Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '12

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
347
 

Sevgili Dostum – Düş Hekimi'ne Açık Mektup

Sevgili Dostum – Düş Hekimi,                                                                        16 Ağustos 2012

                                                                                                                                    Ankara

Fikret Kızılok’un;

“düşler vardır satılmaz, derinde anlatılmaz
yüreklerden silinmez, bazen de vazgeçilmez

***
ne alınır, ne satılır, para yerlerde sürünür
geçtikçe şu günler, anladıkça hayatı
birçok şeyin değeri küçüldükçe küçülür”

dizelerindeki gibi düşlerinin peşine – bir uçurtmanın kuyruğuna takılmış, yükseklerde süzülüyorsun, rüzgar kesildiğinde yere çakılıyor, düşlerini gerçekleştirmeye çalışıyorsun.

Tıpkı bir ilizyonist gibi terazinin dengesini bozuyor, tulumbadan su akıtıyorsun; her şeyin küçüldüğü bu minimalist dünyada kocaman üzengili bir elektrik şalteri ile bilgisayarının monitörünü kapatıp açıyorsun. Daha neler neler…

Etrafına bakıyorsun; insanlar hayal etmesini unutmuşlar. Sessizlik yok, her tarafta gürültü var. İnsanlar yavaş yavaş düşünmemeye doğru yönlendirilmiş sanki.

Rahmetli Eşref Üren’in "Hayat hakkındaki görüşüm basit; Yunus Emre'ninki, Tagore'unki gibi: 'Her şey içimizdedir' " sözünü doğrular gibi içine derinlere yeni bir yolculuğa daha çıkıyorsun. O ne uzun yolculuktur, bitip tükenmez... Sanki üç mevsim geçmekte, lakin, gelin görün ki menzil bir türlü görünmemektedir: Rüzgarın çaldığı “ıslıkla uzayan, dönen, kıvrılan yollar / Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar”*dan da geçiyorsun.

Hiç yerinde duramıyor, zıp zıp zıplıyorsun. Tıpkı bir çocuk gibi… Kah, pedal basıyor, kah motora gaz veriyor, kah tabanları yağlıyor, düz duvara - o da bir şey mi - Everest’in tepesine tırmanıyorsun. “Vardığın yerde kalkamamak, olduğun yerde ayakta durmaktan iyidir” diyorsun. Güzel, güzel söylüyorsun elbet!

Annesi küçük kızıma emin olamadığı zaman "konuşurken gözlerime bakarak söyle" derdi. Kızım da yalan söylemişse "pis gözler" diye karşılık vererek söylediği masum yalanı açığa vururdu. August Rodin’in "Bir insanın ruhunu okumak için yüzüne bakmak yeterlidir" sözlerine kulak veriyor ve yüzünüze - gözlerinize bakıyorum; sanki bir karıncayı incitmekten korkarcasına fısıldayan sevecen titrek sesinizi dinliyor, gülümsemenizi izliyorum ve evet, evet diyorum;

Bu adamın tek derdi “sevgi” diyorum, “düş” diyorum, “basit yaşamak” diyorum. Onun için düş-müş düş hekimi bu yollara diyorum. O adam, aslında bir çocuk diyorum. Aşk olsun sana çocuk, aşk olsun diyorum.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın da dilediği gibi;

“Ne güzel dönüyor çemberin,
Hiç bitmese horoz şekerin!”

 Dün akşam;

"Bir çocuk gördüm uzaklarda
Biraz çocuk, biraz adam, biraz hiçti
Ellerinde yaşlı zaman demetleri
Daha önce denenmemiş yeni bir yol seçti
Bir çocuk sevdim uzaklarda
Bir elinde yarın, öbür elinde dün
Erken ihtiyarlamaktan sanki biraz üzgün
Dünyanın haline bakıp güldü geçti" 

Gözlerinizden öperim**.

Alaattin Bender

(Boş zamanlarında elektrik mühendisliği yapan ressam; “düş sokağı” sakinlerinden)

http://www.alaattinbender.com/

(Sanata duyarlı, sanata sevdalı insanları bilgilendirmek, sevdalarını bir nebze olsun renklendirmek, sanattan korkan, çekinen insanlara sanatın ‘güzel bir şey’ olduğunu, sanata yaklaştıkça hayata yaklaşacaklarını, dertlerden, tasalardan, bencillik ve düşmanlıktan arınacaklarını, bu yolla ruhlarını renklendirebileceklerini anlatmaya çalıştığım web sayfam.) Sanat ve düşler paylaşılmak için…

Not: Çocuklar, belli ki, dün olduğu gibi bugün de düşe kalka büyüyecekler. Hem ağlayıp, hem de gülecekler. Gün olup üzülecekler,  gün olup sevinecekler. Önce korkacak, sonra cesaret toplayacaklar. Sırasında, bir karıncayı dahi incitmekten çekinen insanın insana düşmanlığını da görecekler; kimi zaman savaşlara tanık olacaklar. Çaresizliğe de kapılacaklar, umutlarına da tutunacaklar. Toplumlar sanata, güzel sanatlara bu kadar uzak kaldıkça maalesef böyle böyle yaşamayı öğrenecekler:

“Böyle büyür insanlar, ağlamak çare değil,
zaman değirmenini durdurmak kolay değil”-
Fikret Kızılok

Faruk Nafiz Çamlıbel’in ‘Han Duvarları’ şiirinden ç-alıntı mısralarJ

**Türk resminin en önemli isimlerinden Turan Erol, usta bir ressam olduğu kadar bir dost canlısıdır da. Zaman içinde Bedri Rahmi'den Bilge Karasu'ya, Orhan Peker'den Avni Arbaş'a, Nedim Günsür'den Neşet Günal'a ve daha birçok sanatçıdan gelen ve çoğunun son cümlesinin ”gözlerinden öperim” ibaresiyle bittiği bu mektupların yer aldığı kitap Gözlerinden Öperim adıyla SEL Yayıncılık tarafından yayınlanmıştır. Sanata, özellikle de resim sanatına ilgi duyanlara bu vesileyle şiddetle tavsiye ederim.

 

meltem berk bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 8733
Kayıt tarihi
: 21.11.06
 
 

1990-1994 yılları arasında T.M.O. Plastik Sanatlar Atölyesi'nde Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster