Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '12

 
Kategori
Sevgililer Günü
Okunma Sayısı
123
 

Sevgililer gününün ardından

Sevgililer gününün ardından
 

Dün çarşıya çıktım, bazı işlerim için. Sonra da güzel bir öğle yemeği yedik sevdiğim bir dostumla. Bir dost daha olacaktı yanımızda ama olamadı. Aksilik işte! Dönüşte yalnızdım, iyiden iyiye inceledim etrafı. Her yerde bir hareketlilik… Gençler telaşlı telaşlı mağazalara girip çıkıyorlar. Camekanlar kırmızı kalplerle süslü. Gümüşçüler revaçta. Sokakları  çiçek satanlar doldurmuş. Kimisinin sepetinde nergisler var, kimisininkinde karanfiller, güller. Orta yaşlılar pek oralı değil “bizden geçti” der gibiler…

Düşündüm bir an! Kaç yıldır sevgililer günü kutlanıyor bu ülkede? Ben çocukluk ve gençlik yıllarımda böyle bir kutlamayı hatırlamıyorum. Bizde mazisi pek eskiye dayanmasa gerek. O zaman da vardı çiçekler, çiçekçiler, hediyeler… Ancak bir güne özel değildi sebepler. Oysa şimdi bir tüketim çılgınlığıyla hırslandırılan gençler deliler gibi koşuyorlar alışverişe. Zor tabii! Almasalar karşılaşacakları tavır belli. Aşklarını ispat edebilmek için mutlaka bu çarkta para harcamaları lazım.

Sizlere de bir şeyler tuhaf gelmiyor mu? İnsanlar aşklarını kanıtlamak için geçmişe nazaran daha çok çırpınıyor gibiler ancak aşkların akıbeti hakkında iç karartıcı tablolar sergiliyor istatistikler. Boşanma oranı geçmiş yıllara göre katlanarak artıyor. Bir evliliğin başarılı olma oranı neredeyse % 50 civarında. Maalesef evliliklerin % 45’i boşanmayla sonuçlanıyor. Sanki tüketim hırsı evliliklere de yansıyor. Her şeyi hesapsızca tüketmeye alışan insanlar evliliklerini de aynı şekilde hızla tüketiyorlar. Sorunlar mı arttı? Belki, ancak geçmiş evlilikler de sorunlar yaşadı. Peki neden boşanma oranları hızla artıyor? Sorunlar çözülemez mi? Her sorunun mutlaka çözümü vardır. Bu çözümlerden biri boşanmak da olabilir tabii. Ama boşanma aşamasına gelmeden önce denenebilecek farklı çözüm yolları da vardır. İnsanlar nasıl kendilerini geliştiriyorlarsa, evlilikler de benzer şekilde gelişir, olgunlaşır. Her hata öğrenmek için değerli bir deneyimdir. Evli çiftler de yaptıkları hatalarla öğrenir, gelişirler.

Bugünün genç çiftlerinin büyüdükleri dönemdeki çocuk yetiştirme tarzlarına bakarsak (ki bu yöntemde hala ısrarcıyız), sorunlarını çözemeyen çiftlerin içinde bulundukları durumu da anlarız aslında. Çoğunu eleme, sıralama yöntemine dayanan bir sınav sistemine hazırlamak üzere yarışmacı, rekabetçi ve mükemmeliyetçi olarak yetiştirdik. Bu sistemde yeterli (?) başarısı olmayıp kenara itilen gurupsa içlerindeki değersizlik tohumuyla ilerledi yoluna. Bir kısmı seradaki çiçekler gibiydi. Üzülmesinler, kırılmasınlar, yorulmasınlar, güvende olsunlar diye sorunlar ebeveynleri tarafından çözüldü. Sıradan basit işlerin sorumlulukları bile kendilerine verilmedi. En kötüsü de, belki tamamına yakını televizyonun karşısında abartılı, sahte hayallerle, düşünme yetenekleri körelerek yetişti. Sadece gençler, çocuklar ve bugünün genç çiftleri değil, daha olgun çiftler bile etkilendi sahte dünya hayallerinden.

Ve sonuç hızla tükenen sevgiler, evlilikler... Şimdi de insanlar inadına kanıtlamak ister gibi sığınıyorlar bugüne ve hediyelerine. Sevginin değeri parfümle, gümüşle, pırlantayla ölçülmez.  Seven insan yüreğini , ilgisini, cesaretini koyar ortaya. Sevgi bir güne sığmaz, zira o bir ömre bile sığmaz.

Her gününüzü sevgiyle ve sevdiklerinizle yaşamanız dileğiyle…. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1197
Kayıt tarihi
: 14.02.12
 
 

ž   Deniz Depboylu1991 yılında Gazi Üniversitesinden mezun olmuş, 20 yıl Milli Eğitim Bakanlığınd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster