Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '13

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
507
 

Sevgililer Günü Hediyesi; Adisyonda Yazılı Eşsiz Gülücük

Sevgililer Günü Hediyesi; Adisyonda Yazılı Eşsiz Gülücük
 


Oldukça gergin bir gündü. Akşam olduğunda karanlığın etkisiyle sakinleşmiştim. Ve beklenen gece kapıdaydı. Konuşmak için uygun bir an bulabilecek miydim? Daha başlamayan bir şeye nokta koymak nasıl bir şeydi böyle… Ya da başlangıç olamayacağını izah etmek nasıl bir şeydi? Nasıl başlamalıydım söze…

Bir adım sonra restorandan içeri girmiş olacaktım. Ağır çekimde giden ayaklarıma son defa ‘emin misin?’ diye sorma şansım kalmamıştı. Restorana girişten beni bekleyen masaya varana kadar, o sıcacık mekânda soğuktan titremiştim adeta. Masanın yanına geldiğim anda canlı müzik yayına başladı. Ve o şarkı…

İyi akşamlar diyemedim, yutkundum sadece… Bana anlamsız bakan gözlerle karşılaştım. Hala ayakta oluşuma anlam verememişti. Misafir gibi… Sadece bir şey söyleyip, kaçacak gibi oturdum. Sandalyede bir tuhaflık mı vardı, yoksa etraftaki çekimin gücü beni yenmek için mi uğraşıyordu bilmiyorum. Sandalyenin beni olduğum yere bağladığını hissediyordum. Sırtımdaki yük burnumun ucunda bitmişti.

“Sevgililer günü bugün ya, çok kalabalık burası o yüzden canlı müzik bile koymuşlar. Bilseydim yarın buluşalım derdim” dedi etrafı incelerken…

İmalı bir şekilde “Hoş bulduk” çıktı dudaklarımdan. Tamamen istem dışıydı verdiğim tepki. Düpedüz kabalıktı bu. Oysa bu sözler umurumda bile değildi, yani ne düşündüğünün bir önemi yoktu. Hatta hiç buluşmasak da olurdu deseydim daha doğru bir tepki olurdu. Ama yerinde olmazdı bu tepkim gibi. Netice de imalı hoş bulduk bile aynı anlama çıktı. Bakışlarından ‘klişe kız tripleri gördüm’ havası sızıyordu. Alaysı gülümsemede yanında eşantiyon gelmişti. Bu hatamı nasıl düzelteceğim konusuna yormuştum aklımı, kısa bir an. Bu sıradaki sessizliğim ona yanıt verme şansını fazlasıyla sağlamıştı.

“Tatlım iyi misin? Biraz önce sen masanın etrafında birini arıyor gibi bakarken hoş geldin dedim. Hatta yerimden kalktım fakat duymamış sanki farkıma bile varmamışsın. Ama sen de rahatsız olmuş olmalısın. Demiştim kalabalık bugün.” Dedi. Zekice bir yanıt verdiğini düşünüyor olmalıydı. Bakışlarında ben yendim, ben yendim ifadesi vardı. Hatta utanmasa bağıracaktı sanki… Tabi zahmet edip, yerinden bile kalmıştı. Ben kimdim ki zaten? Benim gibi biri için yerinden kalmıştı padişah efendi. Üstelik bir de suçlu çıkmıştım, etrafımda birini arıyor gibiymişim ne ayıp bana, mahcup olmalıydım. Özür dilemeliydim galiba. Ve en vurucu kısmı da düşüncelerim hala aynı. Ben pot kırmadım demek istiyordu. Yani niye hala orada oturduğumu anlamıyordum. Kendime anlam veremiyordum. Böyle her sözünün dibini bucağını kurcalamaktan sıkılmıştım hem de daha şimdiden… Yanıtsız kaldım, donuk bakışlarımla… Bu benim tercihimdi, nedenini hala anlayamıyorum.

Benim sessizliğim onu huzursuz etmişti. Kırılmış, küsmüş gibi davranmadığım için olsa gerek. Gönül alma numaraları da yapamıyordu tabi. Donuk bakışlarım aramıza derin bir çukur kazmaya başlamıştı bile. Ellerini masada koyacak yer bile bulamıyordu sıkıntısından. Ateşi artmaya başlamıştı, kulaklarına kadar kızarmıştı. Birkaç sahte öksürükle konuşmaya başlayacaktı ki… Garson geldi. Onlar garsonla akşam menülerini konuşurken, bir şarkı daha başladı beni masadan, oradan dışarı çekmeye çalışan… Yakamdan eteklerimden tutup, dışarı fırlatacaktı izin versem. Masayı sıkı sıkı tutuyordum. Bunları yaparken yüz hatlarımı kontrol altında tutmaya çalışıyordum. Gerildiğimden boynuma ağrılar saplanmıştı. Konuşmayı bitirmişlerdi ki…

“Sevgilim sen ne alırsın” dedi. İlk defa bana sevgilim diyordu. Bugünden hoşlanmayan biri olarak ağzında yapay durmuştu. Gösteriş yapmak ister gibiydi, boştu yani. Anlamını kirletmesine engel olmalıydım. “Aynısından olur” dedim tatsız bir şekilde.

Garson gülümsedi. Kavga edip, gelmiş bir çiftle daha karşı karşıya olduğunu düşünerek olsa gerek esprili bir dille “Gününüz kutlu olsun efendim” dedi.

Garson gidince hemen konuya girdim. “Sevgili mertebesi için erken olduğunu düşünüyorum” dedim. Bana bakan gözlerini bir an bile çekmeden arkasına yaslandı. Sağ kolunu diğer sandalyenin üzerine attı. Öyle ya altta kalmış hissediyordu kendini. Yanıtıyla beni yerin dibine sokmalıydı sanki öyle bir hırs akıyordu damarlarından. Ben tüm bunları düşünmeyi bir kenara bırakıp, kalkıp gitmesini diliyordum. Ne söylerse söylesin noktadan sonra yerinden kalkmalıydı. Dudaklarını titrek bir şekilde araladı. “Kadınlar zor olmadıklarında kullanılacaklarını sanıyorlar, genel anlamda söylüyorum. Hepiniz böylesiniz ama karşınızdaki her erkek farklı. Tek sorununuz bunu ayırt edemiyor olmak. Yazık ki hepimiz aynı kefede görünüyoruz uzaktan…” Nokta koymamıştı sözüne ama ayağa kalkmıştı. İçimden bir oh çekmiştim o an… Etraftaki gürültü bile tatlı gelmişti. Ama cümlesini tamamlaması çok uzun sürmedi. “Lavaboya gidiyorum tatlım döndüğümde beni eşsiz bir gülümseme ile karşılayacağından eminim.”  Dedi.

Bu sözcüklerin ardından orası başıma yıkılmıştı sanki. Bu ne cesaretti böyle, gerçekten kendisini padişah falan sanıyor olmalıydı. Arkasından bakakalmıştım. O giderken masaya doğru sırıtarak gelen garsonla göz göze gelmiştim. Masaya siparişleri yerleştiriyordu. O yerleştirirken çıkan tıkırtıların hepsi beni ayrı ayrı dürtüyordu. Adisyonu eline alıp, başka isteğiniz dedi. İşte şimşek çakmıştı. “Beyefendi eşsiz bir gülücük istedi” dedim. Yerimden hızlıca kalkıp, nereye koyduğumu hatırlayamadığım çantama bakındım. Garson şaşkın şaşkın bakarken toparlandım ve “ Kalemi ve adisyonu alabilir miyim?” dedim. Adisyona gülücük siparişini yazıp, kocaman bir gülen yüz şekli yaptım. Ardıma bakmadan restorandan çıktım. Sonunda gece bitiyordu. Ve evet mutluydum. Hem de çok mutluydum. Bir taksiye bindim. Ardımdan neler oldu hala bilmiyorum… Hiç merak etmedim. Kabalık yapmıştım. Buna emindim ama bunun için üzgün değildim. Hala değilim…

O gecenin nihai kısmına bakacak olursak, bir sevgililer günü daha bitmişti. Yalnız ama mutlu…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir kadın bir saati berbat edebilir, bir kadın bir erkeğe bir günü berbat edebilir, bir kadın bir ayı berbat edebilir, erkeğe bir kadın bir yılı burnundan getirebilir... Öyle çok kadınlar var. Ama hiç bir erkek bir kadının ömrünü berbat etmesine izin vermez. Aynı şekilde bir erkek te bir kadının ömrünü berbat etmemeli... Yol yakınken ayrılmak en doğrusu olmuş. Belki sadece rezil olan bir saattir, sonrası çok güzel olmuştur... Yoksa ömür boyu burunda bir sızı olarak kalmadı ya... Evet kalp o, kalp bu zar değil... Sendeki de kalp bendeki de başkasındaki de, şu var bazı kalpler de zalim oluyor be leyla... Bu arada bu yazını tekrar okudum bak, başka yazılarını da tekrar okurum koyarsan...

İbrahim ARSLAN 
 24.01.2018 9:48
 

daha ne geçti bilmem de bu görünen kısımda ben o erkek olsam o gece seni bulur, boğardım:)) zaten niye gittin ki sen beton gibiymişsin, duvar gibiymişsin. gece iyi geçebilirdi de senin niyetin yokmuş:)) birde 364 gün daha var, erkeğin istediği çok bir şey değilmiş. sen tavlada düşeş atmış gibi mutlu ol ama onlar zar değildi de iki kalp miydi acaba!

İbrahim ARSLAN 
 15.02.2013 12:59
Cevap :
Gelmeye gönlü olmayanı zorlamamak lazım bence. Beton, duvar, taş... derken birazcık sert davranmışım anlamında sanırım :) Benim aklıma şu gelir hep, Beyaz'ın bir tiplemesi vardı belki hatırlarsınız cümleden... 'Seninle satranç oynamak istiyorum ama taşlara dokunmanı istemiyorum.' :)Aynı bunun gibi birşey istiyordu bence... Yorum için teşekkür ederim. Sevgi ve selamlarımla,  15.02.2013 15:11
 

Tabii, çiftleri bu talihsiz geceye taşıyan önceyi bilmiyoruz! Bence her ikisi de kabaydı ve erkeğin son "sipariş"ine kadının cevabı ise müthişti:) Herhalde erkek de yemeğini garsonla yemiştir:) Sizin hikayeniz değildir umarım! Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 14.02.2013 19:43
Cevap :
Aslında başlangıcı vardı ama ben uzun ve sıkıcı bloglar yazmak istemediğim için yazılarımı kırpa kırpa böyle hallere koyuyorum sanırım. Bu iyi mi, kötü mü zamanla anlayacağım galiba.Kabalıkta yarışmış olmamız iyi olmamış haklısınız.Tekrar teşekkür ederim, vakit ayırıp okuduğunuz için saygılarımla,  15.02.2013 11:39
 

Huzur ve mutluluktan öte ne olsun..sevgimle sevgililer günün kutlu olsun canım..@}--;--

Tülay EKER 
 14.02.2013 16:22
Cevap :
Sağol Tülay'cım... Mutluluk, huzur, sağlık eksik olmasın... Sevgilerimle,  15.02.2013 8:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 1308
Toplam mesaj
: 82
Ort. okunma sayısı
: 376
Kayıt tarihi
: 19.07.11
 
 

1981 Aydın doğumluyum. Sağlık sektöründe reprezant olarak çalışmaktayım. Yürüyüş yapmayı ve müzik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster