Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1260
 

Sevgideğer Fazıl Say... onlar yanlış biliyor!

Sevgideğer Fazıl Say... onlar yanlış biliyor!
 

Sevgideğer arkadaşım İsa Batumlu'dan bir e-posta aldım.

"Sevgideğer Zelin..
Fazıl Say'ın son yazısı geçti elime..."
diye başlıyor, İsa.

Her duyarlı insan gibi etkilenmiş yazıdan. Okumam için bana da yollamış yazıyı.

Okudum. Düşündüm. Bir kez daha okudum, bir daha düşündüm. Kazanmak ve kaybetmek üzerine düşündüm sonra. Bu coğrafyada kazanmanın da kaybetmenin de ne kadar kolay olduğunu... Bu kadar kolay olunca da atla devenin birbirine karıştırıldığını... deve deyince, çölde devenin peşine düşen ARABesk bedeviyi...

Biliyorsunuz değil mi o deve fıkrasını? Bilmeyenler için anlatalım:

ARAB'ın biri çölde devesiyle giderken, kadınsızlık başına vurur. Gelişmemiş adam, hiç değilse küçük bir mutluluk yakalamak için devenin peşine düşer! Deve kaçar, Arap kovalar... Sonunda çölün ortasında bir cins-i latifle karşılaşır Arab. Kızı kuma gömmüşler eşkıyalar, çekip gitmişler. Kız da kız hani... Bir içim su! Yalvarır Arab'a.. Der ki: "Kurtar beni buradan, dile benden ne dilersen!" Arab çıkarır kızı kumdan ve der ki ona: "Şu deveyi yakalamama yardım et!"

Arabesk müziğin neden bu kadar çok sevildiğini düşündüm. Açlık mı? Çaresizlik mi? Bilgisizlik mi? Görgüsüzlük mü? Arap özentisi mi? (Bunun bir çok nedeni var, o nedenler üzerine de düşündüm). Sonra Temel'in "Düz mantık" fıkrası geldi aklıma ama onu anlatmayayım şimdi :)) Bilenler bilmeyenlere anlatır nasıl olsa...

Yukarıdaki fıkra ülkenin şu anki durumuna daha iyi uyuyor sanki. Ülke battı batacak...Sorunlar dağ gibi yığılmış. ARABesk "gelişmemiş", çölde deve kovalıyor!

Yoksa sorunun kaynağını, bilerek ve isteyerek bu kültürel açlığı yaratanlarda mı aramalıyız? Müzik arayanlara arabeski sunarak, çıkar sağlayan kapitalistlere mi çevirmeliyiz eleştirinin oklarını?

“Quasimodo seni seviyorum” başlıklı eski bir yazımda da değinmiştim bu konuya. Küçük bir hatırlatma için o yazımdan bir iki tümce aktarmak istiyorum:

“(...)Toplumsal bir yara olan sevgi çıkmazı, çıkar çevrelerinin işine gelir. Sürekli bir sevgi ortamının gereksinmesini duyan halk kitlelerini avutup uyutmak için arabesk albümler, bol gözyaşlı aşk dizileri sürülür piyasaya. Kendine, istediği dünyayı yaratma özgürlüğü olmayan insan, küçük yaşta alıştırıldığı uyuşturucunun, düşlediği sevginin tutsağı olur.(...)”

Ey duyarlı insanlar! Neredesiniz?

Bir SES!



İşte Fazıl Say'ın söz konusu yazısı:

Siz Kazandınız
...
Siz kazandınız, lütfen siz kazanın
lütfen benimle uğraşmayın
ve ebediyen siz kazanın.
...
Tamam ben giderim uzak bir yere (gözden uzak)
(uzaya gidemem kızımdan da ayrılamam ama siz beni görmezsiniz merak
etmeyin)
tamam giderim..
...
Ben son 6 yıl içinde

2 büyük oratoryo
2 büyük senfonik eser
1 keman konçertosu
2 piyano konçertosu
5 solo piyano eseri
1 bale müziği
2 Bach uyarlaması
4 film müziği
1 tiyatro müziği

bestelemiş olsam da

HİÇ MÜHİM DEĞİL SİZİN İÇİN

Bu son 6 yılda
dünya üzeri 42 memlekette
326 şehirde konserler verdim
yaklaşık 700 konser

HİÇ MÜHİM DEĞİL SİZİN İÇİN

Bu 6 yılda toplumumuza
10 CD
2 DVD
12 NOTA sundum

HİÇ MÜHİM DEĞİL SİZİN İÇİN

anlıyorum yaptıklarım mühim değil
hiç bir zaman "her görüşüme katılmalısınız" demedim
tartışmaya hep açıktım
hiç bir zaman hemfikir olmadığım insanlara saygısızlık yapmayı düşünmedim
ama siz yaptınız adil değildiniz
bir fikir de ayrı düşünüyorduk siz kökünü kazımaya kalktınız her
seferinde ama hiç bir zaman kendi içsesimden vazgeçmedim doğru bulduğum
doğrumdu yanlış bulduğum yanlıştı yanlışı ben yaptıysam da hatamı
anladığım gün düzelttim.. anladık değersiziz sizin değer anlayışınızı
anlamadım ama ben değersizim o anlayışa göre onu anladım
...
İmkanı yoktur bazı kusurlarımı affetmenizin
affedicilik de değil kabul " etmenizin "lütfetmenizin" imkanı yoktur...

Zamanında hatalarım olmuş onları düzelttiysem
bu da doğru değildir imkanı yoktur..

-Falanca arabeskçiyi kültür olarak görmüyorumdur
asla affetmezsiniz

-Aziz Nesin haklıdır derim bütün hayatıma
sataşırsınız

-"Din sömürüsü aldı başını gitti" deriz
Ölüm fermanı vermediğiniz kalır

-Konuşmayız
"Konuşmaz o korkak" dersiniz

-Konuşuruz
"Konuşmak senin ne haddine işine bak sen" dersiniz

-Beethoven ,deriz
"Git Beethoven'ın ülkesinde yaşa", dersiniz

git
popülist
korkak
ne haddine
git
Hiç bir yolu yoktur...

Sizler facebook da 130 grup kurdunuz (Fazıl Say gitsin vs)
ekşi-sözlükte yazılar yazdınız
Google'ı doldurdunuz
Yahoo'da gruplaştınız
gazete haberlerinin altına yorumlar yazdınız
Almanya'da yılın müzisyeni seçildiğimin haberinin altına bile döşendiniz
hakaretlerinizle...

Her yerde sizler varsınız.
Ve sizler ne yaptınız hayatta
bilmiyorum sormuyorum
düşünmüyorum nefret etmiyorum
saygısızlık yapmıyorum ama siz bana yaptınız...

Siz yarattınız bana en ağır haksızlıkları yapan bir kültür bakanını
siz yarattınız siz cesaretlendirdiniz marjinal köşe yazarlarını
siz pislik attınız çamur attınız hepsini siz yaptınız
içinizde mesleki kıskananlar da oldu
aranızda piyano çalanlar da oldu çalmayanlar da

faşoları
dincileri
marjinalleri...

2.cumhuriyetçileri..
Avanak liberalleri...

Ben hiç birinize tek bir kelime kötü bir şey söylememişken...

Hepsini siz yaptınız...

Artık kazanın
kazanın ve bitsin...
Siz kazandınız..

Kazandınız ve bitsin..

Yeter ...


Benim gerçek dostlarım bu yazıyı niye yazdığımı, kimlere yazdığımı
anlamıştır.

Fazıl Say

Bir EVRENSEL SANATÇIya... bir KÜLTÜR ELÇİSİne... bir BEYİN ve DUYGU FIRTINASI'na... bir İNSAN'a... İNSAN GİBİ İNSAN' a vıcık vıcık çamurlarını atan bütün "DEĞERSİZLER"e iki çift sözüm olacak!

Belki bu değersizlerin değersizliklerini yüzlerine vurarak, sevgideğer Fazıl Say'ın bu yazısının değerinin anlaşılmasına ufak bir katkım olur.

Ey değersizler!

(Her kim bu sözün muhatabı olduğunu kabul ederse, vıcık vıcık vıcırdayarak ortaya çıkacaktır zaten!)

Topunuzun sıçrattığı çamuru gördüm internet sayfalarında. Bütün geriliğinize karşın, epey ileri sıçratmışsınız çamurunuzu çirkefinizi!

Biliyor musunuz, sizler, tarih içinde yersiz yurtsuz kobaylar gibisiniz. Size kızmanın, öfkelenmenin de bir anlamı yok. Çünkü sözünüzün bir değeri yok! Altınızdaki arabanın, üstünüzdeki giysinin, bankadaki paranızın, taktığınızın takıştırdığınızın değeri ne kadarsa hepsi o kadarsınız işte!

Birileri dinamiti fişekler, siz patlarsınız!

Ey, ağzından salyalar saçarak Fazıl Say'a küfredenler!

Bir gün mutlaka... toplumları geriye götürmekten nemalanan ve sizin gibilerin kanıyla beslenen alçak akrep, kuyruğunu kıvırıp kendi kendini soktuğu zaman, ne şehit olacaksınız, ne gazi! işte siz o zaman pisi pisine bir HİÇ olacaksınız!

Ey arabesk kafalılar!

Yorumlarınızı beklemiyorum. Çünkü siz, yorum yapmayı da bilmiyorsunuz! Çünkü siz... YANLIŞ BİLİYORSUNUZ!


Zelin Artuğ, 15 Eylül 2010, YERYÜZÜ

http://www.kucukisler.com/2010/09/15/sevgideger-fazil-onlar-yanlis-biliyor/#more-8868

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ne yazabilirim başka elinize sağlık sevgili Zelin demekten. Yakınlarda yitirdiğimiz eleştirmen, denemeci edebiyatçı sevgili Füsun Akatlı'nın bir kitabının adı buraya yakışıyor. Kültürsüzlüğümüzün Kışı. İşte bu memleket ne yazık ki koyu karanlık bir kışı yaşıyor.Değerli sanatçımız Fazıl Say'ın ve sizin yazılarınızı okurken Hasankeyf sular altından kurtarılmalıdır kampa-nyasına destek verdikten sonra REFERANDUM için boy boy EVET ilanlarında görülen isimler geldi. En azından Anayasa'daki çevre ve toprağı korumasız bıraktığı iddia edilen maddeler onları hiç kaygılandırmamıştı. Oysa bu kişiler Hasankeyf'e destek vermişlerdi. İşte bu noktada Fazıl Say'a döndüm ve baktım. Kimsenin şemsiyesine sığınmadan ve atına binmeden kendi başına savaşan onurlu ve kararlı,dönek olmayan gerçek bir sanatçı. Fazıl Say'ı tüm kalbimle destekliyorum. Elinize sağlık...

Ezgi Umut 
 19.09.2010 3:58
Cevap :
Sevgideğer Ezgi, Kimsenin şemsiyesine sığınmadan,atına binmeden kendi başına savaşan onurlu ve kararlı, dönek olmayan kişilerin şanssızlığı... Çünkü bu coğrafyada büyük çoğunluk, yağmurda güneşte şemsiyesiz ve yaya yürümek istemiyor! Oysa tarihte en büyük davalar ayakları toprağa sapasağlam basan kitleler sayesinde kazanılmıştır. Füsun Akatlı'yı saygıyla anıyorum. Kültürsüzlüğümüzün Kışı. Gerçekten koyu karanlık bir kış! Örneğin, yılların usta sanatçısı Okay Temiz, İst.2010 Avr. Kültür Başkenti etkinliklerine katıl(a)mıyor, ama...öyle işte!Fazıl Say'a gelince.. Bazı yaygaracı tembeller olurdu ilkokulda. Her olumsuz davranışı yapar, sonra da "örtmenin falanca beni dövdü!" diye sınıfın çalışkanını şikayet ederdi. Ertesi günü de anası babası damlardı okula şikayete! Öğretmen de insan değilse, çalışkanın kulağı çekilirdi herkesin huzurunda! Kıskançlar, sırıtırdı seyrederken. Sağolun Ezgi, slm.  19.09.2010 10:43
 

....bir sanatçı neler karşılığında ortaya çıkıyor? Dünya klasik müzik sahnesinde böyle bir yere sahip olabilmek ne büyük bir onurdur! Ki o sahnede dünyanın tüm ülkeleri, Japonya, Çin, Rusya ile Asya ülkeleri, Kuzey ve Güney Amerika ve Avrupa sanatçıları kıyasıya bir yer kapma mücadelesindeler. Ve Say o sahnedeki parmakla sayılacak birkaç kişiden biridir. Say'ın yurt dşı konserlerinde iğne atsanız yere düşmez. Baş tacı edilmesi gereken biridir o. Hayatını klasik müzikle geçiren birinden daha basit örgüsü olan müzikleri beğenmesi beklenemez. Ama bunu anlamak için de klasik müziği anlamak gerek. Bu da herkesten beklenemiyor işte. Selam ve sevgilerimle.

Zühal Voigt  
 15.09.2010 23:22
Cevap :
Klasik müziği anlamayı herkesten bekleyemeyiz tabii, ama sanata ve özellikle de bütün dünyanın sanatçısı olmayı başarabilmiş birine karşı terbiyeli olmayı herkesten beklemeye hakkımız vardır. Eğer bu başarılamamışsa, sanata ya da sanatsevere karşı değil; insanlığa ve insana karşı bir ayıptır; insanlığın ve insanın onuruna, emeğine saldırıdır. Bu kadarını anlamak için klasik müziği anlamak da gerekmiyor, biraz insanlık, biraz gelişmişlik yeterli olsa gerek! Galiba asıl sorunumuz şu: Bu coğrafyanın çoğunluğu, bilimde, sanatta, eğitimde, ekonomide vb. insana yakışanı hak etmiyor! Öndere değil, çobana ihtiyaç duyuyor! Barışa değil, kavgaya; eşitliğe değil, pay kapmaya; saygıya değil, saygısızlığa; estetik değerlere değil, parasal değerlere kucak açıyor! Azınlık ise ya kaçmaya ya da kabuğuna çekilmeye mecbur bırakılıyor. Desteğiniz için teşekkürler Zuhal hanım. Sevgi ve saygıyla.  16.09.2010 2:14
 

Kaleminizi, fikrinizi ve yüreğinizi kutluyorum. Sözünü ettiğiniz bu gibi saldırılar çok utanç verici ve üzücü. Sevgiler ve saygılar

TC kaan kartal 
 15.09.2010 17:00
Cevap :
Duyarlı bir ses duymak çok güzel! Sağol Kaan! Sevgilerimle..  15.09.2010 18:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1022
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster