Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
362
 

Sevgili Ümit Culduz'a mektup

Sevgili Ümit Culduz'a mektup
 

Sevgili Culduz,

Nasılsın iyi misin? evvela selam eder büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim.

Bizi soracak olursan, çok şükür “kriz”in etkilerini görmekteyiz. Bu kış zor geçecek bizim cephede onu anladık! Hâlbuki ne hayallerimiz vardı doğalgaz ile ilgili. Daha Ana boru döşenip, evlere gaz verilmeden “Doğal KAZ” olduk!

Her neyse… Bunları sana yazıp canını sıkmayayım.

Soracaksın şimdi, bu mektubu nereden yazıyorsun diye… Asker ocağından, ana kucağından değil, bu mektubu işyerimde yazmaktayım.

İki kahve söyler şöyle bir dertleşiriz diye düşündüm.

Elbette “ETİK” bulmayacaksın işyerinde misafir ağırlamayı.

Kahve ısmarlayayım mı? Söze başlamadan… Bizim burada gelenlere ikram etmek üzere soğuk (meşrubat, su) sıcak (çay, kahve, alman kahvesi) içecekler bulunmakta ne yazık ki. Ve misafirimize ikram etmekte kusura kalmak istemem (yine sözü uzattım)

Ben daha önce Kamu olan ancak, 14.11.2005 tarihinde AKP Hükümeti tarafından özelleştirilen Komünikasyon alanında hizmet veren şirketin taşra teşkilatında Memur çalışmaktayım.

Görevim İnsan Kaynakları Departmanında Eğitim Sorumlusu.

Sabah sekiz, akşam 18 mesaim bulunmakta.

Bu zaman zarfında; işimin ve görevimin gerektirdiği iş, işlemleri yapmakta, çoğunlukta pc kullanmaktayım. Eskiden daktilo yazardık. Neydi o günler… Ellerimiz karbon olurdu. 8-10 kat kağıt ve karbon… Yazımın bitimine yakın hata… Tekrar çıkar, tak, yaz… Ne zamanlardı değil mi? Bilir misin bilmem. (Daha önce bununla ilgili blog yazmıştım. Pc olmadan önce nasıl yaşardık diye…

Şu an odamızda 5 arkadaş çalışmaktayız. Herkesin görev bölümü farklı kimi tahakkuk, kimi personel işlemleri, kimi ise izin…

Toplamda dokuz saat boyunca her anımız ne yazık ki “İŞ” ile geçmiyor, geçemiyor. Elbette fiziksel çalışma alanında çalışmış olsaydım benim de bu satırları yazma lüksüm bu saatte olmazdı. Ne yazık ki işim beyin gücü ve pc… İşim programlamak, sonlandırmak, yönetmek, izlemek, emir almak!

Bu süre zarfında boş zamanlarımız var.


Hem "DERİN" "ARAŞTIRMACI" "ÇOK MÜKEMMEL" yazılar yazmak konusunda başarılı biri değilim ki. Benim yazdığım toplasan toplasan 10-15 dk'lık yazılar hani.

Şöyle bir döktüreyim anasını satayım, bilmem ne çağdan girip, hangi sultan ne demiş gibi yazılar yazamam zaten...


Çok şükür ki 16 yıllık iş hayatım boyunca kimse tutup ta “bu iş niye bitirilmedi” demedi. Hatta bu sabah İl yöneticim “Bu ne hız vaaaooovv “çekmiş. Övünmüyorum sakın yanlış anlama, hatta acele-cilik ruhumda var!

İnternet sabah 08.de pc açtığımda otomatikman karşımda, işim bunun üzerinden çoğu kez. Ben kapattığımda internet kapanıyor.

-Kahven bitti mi?

Devam ediyorum; mesaimin süresince masa başında oturmak zorundayım.

İşlerimiz bittiğinde ki, çoğu kez budur. Kimi internette gazete okur, kimi yemek tarifi bakar (hatta mb’den önce kahretsin ki müptelasıydım bir adresin ve de götürdüğüm, yazdığım onca tariften 5-6 tarif yapmışımdır) Anlatmak istediğim zamanın nasıl geçirileceği konusu. Kimimiz ise kitap okur. (ki, şu an da Murathan Mungan’ın “Kadından Kentler” kitabı var masamda. İnternetten bıktık! Usandık Ümit bey! Ama işimiz bu!)

Telefonum masamda, numaramı yazsam arasan iki çalışta açılır. Üçüncü çalıyorsa, odamda değilimdir. Ş.A kapalı, Ş.İ. ve sanal açık. İstesem saatlerce tüm yakınlarımla lak lak ederim. Ama sevmediğim bu yönüm ağırlıkta.


Ha, gişe hizmetleirnde ya da müşteri ile birebir etkileşimde bulunulan servislerde çalışıyor olsam da bu bloğa girsem amenna... Ki, bu zatı muhteremlere kadar kendime yapılan haksızlıktır. Kimseyi bekletiyor, işi erteliyor olsam tamam suçluyum.

Tutup ta, işverenime ekstra yük getirecek bir durumu olmayan yazıyor olmam siz ce neden bu kadar “ETİK” dışı?

Şu soruyu sormuyorum bakın!

Burada yazanların çoğu iş dışı mı? Diye… Gerek yok.

Etik bulmadığınız bu ortam da sizce ne yapmalıyım?

Nette oyunlar oynayıp, idüğü belirsiz sayfalarda gezmem ve bu yaptığımdan hiç kimsenin haberi olmaması olası!

Elişi mi yapmalıyım?

Burayı keşfettim ve yazıyorum.

Yanlışım neresinde…

Bütün günümü, işimi, arkadaşlarımı ihmalim nedeniyle bir zararımın olmadığı, kendimi geliştirdiğimi düşündüğüm şeyi yapıyorum. Yazıyorum!

Yorum yazmak, okumak, cevaplamak, blog yazmak her anımızı, bütün zamanımızı almıyor. Farkındaysanız yazılarım hep hatalı. Bu hem hızlılığımdan, hem hemen bitireyim düşüncesinden kaynaklanıyor.

Yine çok yazdım. Ne yapayım çenem düştü bir kere… Yorumunuzla istediğiniz cevaplar bunlar mı? Bilemiyorum.

Benim cevaplarım bunlar!

Ha, evime bilgisayar alsam elbette daha şık ve zarif olacak… Alabilirim de… Öylesine yerlerde sürünen durumunda, fırsatçı, eli cimri değilim. İşyerimin verdiği imkan zaten 9 saat karşımda… İnternetten “kal” gelip, ekranını kapatıp da kendimizi dinlendirdiğimiz saatleri düşündüğümde ya da elimize kitap alıp okuduğumuzda; henüz evime pc alacak kadar vahim durumda olmadığımı görüyorum. Kaldı ki evde pc olması benim işyerimde yazmayacağımı garanti etmez, edemezde zaten. Bazen evde kalemle yazıp buraya getiriyorum, bazen o an aklıma geldiği an da yazıyorum, önceki bloğum gibi... Yani bu evlik, bu şenlik pek bende arama be abi...

İki de bir “ETİK” bulmadığın duruma cevap verdim sanırım.

Selam, saygı ve sevgilerimle.

Kendine iyi bak abi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bi kayboluyorum, geri döndüğümde ortalık karışmış oluyor. Uzaktan bakınca sadece gülüyorum. Biz çocukken mahallede böyle atışmalar yapardık arkadaşlarla incir çekirdeğini doldurmaz konular için.. Sonra barışır devam ederdik oyunumuza. O günler geldi aklıma. Hadi öptüm Yıldızım iyi bak kendine:))

Özlem Akaydın 
 11.11.2008 19:38
 

Bakın şimdi aklıma sizin annenizin rahatsızlığı ile ilgili "Hastane" yazınız aklıma geldi. İşin "Etik" yönünü masaya yatıracak olursak altından kalkamayız. Hiçbir mazeret, hiçbir gerekçe mesai saatinde "özel işlerle" uğraşmayı "etik" kılmaz! Siz blog yazıyorsanız, müdürünüz de internette tavla oynuyordur! Şaşmaz bu! Aslında yazdığınız bu güzel mektuba yorum gerekmiyor. Birçok sorunun cevabını kendiniz yazmışsınız zaten. "Secaat arzetmek" zordur, bilirim:) Eh, 30 senedir ayrı kalsam da ülkemi de çok iyi bilirim:) Aynı tas aynı hamam:) Her neyse:) Gemisini yürüten kaptan:) Bir yorum dedik nerelere geldik. Keyfinizi bozmayın lütfen. Selamlar, sevgiler:)

Ümit Culduz  
 11.11.2008 13:13
Cevap :
Keyfimi mümkün olduğunca boz-ma-ma-ya çalışıyorum. nazik cevabın için teşekkürler.Eminim bu Üke de yaşıyor olsaydın sende "BİZDEN" olacaktın! dost selamlarımla.  11.11.2008 13:36
 

Bir önceki yazınızda sormuştunuz ya hani, "Yorumlar neden geç yanıtlanıyor?" diye. İşte onu açıklamaya çalışmıştım. Benim yaşadığım coğrafyada mesai saatinde sadece ÇALIŞILIR. Boş zaman olsa da çalışılır. Konuyu "ETİK" olarak değerlendirmedim. Ben yorum yanıtlarını elimde olmadan geciktiriyorum. İşyerimde PC var ama giremem, GİRMEM! Akşam da yorgunluktan ihmal ediyorum. Gelen bir yorumu teşekkürle geçiştiremem. Ancak hafta sonları ve şu anda olduğu gibi hastalık iznindeysem pc başına geçebiliyorum. Anlayacağınız sizin kadar "şanslı" değilim. Ayrıca üyeler arasında "İnternet cafe" lerden yazanlar da var. Yani bu tür gecikmeleri anlayışla karşılamak lazım. Akşam mesai saati bitince Blogda yaprak kıpırdamıyor. Neden? Yüzde seksen oranında "işyerinden" yazılıyor ve okunuyor da ondan. Bu konuda yalnız değilsiniz yani. Alan razı veren razıysa sorun yok! Kamu kuruluşları da pek farklı değil. Hastaneler, acil servisler ve burada çalışanlar bu asrın oyuncağı ile oynamayı pek seviyorlar.

Ümit Culduz  
 11.11.2008 12:58
 

isyerimde MB'u acacak oldum isyerimde. Sadece postam var mi, ona bakmak istemistim. Tesadüf, patron girdi odama ve MB sayfasini gördü. Sordu: "Günün bu saatinde? Sen iyi misin pirmete?" Diyecek laf bulamadim ve evimdeki PC'ye döndüm:-) Olay pirmete cephesinde böyleydi. Dost selamlarimla.

pirmete 
 10.11.2008 20:46
Cevap :
Yok, bizim yöneticinin biri tesadüfen görmüş geçenlerde bir bloğum açıktı okumuş gitmiş, artıkın ne düşünüyor bilmiyorum. Benimkisi cesur yüreklilik sanırım devam diyorum:))  11.11.2008 7:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 358
Toplam yorum
: 3042
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 1557
Kayıt tarihi
: 29.11.06
 
 

Deli-dolu, akıllı,  yalandan yere çamura yatan, normal değerlerde zekalı, esprili, şakacı, kendin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster