Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '21

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
97
 

Sevgi enerjin İle Kendine Çek!

Kendi geliştirdiğim çoklu terapi yönteminin ana konularından biri de enerji konusudur. Kitabımda bunu uzun uzadıya anlattım. Ama burada sana enerjinin hayatında ne gibi etkileri olduğunu ve olacağını kısaca anlatmaya çalışacağım. 
 
Doğrusunu söylemem gerekirse evrendeki her şey bir enerji temeli üzerine kuruludur. Bu enerji evreni içinde kâinatta her şey birbirinin enerjisinden olumlu veya olumsuz şekilde etkilenir. Yaratılan her şeyin özü ve temelinde enerji vardır. Samanyolu galaksisinin dışındaki bir kozmik patlamadan bile etkilenebiliriz. Bazen ay ve bazen de gezegenlerin ve güneşin enerjisinden de. Ama ben burada başka bir şeyden bahsetmek istiyorum. Sevgi enerjisinden. Çünkü aslında sevgi enerjisi denilen şey her maddenin, her canlının ve kısaca her yaratılan şeyin içindeki olması gereken pozitif enerjidir. Bu pozitiflik sayesinde yapma, oluşturma, iyi şeyler başarabilme, olumlu etkide bulunabilme, sevme, sevilme, faydalı olabilme enerjilerini aktive ederiz.
 
Negatif enerji ise bundan daha farklıdır. Onun görevi ise olumsuzlukları yaşatmak üzerinedir. Sevgi enerjisinin zıttıdır. Ama sevgi enerjisinden asla ama asla güçlü değildir. Sevgi enerjisini zaman zaman manipüle edebilir ama sevgi enerjisi aktive olmaya başladığı zaman bütün negatif enerjileri kendisine dönüştürür. Kısacası onu bastırır ve aynalama yaparak olumsuz negatif enerjiyi pozitife çevirir. Bu çok güçlü bir frekanstır ve evrenin bu şekilde dengede durmasını da sağlayan bir enerjidir.
 
İnsanlar doğumundan itibaren nötr bir enerji ile doğarlar. Çünkü Yüce Yaratıcı insanı kendi bilinci doğrultusunda seçimlerinde özgür bırakmıştır. Yalnız bilinç sürecine kadar da Yüce Yaratıcı bizleri gerçek anlamda bir koruma altına almıştır. Zaman zaman da olaylara ve durumlara müdahale eder.
 
Şimdi gelelim sevgi enerjisinin insanda nasıl oluştuğuna. Sen daha doğmadan önce anne karnında bir can olarak belirdikten itibaren bu evrendeki pozitif ve negatif frekanslardan etkilenmeye başlarsın aslında. Bir insanın iyi veya kötü olmasının hikâyesi de daha burada başlar. Öyle ki senin annenin ve babanın iyi insanlar olmasından tut da, onların yaşadığı ortamın niteliği, yaşamlarını sürdürmek için elde ettikleri gelirleri, ruhsal dengeleri ve manevi yapılarındaki “gerçek” samimiyet bile senin iyi bir insan olup olamayacağının temellerini atar.
 
Bunu şöyle düşünmelisin. Bizleri yaratan Rabbimizin diledikleri müstesna kötü bir ortamda büyüyen, kötü enerjilere maruz kalmış bir insanın da yetişkinliğinde bilinç olarak iyiyi ve doğruyu seçmesi güçtür. O yüzden pozitif ve negatifin altındaki unsurları bilinç seviyesinde herkesin iyi bir şekilde idrak etmesi ve kendi yaşamındaki seçimleri de bu idrak sonucunda yapması daha isabetli olacaktır. Kısacası bilinç seviyemizdeki tekâmül sürecini doğru bir şekilde tamamlamayı başardığımızda pozitif sevgi enerjisini kendi bünyemizde yoğun olarak barındırmayı da başarabiliriz.
 
Bir defa şunu söylemekte fayda var. Eğer bilinç seviyende gerçek anlamda pozitif sevgi enerjisi ağır ara öndeyse sakın korkma! Çünkü bu enerji frekansı sen her negatif şey yapmaya çalışırsan çalış seni bir şekilde sistemsel olarak uyarır. Hatta bazı durumlarda negatife izin bile versen hemen ardından duyacağın pişmanlık enerjisi ile(ki burada pişmanlık enerjisi aslında seni pozitif yöne yönlendirecek bir indikatör gibi davranır) bir süre sonra kendine gelirsin. Yani bir anlamda pişmanlık duygusu burada aslında fizik bilimindeki kinetik enerji gibi seni harekete geçirecektir. 
 
Yalnız negatifi çok tekrarladığında sevgi enerjinin miktarında azalma olmasa bile seni harekete geçirecek olan pişmanlık, üzüntü, affetme gibi mekanizmalar bozulacaktır. Bu mekanizmaların bozulması sonrasında ise potansiyel olarak sende var olan sevgi enerjisi aktive olmakta zorlanacak veya bu enerjinin ruhsal dengen içindeki hareketinde tıkanmalar yaşayabilirsin. Bunun anlamı şu. Sen bilinç seviyesinde hata yaptıkça ruhsal denge mekanizman içinde yer alan ve senin seçimler yapmanı, pişmanlıklar duymanı sağlayan, affetmeni sağlayan, sevmeni sağlayan, üzüntü duymanı ve kendini toparlamanı sağlayan mekanizmalar ve daha pek çok mekanizman bozulacaktır.
 
Bu yüzden sendeki sevgi enerjisinin; daha anne karnından itibaren, çocukluk, ergenlik ve bilinç seviyesine kadar olan öyküsündeki yerleşiminin sağlıklı olabilmesi senin ortalama 20’li yaşlara kadar ki yaşam sürecine bağlıdır. Bu süreç senin yetişkinlikte elde edeceğin bilinç seviyesinin de tekâmülünü olumlu ya da olumsuz şekilde etkileyecektir. Yani bir anlamda ruhsal anlamda bilinç kazanana kadar ne kadar dengeli ve sağlıklı bir çocukluk ve ergenlik geçirdiysen tekâmül sürecin de pozitif sevgi enerjisi elde etmeye o kadar yakındır.
 
Sevgi enerjisinin sende bulunmasının faydası nedir? Sevgi enerjisi iyileştirir her şeyden önce. Senin ruhsal ve fiziksel olarak her türlü zorluk karşısında çabuk bir şekilde toparlanmana yardımcı olur. Karşılaştığın zorluklar karşısında çabuk hareket etmeni ve isabetli kararlar almanı sağlar. Ahlaki noktada adaletli olmanı sağlar. Ahlah ve adalet mekanizmanın dengeli bir şekilde çalışması sonucunda süperego ve ego arasında daha isabetli şekilde geçiş yapabilirsin. Kendinle ilgili ve başkalarıyla ilgili aldığın kararlarda ve yapıp ettiklerinde adaletli ve dengeli olursun. Atalarımızın da vicdan sahibi olmak dediği şey de tam olarak budur. Başkalarına karşı ve kendisine karşı dürüst ve adaletli olan kişilerin de ruhsal denge mekanizması sağlıklı çalışır. 
 
Ruhsal denge mekanizmasının sağlıklı çalışmasının yegâne koşulu sevgi enerjisinin bilinç düzeyinde “gerçek” anlamda yerleşmesinden başka bir şey değildir. Çocukluğundan itibaren aldığın sevgi enerjisi bir anlamda senin yetişkinliğindeki tekâmül sürecinin de gidişatını belirler. Yani bu şu demek. Çocukluğundan itibaren bilinç düzeyinde ne kadar çok sevgi enerjisi ile doldurulursan o kadar üst düzeyde bir ruha sahip olursun. Bu enerji sayesinde sen belki de başka insanları bile şifalandırabilirsin. Girdiğin ortamda fark edilirsin ve seninle temas eden insanlar bir anlamda seninle ilgili de olumlu ve pozitif duygular barındırırlar. Bir anlamda sen de ne kadar çok sevgi enerjisi yüklüyse karşındaki insanda da bu enerjinin yansımasını görürsün. Sana bunu yansıtır. Bir anlamda sana aynalama yapar.
 
Sevgi enerjisine koşulsuz olarak sen de geçebilirsin. Bunun için yapman gereken şey basit. Eskiden ne yaptığını gözünün önüne getir. İyi ve güzel şeyleri hayal et. Bir de olumsuz anlamda sergilediğin tutum ve davranışları düşün. Sonrasında sesli olarak kendine söz ver. Olumsuz olarak yaptıklarımdan derin bir pişmanlık duyuyorum diye kendine seslen. Bütün yapmış olduğum olumsuz davranışlardan dolayı af ve kabul enerjisine geç. Kendini affet ve bunları yaptığın için de af dile. Özür dile! 
 
Benim Hawaii halkından öğrendiğim bir metot var. Hawaii’ liler “Ho'oponopono” yaparak sevgi enerjilerini aktive etmişlerdir mesela. İslam’da ise tövbe etme vardır. Sana önerim ise şu. Sen neye inanırsan inan ona uygun şekilde negatif enerjiden kendini uzaklaştır. Ama mutlaka “Ho'oponopono” yapmalısın. Çünkü bilinç düzeyinde de beyninin buna ihtiyacı var. En az 100 defa sesli olarak seni seviyorum, özür dilerim, beni affet, teşekkür ederim diye sesli olarak tekrarlaman beyninin düşünsel olarak bu enerjiyi kabullenmesine yardımcı olacaktır.
 
Yazan: Selçuk Arıcı (Uzman Klinik Psikolog-İnsan Kaynakları Danışmanı-Yazar)
Makale Tarihi: 02 Mayıs 2021
Yazı hakkında: Kaynak ve yazar belirterek yazıyı kullanabilirsiniz
Terapi/Eğitim/Konuşmacı Talepleri için: selcukarici@gmail.com
 
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 832
Kayıt tarihi
: 29.01.14
 
 

Yaklaşık 20 yıldır iş hayatında.Halen klinik psikolog ve eğitmen olarak çalışmakta.Ulusal gazete,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster