diliyorum...

Abdülkadir Güler 
 09.08.2013 16:31
Cevap :
Çok teşekkür ederim, gecikmiş olarak Sizin bayramınızı kutluyorum saygılarımla hürmetlerimle değerli hocam  11.08.2013 23:47
 

Aynen size katılıyorum. Ve şunu eklemek istiyorum; dindar şeytan olup adam keseceğime, dinsiz melek olur ve zararsız kalırım. Yazınızı çok sevdim. Sevgiler

Berrin Çoruk Aksu 
 13.07.2013 22:49
Cevap :
Ah nasıl güzel tamamlayıcı bir destek oldu yorumunuz hoş geldiniz Berrin hanım, Çok teşekkür ediyorum ben de size yürekten katılıyorum sevgilerimle  14.07.2013 0:09
 

Çok hassas bir insan olduğunuz belli. Yazıda dile getirdiğiniz hassasiyetlere ben de katılıyorum. Şiddete hem üzülüyor, hem buğzediyorum. Allah'tan ıslah olmalarını diliyorum. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 08.07.2013 18:18
Cevap :
Son zamanlarda koşulsuz sevgiden söz ediliyor ya, öyle mi olmalı diye düşünürken sevginin hak etmeyene sunulabilecek kadar basit bir kavram olmadığı gibi hak edenden de esirgenmeyecek değerli bir kavram olduğuna inanıyorum. Saygıyla teşekkür ediyorum  10.07.2013 2:17
 

Merhaba, aslında sevmek gerek. Mesela polislerimiz! Her ne kadar çapulcuların(!) üzerine saldırsalar da, aslında bu yaptıkları iş "Destan" yazmak. Selamlar...

Mesut KARİP 
 25.06.2013 12:55
Cevap :
Çok haklısınız Polisimizin yazdığı destanları tarih nasıl kaydedecek merak ediyorum. Ve izninizle sizden alıntı yapıyorum. "Ergenekon Destanı!: Binlerce kişi sabahın köründe, yataklarından kaldırılıp gözaltına alınarak sorgulanmışlar, sonunda içeri tıkılarak, suçlarını bilmeden 5-6 yıldan beri içeride yatıyorlar. Gezi Destanı: Taksim-Gezi Park eylemleri sırasında yazılmıştır. Polisimizin uyguladığı aşırı şiddet, biber gazı, tazyikli su, çivili sopa, cop ve tekme gibi uygulamaları epik şekilde anlatmaktadır. Bu destanın konularından birisi de kanunsuz emri vermek ve uygulamak olarak tarihteki yerini almıştır. Polisimizin yazdığı bu destanda(!)kendisine yardımcı olan kurumlarımızda vardır. Örneğin, Cumhuriyet Savcıları, mahkemeler gibi… Nasıl derseniz, Ethem Sarısülük’ü öldüren polis nefsi müdafaa denilerek serbest bırakılmıştır." mesut KARİP sayfasından, saygı selamlarımla teşekkür ediyorum. Abbas Oğuz bu blog'u önerdi. Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları   26.06.2013 23:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 233
Toplam yorum
: 2989
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 336
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

2011 ve  devam, sadece on yıl değil, neşe, hüzün, sevinç öfke, gurur, utanç insana dair ne varsa ül..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster