Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Eylül '10

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1675
 

Sevgi seni özgürleştirir

Sevgi seni özgürleştirir
 


Sevgi, yaratıcıdır. Korku ise yıkıcı...

Sevgi saf enerjinin, içindeki özgürlüğün ifade bulmasıdır. Sevginin zıttı nefret değil, korkudur. Nefretin temelinde korku yatar. İnsan bilmediği şeyden korkar.

Korku yıkıcıdır, yok etmek, öldürmek ister. Çünkü benliğini, seni esaret altına alır. Onun dışına çıkmana izin vermez.

Sevgi sınırsız bir ülkedir. Ancak insanlar sevgiyi bir talep olarak karşılarındaki insanlardan isterler. Sevgi bir alışveriş biçimine indirgenir, diğer kişiden talep edilir. Sevginin diğer bir kişiyle hiçbir alakası yoktur; sorun senin karşındakini, diğerini ne kadar içten, ne kadar derin sevdiğindir. Gerçek sevgi talepsizdir.

İnsan ne kadar çok severse, o kadar sevilebilir olur, o kadar ilgiye layık olur. Ne kadar az severse kendiyle kurduğu bağ o denli düğüme döner. Giderek daha fazla içine kapanır, egonun tutsağı olur.

Sevgi her şeyden önce sana yardımcı olur. Başka bir ilaç aramana, başka bir özeleştiri bulmana gerek yok. Sevgi önce seni besler, sonra sevdiğini, sevileni...

Koşullar özgürlüğe giden, sevgiye giden yola konmuş engellerdir. Zihnin yolu böyle sıradandır, kendini güvence altına almaya çalışır. Oysa hayat risk almak demektir. Bir kez bunu fark ettiğinde, içine yaşamanın coşkusu, cesareti, özgürlüğü dolmaya başlar.

Zihnin yolları güvenlidir, fazlasıyla güvenlidir, o sana bin bir çeşit yanıltıcı cevap sunabilir. Zihin seni bir tohum olarak tutar, düzyazı seni kurallara göre yönlendirir.

Kalbin yolu şiirin yoludur. Kalbin yolu, zihnin yolu gibi sıradan değildir, yaratıcılık doludur. Duyguların, hislerin yolu, seni daha bir fark eder kılar. En tehlikeli yolları fark etmeni ama kalbinin yolunu seçmeni sağlar. Risk yoksa, ufak engelleri aşmayı göze alamazsan gelişme de olmaz. Çiçeklenmen, bir tohum olarak kalmaman için farkındalıkla hareket etmek gerekir.

Farkında olduğunda özgürleşirsin, sevgi seni özgürleştirir. İnsanları karşılıksız, çıkarsız, koşulsuz sevmeyi öğrendiğinde, küçük hesapları unutursun. Onlar zihninden silinir. Kalbin yolunu izlediğinde sırf bundan mutlu olduğunu fark ettiğin, birine içinden geldiği için değer vermeyi, ilgilenmeyi öğrendiğin zaman özgürleşirsin.

Normalde insanlar sevgi için durmadan koşullar öne sürerler. Kimse kendini değiştirmek istemez, herkes bir başkasının kendi gibi olmasını ister. Anne çocuğuna, koca eşine, öğretmen öğrencisine koşulları yerine getirmesi halinde seveceğini dillendirip durur. Bunun sevgiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bu çok çirkin bir alışveriştir, sevgi değildir.

Herkesin ağzından mutluluk sözcüğü düşmez ancak gerçekten mutlu olmak isteyen, kendini özgür kılmak isteyen insan çok azdır.

İnsan geçmişe, eskiye, geleneklere sıkı sıkıya bağlıdır. Bildiğinden ürkmez ama yeni olan korku yaratır. Yeninin bir riski vardır. Ancak eğer yeni kapını çaldığında ona kapıyı açmazsan gelişemezsin, beslenemezsin, yenilenemezsin. Yerinde sayan her şey çürümeye mahkûmdur. Yeni olanın dost mu düşman mı, iyi mi yoksa kötü mü olacağını düşünmenin bir anlamı yoktur. Yeni ancak deneyimlenirse hayatını zenginleştirebilir.

Yeniyi deneyimlemek, yeniyi yaşamak sana özgürlük için sunulmuş bir fırsattır. Bunu iyi değerlendirmek gerekir. Bu potansiyelini gerçekleştirmen, bütünlüğü deneyimlemen için bir hediyedir.

Yeni olan içinden değil, öteden geldiğinde korkarsın, güvenin tehlikeye atılmıştır. Şimdiye kadar sana sunulanla, sana verilenlerle, sorgulamadan rahat bir hayat yaşamışsan, yeniyle karşılaştığında korkman doğaldır.

Yeni, bütün alışkanlıklarını gözden geçirmekle kalmaz, huzursuzluğunu fark etmen, inançlarını ve sorgusuz kabul ettiklerini düşünmen için seni dönüştürmeye hazırdır. Bir kez ona kapıyı araladığında yeni olan seni dönüştürebilir. Bu dönüşüm senin kendi sorumluluğunu alman, kendini yaşaman için bir fırsattır.

Eski olan, tanıdık olan ölüdür. Onun sana verdiği sahte bir güven duygusu vardır ama herhangi bir coşkusu, yaşama sevinci, deneyimlemenin getirdiği beslenme, büyüme potansiyeli yoktur.

Yeni olanın nereye varacağı bilinmez, nereye çıkacağı bilinmez. Ama hep eski sokakları izlersen kendi küçük hapishanende, o sahte labirent içinde dönüp durursun. Yaşam statik değildir, durağan değildir. Yaşam bir sözcük değildir, yaşamaktır, bir eylemdir.

Yaşam cesaretin eyleme dökülmüş halidir.

Yeni olan karşısında korkman, tedirgin olman son derece doğaldır. Doğal olmayan şey korkunun seni ele geçirmesine izin vermendir.

Yeni bir iş, yeni bir ilişki, yeni bir sınav... Eski sana pek çok söz verse de seni daha olgun, daha anlayış dolu kılmamıştır, senin daha fark ederek yaşamanı sağlamamıştır. O ölüdür.

Yeni başta belki rahatını bozacak, seni huzursuz edecektir ama seni yaşama sevinciyle çevreleyecektir. Sana mutluluğu ve özgürlüğü getirebilir, sana bilinmeyenin yepyeni yollarını, olanaklarını sunabilir.

Dünyadaki hiç kimse, hiçbir sanatçı eskiden yeterince doyum sağlamamıştır. Farkında olmasa da aslında herkes kalben yeni olmak ister. Bildiğin bir şeyden bilinmeyene hareket etmek, hareket ederken yaşamı deneyimlemek ve deneyim kazanmak, sıkıcı ve monoton olandan keşif duygusuna, maceranın coşkusuna sıçramak...

Yeni olan bir sıçramadır, eskimiş, çürümüş, tatminsiz benliğe açılan bir kapıdır. Herkes kalben yeni olmak istese bile çoğu kişi yeni kapıyı çaldığında, onunla yüzleştiğinde kaçar. Gelişmiyorsan, yaşamıyorsan, sadece “mış” gibi yaparsın, kendini kandırmak için bahaneler, sebepler yaratmaya çalışırsın.

Sahte olanın, eski olanın cesarete, özgürlüğe ihtiyacı yoktur. Ama yeni olan cesaretle, özgürlükle derin bir ilişki, zengin bir uyum içindedir. Daha zengin olmak, daha yüksek makamlara yükselmek, daha şöhretli olmak insanı daha muhafazakâr kılar. Daha korkak, kaybetmekten korkar hale gelirsin. Çünkü içten bilirsin ki sen paran, şöhretin, makamın olmadığında, bunlardan hangisine sahipsen o altından çekilip alındığında çıplak kalırsın, fakir kalırsın.

Ne kaybedeceksin? Niçin korkuyorsun? Gerçekten kaybedeceğin bir şey yok. Yeni olan varoluşun nefesidir. Zihin hiçbir zaman yeni olmamıştır, o alışkanlıklar, koşullanmışlıklar doludur. O geçmişle doludur ve yeninin verdiği heyecanı eskinin güvenliğine tercih etmen için sürekli seni yönlendirmeye çalışır.

Kalbin yolu sevginin yoludur. Ben “Hiç düşünme, bir aptal ol” demiyorum. Ben daha farkında, daha sessiz, daha meditasyon dolu olduğunda, kendi olma sorumluluğunu aldığında kalbin yolu sana açılacak diyorum. Sen fark etmesen bile yeni her zaman seninledir, seni deneyimler. Sen aslında yeniyle çevrilenmişsindir. Yeniden kaçarak, “Ben ayrıyım, farklıyım” diye düşünebilirsin ama yeni bunun böyle olmadığını bilir.

Eğer fark edersen yeninin her yoldan karşına çıktığını, engellerin gelişmen için bir fırsat sunduğunu anlarsın. Yeniyle birlikte varoluş seni sarar, senin üstüne yağar ve senin çiçeklenme potansiyelini gösterir.

Eğer çürümeyi, bütün duyularını yitirmiş biri gibi, bir mezarda, bir hapishanede yaşamayı tercih ediyorsan bu bir yaşam değildir. Bu “yaşamak” değildir. Yeninin verdiği tutku, heyecan, keşfetme duygusu yoksa ölü olarak kalırsın.

Duyarlı olmak, farkında olmak demek, varoluşun seni soluması demektir.

Yeninin çekiciliğini hiçbir zaman eskinin güvenliğine değişme. Yeni çekicidir, heveslidir, öğrenmeye ve deneyim kazanmaya açıktır.

Yeni keşfedilmemiştir, yeni başlı başına bir serüvendir.

Yeni seni sürekli geliştirir, o bir meydan okumadır. Her fırsata tepkiyle değil, yanıtla yaklaşmanı sağlar.

İçin sevgi doluysa, sevgi yağmuru üstüne yağar, sevgiyle yıkanırsın. İçin çiçeklenmişse başkasına kötü yaklaşımlar sunman, kötü deneyimler yaşatman mümkün değildir.

Sen sadece yeniye karşı açık ve dürüst ol, tüm kalbinle açık ol, onun zamanı ne dün ne de yarındır. O altın şimdide yaşar.

Zihnin geçmişi bırakmazken, kalbin bugünün yolunu açar ve yarının için macera ortaya çıkar. Varoluş zaten seni unutmaz, o her zaman yenidir, tazedir. Onun tazeliği seni bütünle tanıştırır, içindeki boşlukların farkına varmanı sağlar, o senin varlığınla bütünleşir. Artık kendini ayrı hissetmezsin, birliğin farkına varırsın. Bu kavrayışın seni ileri taşır.

Duyarlı olup hissettiğinde, kendini açarsın. Egonun hapishanesinden kurtulup kollarını varoluşa açarsın. Tıpkı dua ettiğin zamandaki gibi... Kendini varoluşun emin ellerine sunduğun gibi yeniyi büyük bir sevinçle, coşkuyla kabul et. O zaman geçmişin koşullanmışlıkları, güdüleri, arzuları, yönlendirmeleri son bulmaya başlar.

İnsan hata yapmadan öğrenemez ve öğrenmek ve özgürleşmek için bile hatalara değer. Bütün doğrular hata yapılmadan anlaşılmaz. Nasıl anlaşılabilir ki? Hiç yanlış yapmıyorsan doğru yaptığından nasıl emin olabilirsin? Buna dair bir tecrüben yok...

Kalbi kırılacağı için, terk edilmekten korktuğu için, karşılık bulamayacağından endişelendiğin için sevgi dolu olmaktan, sevmekten korkarsan... Minnet ve şefkat duygusunu kaçırırsın.

Seven her insan zengindir. Aslında dünyada tek bir fakirlik vardır, o da korku dolu olmaktır, sevgisiz kalmaktır.

Eskinin avuntusu, sığınağı yeninin gücü ve ihtişamı karşısında yıkılır. Korkunun örümcek ağı tutmuş kapılarını aralarsan, içeriye serin ve taze bir havanın girmesini sağlarsın.

Yeni zor olabilir, riskli olabilir, hatta benliğini tehdit bile ediyor olabilir. Ama sadece yeni olan, sadece derinden duyduğun sevgi seni dönüştürebilir.

Geçmişten bir yönlendirme, koşullanma, alışkanlığın verdiği sahte güven, tanıdık olanın hapishanesi olmadığında özgürleşmen için koşullar oluşur.

Sen tepki dolu değil şu ana verilen yanıtla zekânı anladığında, bir çocuk gibi masumiyetine döndüğünde, bütünüyle ucu ufka açık bir keşfe hazır olduğunda sevgi gelir. Olasılığın verdiği heyecan gelir.

Yeni sana gelir, sen onu getiremezsin. O seni sarar, reddetmek yerine kabul edersen, bir taş gibi ölü olmazsın. Onun yerine bir neşe, bir dans, bir çiçek gibi kendi sorumluluğunu almanın, özgürleşmenin, sevgi dolu olmanın coşkusunu yaşarsın.

O zaman altın şimdi senin olur; geçmişin bağlarından ve geleceğin hayallerinden kurtulursun. Yaşadığın an seninle olur.

Varoluş da budur: Bir çiy damlası kadar taze, genç ve hafif olmak.


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2635
Kayıt tarihi
: 15.09.10
 
 

Sanskritçe: Kendini bilen ve kendinin ustası olan. Doğdu, büyüdü, ölecek. Sonsuza kalmak için değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster