Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
150
 

Sevgili Kabilem

Sevgili Kabilem
 

Annemin 'yarın, senin için her zamankinden farklı bir gün olsun' mesajıyla uyumuştum dün gece yine.

Mesaj hafızamın günleri bilumum hafıza problemleri yaşamaktan korkarak geçiyor bu aralar.

Farklı bir güne açılmayı bekleyen gözlerim, gün boyu geçen haftaki pazarı yeniden yaşıyor oluşuma inanamadı.

 

Kahve içmeye öğlene doğru çıktığımda gittiğim yer de, cebimde taşıyasımın geldiği genelde(bugün de) bu isteğimi yanımdan ayırmayarak dizginlediğim kişi de, orada tesadüfen karşılaştığım Bora'da, Bora'nın çarpık gülümsemesi de, 'bir gün...' ile başlayıp uzun uzun yaptığımız planlar da, kurduğumuz hayaller de, içtiğim kahvenin tadı da aynıydı.

Birkaç saat sonra yalnız kaldığımda her şeyin aynı oluşu pazarın kasvetli havasını da aldı yanına kulağımın dibinde, o rahatsız edici sesiyle bir şeyler söylemeye başladı.

Kulaklığımı takıp aralıksız birkaç şarkı dinlerken suratımı avuçlarımın arasına aldım.

Görüş alanımda ne olduğunu fark etmeden oraya bakıyormuş hissi uyandırırken uzun uzun daldım.

Farksızlığına rağmen güzel başlayan günümü boş bir resim kağıdı yaptım ve düşünce kalemimin siyah tarafıyla kağıda rastgele şekiller çizdim.

Bir zaman sonra rastgele atılmış siyah çizgilerin bir yüz oluşturduğunu fark ettim.

İsteyerek yaratmadığım o şeklin, aynada gördüğümden farksız olduğunu anlamam çok zamanımı almadı.

Günlerimi, aylarımı, yıllarımı boş birer kağıt yaparak düşüncelerimle boyadığımı, ne yaratıyorsam onu yaşadığımı fark etmemle avuçlarımın arasına aldığım ellerimi dudaklarımın önünde birleştirdim.

Tanıyanlar bilir, şaşkınlığımı gizleyemediğim zamanlarda fark etmeden verdiğim ilk tepkidir bu.

Ellerimi henüz normal haline sokamamışken aklımdan geçen cümleleri birleştirmem yaklaşık dört saniyemi aldı.

İyi enerjiyi paketleyip göndermek isterken paketleri karıştırıp her seferinde kötü enerjiyi kargo yaptığım, işi gücü bırakıp benimle uğraşacak olan o evren iç dünyamı enine boyuna içine alan evrendi.

Gerçekten de vardı.

Tüm duygularım da bilişlerim de düşüncelerimle yaratılıyordu.

Şu anda böyle hissetmemin nedeni düşünmekte olduklarımdı.

İçime kırmızıyla bir kıpırtı, maviyle azıcık umut atsam dudak kıvrımlarım bundan nasibini alacaktı.

Kağıt da boya da onu çizecek güç de bendim.

Yıllarca yüreklerin çölde gördüğü serap muamelesi yaptığım 'iyi düşün iyi olsun' cümlesi bir anda tokat gibi çarptı yüzüme.

Kendime geldim.

Derin bir nefes aldım.

İçimde çıktığım yolculukta hiç beklemediğim bir anda hiç ummadığım bir şey bulmanın mutluluğu resim defterime çimen yeşiliyle göz kırptı.

Çizip özgürlüğe uçurduğum kuşlar küçük sevinçler olarak döndüler.

Onları yalnız başıma buldum ama Sanem Altan'ın dediği gibi kabilem ile paylaşmayınca o sevinçlerde bir eksiklik oldu.

Sanırım benim kabilem de artık sizsiniz.

Ben de onları size getirmek istedim...

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 220
Kayıt tarihi
: 31.12.14
 
 

Her gece ikişer dakika arayla beş alarm kurup her sabah onları üç kez ertelerim. Uyanır u..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster