Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '19

 
Kategori
Sevgililer Günü
Okunma Sayısı
138
 

Sevgi Neydi?

Merhaba sevgili okur, 
Bu haftaki yazımı yine günün anlam ve önemine uygun olacak şekilde belirleyerek sevgi konusu üzerinde durmak istedim. Aslında pek çok vurucu başlık bulabileceğimi düşündüm bu yazı için. ‘Aşkın Psikolojisi’ desem psikanalizin kurucusu Freud bunu yüz küsur yıl önce yazmış zaten. ‘Sen kimsin ki?’ Diye sormazlar mı? Ya da daha arabesk hislerle ‘Aşk için ölmeli, aşk o zaman aşk’ diyerek birçok kişiyi damardan da vurabilirdim. Neyse, ben biraz klişe ama hemen herkesin hafızalarında kendine yer etmiş bir film repliğini seçmek istedim. Sevgi neydi?
 
Bu yazıyı yazarken size pek çok bilimsel bilgi vermek, kitabi tanımlar yapmak isterdim. Ama yapamam. Hislerin tanımını yapmak çok sığ bir yaklaşım gibi geliyor bana. Yine de sorarsanız bana aşkın tanımını, bir şeyler hissediyor ama adlandıramıyorsanız o aşktır zaten derim. 
 
Aşkla ilgili pek çok teori var. Hormonlar ve beyin kimyasının hatta çocukluk yaşantılarının aşık olduğunuz kişiyi seçerken ya da siz seçtiğinizi zannederken ve partnerinizle olan ilişkinizi yürütürken sevginizi gösterme biçiminize kadar sizi etkilediği söyleniyor. Yani aşk çok değişkenli bir denklem gibi diyebiliriz. Kendi içinde bir çözümü var ama çözmek herkese nasip olmuyor işte.
 
Bir de aşkın ömrü söylentileri dolaşır durur sürekli. ‘Bilimsel araştırmalar diyor ki’ diye başlayan gazete haberleri görürsünüz. Bunu bilmek ne işe yarayacak diye düşünmüşümdür hep. Üç yılsa aşık olmaya gerek yok ama beş yılsa bir düşüneyim deme şansımız mı var sanki? Nasıl ki aşık olduğunuzu belli hislerle fark ediyorsanız, bittiğinde de fark edersiniz zaten.
 
Yine ‘Aşk mı, Sevgi mi?’ Tartışmaları da çokça yapılıyor günümüzde. Aşk sevginin daha tutkulu ve yoğun hali denebilir. Aşk dediğimizde genellikle bir partnerden söz ederken sevgi dediğimizde pek çok şeyi içine alan kocaman bir duygu hali gelir aklımıza. Bu yüzden de sevgi aşktan daha yücedir bana göre. Aşkın acısı da olur, kırılganlığı da, ömrü de. Ama sevginin sınırı yoktur ve ömrü siz istemediğiniz sürece bitmez. İşinizi, çocukları, hayvanları, çiçekleri, kitapları, yolculukları vs. daha da arttırabilirsiniz sevginizi vereceğiniz şeyleri.  Seven ve sevildiğini hisseden insan hayatta daha mutlu ve psikolojik olarak daha sağlam oluyor. Bu yüzden sevginin sonsuzluğundan bol bol yararlanmak gerekiyor. 
 
Not: Siz hislerinizin adına ister aşk deyin ister sevgi. Kalbinizin sesini dinleyin. Ertelemeden, boş vermeden kendinizi kısıtlamadan sevin. Karşılık bulamazsanız da sevin. 
 
Ne demiş Nazım Hikmet;                                                                                                                            ‘yani sen elmayı seviyorsun diye                                                                                                                elmanın da seni sevmesi şart mı?                                                                                                              Yani Tahir’i Zühre sevmeseydi artık                                                                                                            yahut hiç sevmeseydi                                                                                                                                  Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?’
 
Sevgiyle kalın…
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 210
Kayıt tarihi
: 10.10.18
 
 

Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümü mezunuyum. 2014 yılınd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster