Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
432
 

Sevgi, saygı ve erdem

Sevgi, saygı ve erdem
 

                                                                                                                                  Sevgiyi,

                                                                                                                       Ateşe öğretelim ki;

                                                                                                                       Yakmasın insanları,

                                                                                                  Sevgiyi,

                                                                                             Suya öğretelim ki;

                                                                                              Boğmasın insanları,

                                                                                                 Sevgiyi,

                                                                                             İnsana öğretelim ki;

                                                                                                   Öldürmesin insanları…

 

 

            Toplumumuzda maddiyat ön plana çıkarılarak; insan ilişkileri, kimi sıradan hesaplarla örüntülü duruma geldi ya da getirildi. Dostluk, özveri, hoşgörü ve içtenlik türü bireyi insanlaştıran kimi kavramlar benliğimizden uzaklaştı. Git gide de uzaklaşmaktadır. Kişilik erozyona uğradı. 

            Ne acı ki; gerçek sevgi, saygı ve dostluk mumla aranır duruma indirgenerek doğruluğun yerini yalan, dolan ve kalleşlik aldı. Komşu, komşuya saygıyı ve sevgiyi yitirdi. 

            Özellikle her sorunun çözümü, her rahatsızlığın ilacı olan okuma uğraşı ötelendi. Yerini sığ denebilecek kimi uğraşlar aldı. Gençlerin ellerinde kitap görme yerine telefon ya da internete yoğun zaman ayırma egemen oldu. Toplu taşıma araçlarında gözlerini uzaklaştırarak ileri yaş yorgunlarını görmez oldular! Özgecilik yerini bireyciliğe bıraktı. 

            Durum böyle iken medya ortamında karşılaştığım dostluk ve özveri içerikli yazı, ilgimi çekti ve etkilendim! Okurlarımla paylaşmanın mutluluğunu tatmak istedim. Erdeme dayalı gerçek dostluk neymiş ve nasılmış, buyurunuz içselleştirerek okuyalım. 

 

“ Gerçek dostluk işte budur

            Çok samimi iki dost ve arkadaşlardır. Fakat bir tanesi çok kurnaz, atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, dürüst ve sessizdir. Bir gün kurnaz olan arkadaş, diğer arkadaşın yanına giderek islerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla islerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok beğendiğini ve kendisine vermesini ister.
             Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez. Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi bağı vardır ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir. Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir ( ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek) arkadaşının iş yerine gider ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona is vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yine de arkadaşına kızamaz.  

            Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır Fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır, evine götürüp dinlendirir oturup sohbet ederler bir süre. Ve kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır.

             Saf adam artık zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur, Kimsesi olmadığını öğrendiği kadına; Kendisinin de yalnız olduğunu söyler ve bu evde birlikte yaşayalım, sen evin islerini ve yemekleri yaparsın der, yaşlı kadın hiç düşünmeden kabul eder. 

             Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine uygun bir kız bulup evlenmesini söyler, Bizimki böyle bir kızı nasıl bulacağını, tanıdığı olmadığını söyler. Yaşlı kadın ona uygun bir kız tanıdığını ve kendisiyle görüşebileceğini söyler. Görüşmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. 

               Bizimkisi kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yine de unutamamıştır. Biraz da geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir. Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek isteğiyle mikrofonu alır ve baslar yasadıklarını anlatmaya başlar : ”Eskiden çok sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün isleri bozulunca benden borç para istedi, elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. İçim kan ağlayarak onu da kendisine verdim. Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. İşlerim bozulduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak için kendisinden iş istedim. o  bana is vermedi. Çok üzüldüm, ama yine de arkadaşıma kızmıyorum Çünkü biz gerçek dosttuk.” 

               Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha fazla dayanamaz ve mikrofonu eline alır  başlar konuşmaya: ”Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı. İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi. Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi! Nişanlısını istememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı.(Hayat kadınıydı) Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu şekilde kurtardım. İşleri bozulduğunda gelip benden iş istedi, Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim. Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek özereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın ise; benim annemdi. Ona bakıp iyi yasamasını sağlamak için gönderdim. Ve şu anda evlenmekte olduğu kişi de benim kız kardeşim! Onu arkadaşımla evlenmesine ben ikna ettim. Değerli misafirler, İşte biz böyle dostuz!”  Dostlukla ve sevgiyle kalınız!            

                 Aslında dostluk kurmak, dost olmak zor değil! Günümüzde nerde böyle dostluklar!

 

                                                                                      *

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Nerede böyle dostluklar?" gerçekten Muhsin bey, güzel bir öykü, umutsuz ve güvensiz yaşanmaz demenin bir kanıtı daha işte, dilerim pişmanlık yaşatmayacak tek yüzlü insanlar çıksın karşımıza, saygılar selamlar

Cemile Torun 
 08.12.2014 20:18
Cevap :
Cemile Hanım, en dikkatle okurum siz iyi tahlil etmişsiniz yazıyı. Gerçekten duygusal bir metin. Öyle dostları keşke bulabilsek. Saygılarımla.  09.12.2014 17:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 667
Toplam yorum
: 472
Toplam mesaj
: 45
Ort. okunma sayısı
: 1372
Kayıt tarihi
: 18.08.08
 
 

Kırşehir Erkek İlköğretmen Okulu'nu, İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü, İstanbul Çapa M..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster