Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '13

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
190
 

Sevgililer Günü ve annem..

 

Sabah yollara düşüyorum yine geç yattığım bir gecenin ertesinde uykusuz, homurdanarak… Her zamanki gibi radyoda favorisi olduğum o iğrenç gülüşüne karşın sevdiğim, reklam arası  program yapan, dinleyicisi bol, sohbeti dosdoğru sunucuyu dinliyorum. Sabahın köründe kıkır kıkır…Çok da sabahın köründe işe gitmek için yola çıkmayan biri olduğumu düşününce, benim için sabahın körü desem daha doğru olur sanırım. Çünkü onun programı 10’da başlıyor. Evde olsam tv sürekli açık olduğundan radyoyu açıp dinlemek aklıma gelmez. Bu yüzden onun programının başladığı saatlerde yola çıkıyorsam, o benim uzun yolumun tek yol arkadaşı. O kadar ki,sabah sabah, E5 ortasında biri orta şeritte, diğeri sağ şeritte nerdeyse durur vaziyette iki arabanın sürücülerinin dalaşıp, camlarını açmış nerdeyse kafa kafaya söylenerek, birbirlerine el kol işaretleri yaparak, akıcı olan o istikamette  arkalarından gelin alayı gibi korna çalan diğer araçlara umursamadan, trafiği altüst etmelerine bile kızamıyorum, hatta gülümsüyorum bu görüntüye onu dinlerken...
 
Bugün sevgililer günü diyor yol arkadaşım radyodan seslenerek…14 Şubat. Bugün sevenlerin günü. Sevgiliniz varsa sevmeye devam edin, yoksa aramaya devam edin…Neticede devam edin işte diyor. Gülümsetiyor beni bu sözü. Dedim ya dinleyicisi ve seveni bol olduğundan sık sık araya uzun reklamlar girip ancak reklamlar arasında fırsat bulabilirse program sunabiliyor. Yine de kızarak onu dinlemeye devam ediyorum. Dereden tepeden konuşuyor, sizin benim gibi her telden.Fakat onu farklı kılan ne söylediği değil nasıl söylediği. Bu yüzden seviyoruz galiba tam istediğimiz gibi dolu dolu dinlemesek de. Sadece sesi ile ulaştığı,onu tanımayan ama hergün aynı saatte onu orada bekleyen eminim sevgilileri,s evenleri var milyonlarca.
 
Günboyu işim koşturmaca olduğundan bende geçtiğim yerlerde insanları gözlemlemeyi seviyorum. Özellikle bugün herkeste farklı bir telaş. Ne kadar tüketim toplumu olduk deyip bundan kaygı duysak da,   neredeyse 365 güne farklı görevler verip bir şeyleri kutlar hale geliyoruz. Bana göre işler değil bunlar ancak çevreye kazandırdıklarını seviyorum doğrusu…
 
14 Şubat nedeniyle bu soğuk kış gününde,  geçtiğim cadde ve sokaklarda her adım başı çiçekçileri, kırmızı gülleri ve içlerinde gelin gibi süzülen yaseminleri yüreğimi ısıttıkları için görmeyi seviyorum. Elele daha bir sıkı tutuşmuş çiftleri, günün anlam ve önemine uygun bir şeyler yapma telaşı olan ancak halen bu taklit ettiğimiz modayı benimseyememiş, aldığı çiçeği bir torbaya koyup saklamaya çalışarak bir yerlere yetişen Türk erkeğini görmeyi ve gülmeyi seviyorum. Sokakta öylesine yürümediğimizde, yani çevremize duyarlı olduğumuzda bir yerlere yetişirken bile, bizi gülümseten,hüzünlendiren o kadar çokşey bulabiliriz ki …Yeterki görmek isteyelim, bakmayı bilelim…Yayına alacağım bir randevuma trafik nedeniyle metro kullanıp, bir süre sonra yaya olarak yetişmeğe çalışırken tam bir köşebaşını geçtiğimde yaşlı bir amca ile karşılaşıyorum çarpmamaya özen gösterirken, elindeki torbaya konmuş çiçekler ilişiyor gözlerime. O yaşa kadar koruyabildiği bir sevgisinin olduğunu düşündürüyor bana ve bizim bugüne dek koruyamadıklarımızı hatırlatıp içimi burkuyor bu düşünce. Ben de bu yaşa geldiğimde çiçek götüreceğim biri olsun diye gıpta ile bakıyorum ardından, koşturarak gittiği sevgilisine. Ve gözlerim doluyor, bu soğuk kış sabahında içim ısınıyor başkasının başkasına duyduğu bu sevgiyi duyumsadığımda. Erkenden görevine sadık bir memur titizliğiyle evinden çıkıp, çiçeğini ve hediyesini almaya çıkmış soğuğa aldırmadan. Size de olurmu bilmem ama benim gözyaşım ve gülümsemem çoğukez birbirine karışır sokaklarda etrafımı gözlediğimde. Gözyaşlarım yüreğime akarken bir diğer şeye gülebiliyor dudaklarım şuursuz bir arkadaş gibi…
 
Günboyu çiçekleri, ençok gençleri gördüm yan yana sokaklarda. Bu soğuk havada sevgilisinin yanında olmayı göze almak için genç olması gerek insanın diye de düşündüm. Yanımdan geçen genç kızın telefonda annesine ’’Bana çiçek almış,çikolata da almış,hem de en kalitelisinden...Sizi de düşünüp almış’’sözlerine kulak misafiri olup yine gülümsüyorum. Bir diğer gencin yanındaki neyi olduğunu bilmediğim  yaşlı  olan bir beye, önünden geçtikleri çiçekçinin zorla çiçek satmaya çalışmasını anlamadığında gencin ona ’’Bu gün sevgililer günü ya, al sende çiçek götür’’ demesi karşısında’’Evde saksı saksı çiçek dolu ne yapalım sevgililer günü ise’’demesine de gülmeden edemiyorum doğal insanlarımızın.
 
Akşam olmak üzere,her yer daha bir kalabalık. O büyük alışveriş merkezine uğruyorum eve gitmek üzere yola çıkmadan. Mecidiyeköy’deyim, yalnız ve çift bir dolu insan harıl harıl alışverişte. Nasıl bir çekimgücü yaratılıyor,bu nasıl başarılıyor bilmiyorum ama bende kendimi bırakıyorum bu olup bitene...annecime bir şeyler almak isteği duyuyorum. Etrafımda olan dört-beş sevgili adayından hiçbirine gönlüm kaymadığından telefonuma gelen mesajlara da, bu özel günü benle geçirmek istedikleri için bahane buluyorum yazdığım cevap mesajlarımla. Gereksiz yere yüreğimi kıpırdatmayanları ümitlendirip, onların ve kendi  zamanımı çalmak istemiyorum.Yüreğimde birçok şeye duyduğum sevgiyi taşıyamazken, tek bir kişiye bu sevgiyi duyamayacak kadar bencilim belki. Yada böyle bir günde aradığımı halen bulamamış olmanın biraz öfkesi var gizli bir yerlerde, kim bilir…
 
Anneme küçük bir hediye almayı düşünürken, insanların ellerindeki torbalara bakıp, ne alacağıma karar veremiyorum… Derken onun çok sevdiği eşarplara takılıyor gözüm, o pahalı mağaza önünden geçerken.   Eşarplara bakarken bu ay bütçemi de kısmam gerektiğini hatırlıyorum kredi kartımı düşünerek. Fakat aniden kendimi mağazada buluyorum. Kendi kendime bu hediyeyi aldığında annemin ne kadar mutlu olacağından başka şey düşünmeyip gülümsüyorum. Din ve devlet işlerinin ayrı olması gerektiğine karar verip, beni sapla samanı birbirine karıştırmamayı öğreterek yetiştirmiş, etliyle sütlüyü birbirine karıştırınca tadının tuzunun kaçacağını bilen bir dindar Türk kadını annem.Ona en sevdiği hediyelerden biri olan eşarp alıyorum bütçemi umursamadan.Onunla geçireceğim şurada daha kaç sevgililer günü var diye düşününce de  gözlerim doluyor yine. Ve ilk baktığımda beni dükkana çeken eşarbın anneme  yakışacağını düşünerek, fazla da seçmeden güzel bir hediye paketi yaptırıp ayrılıyorum.
 
Bugün sevgililer günü… Ben bir yerlerden bir yere yetişirken gelen telefon mesajlarıma bayram mesajı gibi cevap veriyorum modaya uyarak. Sadece sevgilinizin değil,sevenlerinizin,sevdiklerinizin günü. Bir sevgiliniz yoksa bile benim gibi, en sevmiş olduğunuza bir hediye alın, eski bir sevgilinizi düşünün bugünün hatırına…içiniz gülümsesin hiç olmazsa. O eski anıların taşlaşmasına izin vermeyin, arada eşeleyip yeniden ekilecek, atılacak yeni sevgi tohumlarına hazır hale getirin yüreğinizin toprağını. En değerli varlıklarınızı hatırlayın bugün düşünecek bir eski  sevgiliniz bile yoksa..Çocuğunuzu, halen yaşıyorsa anneanne  yada babaannelerinizi, komşu Perihan teyzeyi sevindirin bugünün hatırına…
 
Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun...(15.02.2008)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazınızı çok beğendim harika olmoş sevgilerimle...:))))

ipek demiröz 
 08.02.2013 10:15
Cevap :
Çok teşekkür ederim:)  24.03.2013 23:39
 

yazınızı çok beğendim harika ir yazı olmuş sevgiler bella;)

ipek demiröz 
 04.02.2013 19:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 285
Kayıt tarihi
: 03.03.12
 
 

Düşün, üret, paylaş... Küçük bir sahil kasabasında büyümüş, farklı ülkelerde, mesleklerde, ortaml..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster