Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1702
 

Sevgi arsızı cilveli doktor

Sevgi arsızı cilveli doktor
 

ÇORAPLARA DİKKAT; SABİHA RANA İÇİN BU FOTO


'It is now or never' diyor Elvis radyoda;

Ya şimdi ya da hiç….

Bazen ne doğrudur bu sözler ; ya şimdi olmalı ya da sönebilir tutkunun ateşi; yarın geç olabilir; beslenmeli tutku ateşi neye karşı olursa olsun…..

Ara verilirse çok fazla küllenebilir ki ateş….

Alevi kora; koru küle çevirmemek gerek.

Nasıl kayar gibi geçiyor günler bu arada; insanoğlu bir üzgün;bir sevinçli…

Radyo dinleyerek, bazen okuyarak ve de yazarak…..

Değişik yorumlar alarak yazılanlara….

Yazmanın yaşamanın keyfine vararak; dilimlenmiş limonlu elma yanında bir kadeh kırmızı şarap tadında altın varaklı bardakta…..

Beş saksı daha çiçek ektim; üçü hercaimenekşe; ikisi papatya ; büyük çiçeklerimin yanı sıra dokuz adet de kır çiçeğim oldu. Tomografi sonuçları iyi çıkan Temel için ektim dün geceki çiçekleri.

Çiçekler ve çocuklar nasıl benzerler birbirlerine ; çiçeklere de küçük çocuklara da istediğinizi yapabilirsiniz. Koruyamazlar kendilerini; bu yüzden iyi bakmak gerekir.

Kayar gibi geçiyor günler; bir de Cuma akşamını görsem; dişim ile ilgili minik girişim bitmiş olsa…..Yok, yok pazar sabahını görsem de iyileşmiş olsa dişim ve dağ yürüyüşüne gidebilsem. Evet dağ yürüyüşüne….

Derinlere daldıktan sonra dün ve biraz da ağladıktan sonra nedense bir yalnızlık türküsü misali; bugün sanki kuşlar gibi geçti günüm. Biraz hasta bakarak; öğleden sonra eğitim çalışması yaparak; sevdiğim insanlar ile konuşarak…

Konuşmak diyince benim A isimli arkadaşımı çay içip teselli ederken ve de gündelik sorunlarımız için kız kıza konuşurken; masada karşımızda oturan genç kıza takıldı gözüm ve takıldım ona şaka ile karışık; onun da mutsuz göründüğüne dair; dayanamam ben takılırım insanlara.

Cevabını alınca şok oldum 20 yaşında cilt kanseri ve hiçbir yakını bilmiyor; tek başına ölümü bekliyormuş. Nasıl sakin; durgun ve yolculuğa gider gibi söyledi….İnanamadım……

Sonrasında öğleden sonra geldi zaten….. ve akşam eve geliş; belki de aslında belki de değil kesinlikle altın varaklı bardakta kızıllayan şarap onun şerefine içildi… Telefon numaramı verdim olur da bir gün biri ile konuşmak isterse…

Bir de böyle bir savunmasızlığım var işte; bağrım açık; evim, telefon numaram açık.

Yok yalan yazdım evim açık değil; evim mabedim; henüz başaramadım mabedimi çok açmayı; kıskanıyorum ben evimi yaaaa;

Neden bilmem belki bu da gelip geçicidir; yeniden hep yeniden zorluklar ile kurduğumdan olabilir mi?

Eşyalar değil sözünü ettiğim; havası; yeniden zorla yakaladığım huzur….

Biliyorum bu yazı ……böyle oldu işte… ama bakın lütfen içine; cilt kanseri olan kızı görün; ve hatırlayın hayatın içinde anlattığım şekilde koştururken unuttuğunuz incelikleri ve söylemediğiniz sevgileri…..

Ben mi……………

Biliyorsunuz daha olmadım ; olmaya çalışanım……..

İyi geceler……

09 Ocak 2007 00.33

BÖLÜM İKİ

Sıcak sabah çayı eşliğinde devam. Dün akşam ve bu sabah 6 gibi iki kez bu yazıyı yollamaya çalıştım evden ama olmadı. Ben de mail olarak yolladım ki kendime işe gelince yükleyeyim.
Ve sabah yedi buçuk gibi gözlerimin çevresini duman rengi kalem ile çevrelerken; bu yazının çok eksik olduğunu fark ettim.
Tam gözlerimi çevrelerken ve de kıyafetime uygun kolye arayıp da (hediye eden bilir) gümüş akrebimi ve Emin Hocamın hediyesi nazar boncuğumu, Emir’ in hediyesini de boynuma takıp da yine Emir’ in hediyesi küpeleri de kulağıma takarken kendimi kendime şöyle derken buldum: ‘ İki durul ya kadın; iki soluk al ne bu sevgi arsızlığı; bu şımarıklık; bu dünyada sen de sevilmemişsen senin de sevgi yoksunluğun varsa İNSAF KADIN İNSAF…..’

Şu üstüne başına bakman bile yeter a be güzelim; kolyeler hediye hem de sadece ve sadece sevgi göstermek için; kulağındaki küpeler yine öyle hiç de özel bir gün olmadan; koluna taktığın saat oğlunun kendi saati, sana verdi ; şımarıklık edip de siyah saatim yok diyince… pembe body üstüne giydiğin seksi yakalı siyah body EMOŞ’ UN HEDİYESİ;yakışır diye almış…Bu bile bir ölçüt a kızanım iki dur iki durul soluk al. Yok illaki de sevgilerini belli edecekler daha çok daha çok yapış yapış…Hemi de benim istediğim tarzda belli edecekler SÖYLEYECEKLER….İki durul a güzelim; sevgi şımarığı mısın nesin?

Yok yok illaki belli olacak sevgi değil mi? Belli olmalı ki ben de gösterebilmeliyim; belli olmalı ki incinmeyeyim diye mi yoksa… Hani sevgimi layık olana beni sevene vereyim diye mi? Hayat felsefesi budur bu arada kıymet verene kıymet verilir.

Belki de hani resimde görmekte olduğunuz çingene pembesi çoraplarımdır asıl ruhumun rengi; asi; alevin farklı tonu ve de akıllanmaz romantik. Bakacağız. Bu yazılar bundan çıkıp buraya yazılıyor ya; bu yolculuğu bu sorgulamayı paylaşmak adına…..

( O resim SABİHA RANA için kondu oraya; SULUKULE yazısı ve de oraya yazdığım yoruma ithafen (çekim 3 KASIM 2007 Ormana ‘ da kutlanan doğum günü partisinden; kıyafet inadına, özellikle o tonlarda; etek köy pazarından alınma) ( işte gene ben gene şımarık Eylül 3 yaşında öpüyor beni; ben hemen diğer yanağa da istiyorum şimdi))

Ama sorgulayacağım ya yine kafama takıldı böyle de arsız isem; hani ucundan da şımarık isem eee niye severler ki beni?

Belki de cevap kim bilir, bu kadar çok sevilmeye değer vermemde verenlere kıymet vermemdedir.Belki de sevgi için ÖLÜP BİTMEMDEDİR. . Belki de öpücük veren Topçular çocuklarının ve ‘Cilveli doktor’ adını takan kadınlarının sesindendir.

AMA YİNE DE ELVİS DOĞRU DİYOR BİR AÇIDAN YA ŞİMDİ..OLMALI SEVGİ SICAK SICAKKKKK

Belki sadece dönüp kendi gözlerime bakıp gerçek beni ; benim tanımadığım beni görmemdedir

Sabah gelirken dinlediğim şarkı gibi cevap BENİM YEŞİL GÖZLERİMDE ASILIDIR.

09 01 2007 10.00

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

enerjinizin hiç bitmemsesini dilerim.. Dilerim ki her daim böyle kendinizi sevin .. ve şımarın ... bence şımarmak yakışmış size ...

engindurgal 
 09.10.2008 13:37
Cevap :
Teşekkürleeeerrrrr  09.10.2008 13:43
 

Aslında tam da doğanıza uygun yaşıyorsunuz ve o nedenle yazınızın tınısı, frekansı, rengi tadı-tuzu yerinde giysi ahenginiz gibi. Hayatı da zamanı da yavaşlatmak olmalı yazan kişinin görevi. Doğamıza ve Doğaya aykırı bu hızdır bizi insanlıktan çıkarıp robotlaştıran belki de. Esin verdiniz, sevgi ve saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 23.07.2008 16:33
 

..Çok hoş ,bıcır bıcır ...Okurken içim açıldı..Sevginin ışığıyla aydınlanalım ,sevgiyle kal sevgili prensesim...

Tunay 
 09.06.2008 20:44
 

Yazınızı okurken, yüzünüzdeki tebessümü, mutluluğu görür gibi oldum. Biraz yaramaz, biraz masum, biraz çılgın gülümseme.. Hepsinden bir parça vardı sanki sizde. Sanırım önce kendini sevmekle başlıyor mutluluk yoluna insan. Gördüğüm kadarı ile bunu başaran nadir insanlardansınız. Hemde hiç tevazuya gerek yok çok zor olan mesleğinize rağmen. Teşekkürler, elinize sağlık, kaleminize sağlık. Bu enerji ile bu sevgi yumağını hayata geçirmenizle daha nice insana umut ışığı olacağınızı hissediyorum. Sevgilerimle

Niliş 
 19.03.2008 17:24
Cevap :
Teşekkürler Sevgili Niliş; O yazıda tevazu sonrakilerde de iddia var zaten:)  20.03.2008 11:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 106
Toplam yorum
: 421
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 678
Kayıt tarihi
: 17.07.07
 
 

Güneydoğu Anadolu bölgesinin Siverek  ilçesinden çıktım; üstüne Maarif Kolej eğitimi aldım ve tıp..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster