Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Temmuz '19

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
740
 

Sevgi (1)

Sevgi-Aşk; asırlar boyu insanlar tarafından sözcüklerle tarif edilemeyen bir muamma, bilinmeyen bir boyut olmuştur. Kelimelere dökmeyi denesek bu yazı "Aşk" gibi sonsuzluğa kadar uzar gider. Sözü burada daha fazla uzatmadan, sevginin dünden bugüne uzanan yolculuğuna, derin plandaki anlayışlarına ve yaşayışlarına şöyle bir göz atalım. Kelime lügatimiz, kalemimiz el verdiğince...

Tarih boyunca süregelen milyonlarca çeşit sevgi hikayesi duymuşuzdur. Kimisi hasretten delirip dağları delmiş, kimi özleme dayanamayıp zehir içip kendini yok etmiş, kimisi de Aşkın yüksek frekansı ve azametinden meczuplaşıp çöllere düşmüştür. Sevginin birçok insanda açığa çıkışı, farklı farklı halleri de ortaya koymuştur. Hikayeleri ve görünen plandaki halleri, derin planda ortaya koyuşlarıyla belleğimize kazınan bir çok aşk hikayesi kahramanı var: Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin ve Romeo ve Juliet gibi... Hemen hemen hepsi sevgiyi sıra dışı yaşamış. Ancak derin planda yaşanan aşk buna benzemez, bambaşkadır. Belki yüzeysel olarak baktığımızda aynı sözlerle anlatırız, aynı olduğunu zannederiz ama gerçek böyle değildir.

Hakikat yaşamında AŞKı yaşayan en önemli isimler hiç şüphesiz ki Tebrizli Şems ve Mevlana’dır. Onlarla ilgili yüzlerce hatta binlerce hikâye duymuşsunuzdur ancak biz bugün olaya başka bir pencereden yaklaşacağız ve normlarda yaşayanların sevgisine bir göz atacağız. Şimdi, biz birini sevdiğimizi düşünüyoruz ama aslında, hakikatte böyle bir sevgi şekli yok. Bu tür bir sevgi hep beklenti içerir. Aslında onu değil, BENini (EGO'nu) seversin; kendi BENinin, EGO’nun tatmin olmasını beklersin, umduğunu bulamayınca da kızıp sinirlenirsin. Bunlar sevginin değil, beşerin zaaflarıdır. Gerçek sevgide beklenti olmadığı için zaaf da bulunmaz, beşerî bir karşılığı olmaz.

Sevgide; eksiklik, noksanlık yoktur! Seveceksin ve sevdiğinin her şeyine katlanacaksın. Sevginin aslı budur. Mesela; bir dostumun, yanında çalışan ve her türlü işiyle ilgilenen bir sürü insan vardı. Bu insanlara bir kere bile dönüp içten bir selam vermedi. Böyle bir durumda sevginin gerçekliğiyle ilgili bir sorgulamaya girebilirsiniz. Zamanla bu duruma alıştıktan sonra, yorumsuz seyirle olay daha doğru değerlendirilir. Aslında, bir karşılık ummak demek sevgimizde beklenti olduğu anlamına gelir. Zaten beklenti olmasa, herhangi bir tepki de oluşmaz. Beklentimizi ortadan kaldırırsak bazı şeylerin sorgulanamayacağını anlarız. Dolayısıyla sevgi insanı imana yönlendirir. Anlaşılacağı üzere sevgi imanın temel taşıdır.

İmanımız olmadan cennete giremiyoruz; SAİD olamıyoruz. Bunun da sırrı sevgide yatıyor. Katıksız insan- varlık sevgisinde... Salt insan sevgisinin olduğu ortamların, ufku açık ve genişliği boldur. 360 derecelik bir açı gibi her tarafa sirayet eden bir sevgidir.

Bunun yanı sıra sevgi, içinde yanmayı da barındırır. İçinde beklenti olan sevgi seni yakar. Sevginin karşılığını almadığın zaman bedenen yanarsın ancak bu yanma senin varlığını yakar. Sana rahmet olur, beklentiden arındırır. İşte bu süreç, Mevlâna’nın “Hamdım, piştim, yandım” dediği noktaya işaret eder.

Gerçek sevgi farklı bir frekansta titreşir. Ritim dışıdır… Bu hissediş, içinde adeta sevinç patlamalarına neden olur. Bu şekilde bir açılım yapabilir.

Bazı insanlar vardır, görmek istemezsin, seni mutsuz eder. Onlarda ortaya çıkan manalara göre, sendeki manalar daha kapalıdır ve bundan dolayı onu gördüğünde yüzünü çevirirsin. Ancak sevgi bütün bunların üstesinden geldiği gibi, hem hizmeti hem paylaşımı beraberinde getirebiliyor.

Paylaşıldığı taktirde, sende var olan sevgi hiçbir zaman eksilmiyor hatta aksine çoğalıyor. Sevgi bizi içten konuşturur, kimseye basma kalıp bir şeyler anlatmak istemez.

Sevgi ezberden konuşmaz, sevgi üretim yapar. Sevgiyi yaşayanın orijinindeki ilim, kudret sıfatıyla üretim olarak açığa çıkar. Böyle bir sohbet ortamı insanlarda büyük farkındalıklar yaratır.

Ne varki her konu insanlarda heyecan yaratamıyor.

Ahmed F. Yüksel

Bodrum-Milas  29.07.2019

 facebook.com/ahmedfevzi.yuksel
instagram.com/sufafy
twitter.com/sufafy

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her alana yayılan, kapsayıcı sevgiyi yansıtabileceğimiz bir İnsan'ın hayatımıza dokunabilmesi dileğiyle...

Bürde Yurdaışık 
 07.08.2019 15:14
 

Sevgi. Hamurunda var insanın. Karşılık beklemeden. İçten . Gizli yada aşikar. Sonsuza kadar. Kalpten kalbe bir yol var mı? Dikkatli dinlese duyar mı insan? İyi baksa görür mü? Teşekkür ederiz.

kartal bicer 
 04.08.2019 17:42
 

Demek ki herkesi sevmek lazım. Sevgi o zaman tümden gelir?

Volkan Tolga 
 02.08.2019 10:25
 

Beğeni sevgi ve aşk Sanki aynı duygunun farklı bir kademesi gibi dursada yazınızda belirttiğiniz gibi arada büyük farklar var. Çünkü beğenen beğendiği özellikler etkisini yitirirse beğenmemeden vaz geçiyor, sevgi yolundayım derken beklentiye giriyor karşılık bekliyor gelmeyince sonuç hüsran, Aşk ise ayrı bir konu yaşayan bilir deniyor. Elbetteki sadece siyah ve beyaz yok.sistemde hepsinin yeri ve güzelliği var. Mevlam.ne eylerse güzel eyler,bizede gönül adamlığından böyle bir yorum düşer Kaleminize sağlık

gönül adamı 
 30.07.2019 16:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 586
Toplam yorum
: 1845
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10604
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya, Popü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster