Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Kasım '13

 
Kategori
Çevre Bilinci
Okunma Sayısı
282
 

Sevgi bu mudur?

Sevgi bu mudur?
 

Biz yapay bir fanusta yaşayamayız.


Her insanoğlu binlerce yıllık insanlık serüveninin belleğini taşır.

Bilim adamları günümüz modern insanına benzeyen insanın 200.000 yıllık bir geçmişi olduğunu düşünüyor.

Bu süre içinde insanoğlu doğa ile ilişkisini ve kendi aralarındaki ilişkiyi sevgi temeli üzerine kurmadı.

Hep kıskanmak, sahiplenmek, bağlanmak, yararlanmak, sömürmek üzerine kurdu ve sahiplendiği, bağlandığı, sömürdüğü şeyleri şiddet kullanarak korumaya çalıştı.

Ailesine, klanına, dinine, milliyetine, malına, mülküne, eşyasına bağlandı.

Bu bağımlılıkta güvenlik aradı.

Belki de insanoğlunun en büyük yanılgısı buydu. Sürekli ve kalıcı bir güvenlik.

Bunca doğal felaketin, salgının ve hastalığın, savaş ve terörün, trafik kazası veya başka kazaların olduğu bu Dünyada sürekli ve kalıcı bir güvenlik olabilir mi?

İnsan bütün bağımlılıklarından ve binlerce yıldır belleğini doldurduğu doğmalardan, koşullanmalarından özgür olmadığı sürece aradığı sevgiyi bulabilir mi?

Kendini bilmeden, kendi içindeki çatışmalardan kurtulmadan gerçekten sevebilir mi?

Biz insanın kendisi ile değil, onun hakkında düşüncelerimizde yarattığımız imgelerle ilişki kuruyoruz.

Günümüzde imgeler (imaj) her değerin önünde.

Biz gerçekte hiçbir şeyle, hiç kimseyle önyargısız ilişki kurmuyoruz.

Belleğimizdeki bilgilerle, imgelerle, kızgınlıklarımız, incinmelerimiz, acılarımız ve hazlarımızla ilişki kuruyoruz.

Bu ilişki sevgi değil.

Sevgi bunun çok ötesinde bir şey.

Bizim sevgi dediğimiz şeye dikkatle baktığımızda gördüğümüz şey; daha çok sahiplenmek, daha çok yararlanmak.

Sevgi bu mudur?

Kadın, erkek ayırmadan biz insanlar zihnimizi dolduran, geçmişe ait bu bilgi ve imgelerden, kısaca biriktirdiklerimiz ve bildiklerimizden özgür olmadıkça ne gerçek sevgiyi tanıyabilir ne de içinde acıların, hırsın, şiddetin, kıskançlıkların, açgözlülüklerin olmadığı bir ilişki kurabiliriz.

İnsan şiddet yüklüdür.

Hiçbir fikir, hiçbir ideoloji, hiçbir inanç insanı bu eğiliminden kurtaramaz.

Sadece insanın kendini bilmesi ve içindeki şiddetin farkında olması ile çatışmalar son bulur.

Bunun farkında olmadıkça ne doğanın kıyımı, ne buzulların erimesi, ne birçok hayvan neslinin tükenmesi, ne savaşlar, ne katliamlar, ne işkenceler son bulur.

Korkularımızdan şiddet doğuyor ve şiddet  kanserli bir hücre gibi bölünerek çoğalıyor.

Bizim her bölünmemiz daha fazla acı, daha fazla ölüm getiriyor.

Oysa biz insan, biz toplum, biz Dünyayız.

‘We are the world ‘ sadece bir şarkı değil. Biz gerçekten Dünyayız.

Biz her geçen gün daha fazla bölünüyoruz.  Irklar, dinler, mezhepler,milliyetler, sınırlar, diller, ideolojiler yeteri kadar böldü.

Şimdi sıra fikirlerde ve başka şeylerde. Belki bir gün tuutuğumuz futbol takımları bile olabilir.

Biz geçmişin bilgisiyle binlerce yılda buraya geldik.

Geldiğimiz yer kıyametten belki 50, belki 100 yıl öncesi.

Kıyametimizi biz yarattık.

Kıyametimizi hırsımız, açgözlülüğümüz, hasetimiz, sevgisizliğimiz yarattı.

Biz doğayla ilişkimizi beceremedik. Biz kendi aramızdaki ilişkiyi de beceremiyoruz.

Çünkü hırslıyız, açgözlüyüz, kıskancız, sahiplenmek istiyoruz.

Şiddet yüklüyüz.

Bizim bağlandığımız değerlere karşı olanları, inancımıza, ideolojimize, fikirlerimize karşı gelenleri sindirmek, boyun eğdirmek hatta yok etmek istiyoruz.

Bütün bunlar hem içimizdeki, hem toplumdaki, hem Dünyadaki çatışmaları körüklüyor.

Sevgisizliğimin kanıtı, Dünyanın her yerindeki bu bitmeyen kargaşa, kavga ,savaş ve katliamlar.

Sevgi üzerine sözler söylüyor, kitaplar yazıyoruz.

İnsanı sevmekten, doğayı sevmekten bahsediyoruz ama sevgisizlikten doğan kıyametimizi önleyemiyoruz.

Doğa alarm vermeye başladı bile.

Biz yapay bir fanusta yaşayamayız. Doğa bizim yaşam alanımız

İçimizde gerçekten doğa sevgisi varsa şimdi göstermemizin tam zamanı aksi takdirde her geçen gün biraz daha kıyametimize yaklaşıyoruz.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2511
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

Eczacı, Optisyen Fizik, özellikle optik fizik konusuna ve genel olarak görüntü ve ses teknolo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster