Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
531
 

Sevgiliye

Sevgiliye
 

Bazı zamanlar” Gerçekler kadar acı olan bir şey yoktur” der insanoğlu. Gerçeklerle yüzleşmenin ne kadar korkutucu olduğunun farkına varır. Hiç ummadığı anda insanı neşelendiren, keyif aldıran hayat hiç beklemediği anda kötü bir senaryo olarak bir kukla misali oynatır insanı. Belki ne ilk ne de son olacak.

Hayat diye tabir ettiğimiz sahnede kimi zaman kötü bir oyuncu kimi zaman zıt karakterleri oynayacağız birbirimize çünkü çekilen acılar ne kadar eş değerde olmasa da bir o kadar denk olduğunu unutmamamız lazım. Kaderi oynamak her şeyi “Nasip!” diye bir köşeye bırakmak biz insanoğlunun her zaman kolayına kaçmak kadar basit bir teoremidir. Yapılan hataları sineye çekip “Kaderimiz böyle yazılmış!” diyerekten bir kenarda o kaderimizin getirisini beklediğimiz kişiyi çıkarmasını sabrederek beklememizin hiç birimize faydası olmayacağı gibi tek taraflı düşüncelerinin de olamayacağını karşılıklı iki insanın oturarak her şeyi çözebileceğine inanmaktan başka bir kaderinde olmadığına inanmalıyız.

Benim hayatım boyunca sadece bir kere adam akıllı bir ilişkim oldu. Fakat onu da yılların biriktirdiği öfke ile nefretle beslemişim hiç farkında olmadan. Yaptıklarımda hatalıydım ama hiçbir zaman hatamı örtbas etmek için kaderi bahane etmedim. Yaptım ama suçluluk duygusundan bir türlü kurtulamadım. Yaşadım ve ders çıkardım… Ve sonrasında aklanmak için vicdanımla mücadele verdim. Ve şimdi düşünüyorum bu satırları yazarken. Şu koca 3 günden beri seni neden bu kadar düşündüğümü merak ediyorum? Sana olan sevgimden dolayımı? Yoksa Yaptığım hataların seni ne kadar çok kırdığını düşündüğüm için mi? Her ikiside! Seni ne kaybetmek nede çektiğin acıların tekrarlanması için diretmek veyahut böyle bir istekte bulunmak istemiyorum. İlişkimizde en büyük hata yanlış yerden başlamamız. Bazı olayları zamana bırakmadan çok hızlı gelişmesini sağlamamız. Beklide gerçekleşmesini istediğimiz hayallerimizin peşinden koşmamızdan, üçüncü şahısların ilişkimize yön vermesi. Bunlar hep soru olarak hayatımızda yer alacak.

Biz iki oyuncu olarak bu hayat filminin senaryosunda kötü oynadık ama bu senaryoyu yazan değil oynayanların ne kadar özverili olması önemlidir. Oyuncu olmazsa senaryo olmaz. Senaryo olmazsa senarist olmaz; senarist kaderse ya biz bu senaryoyu doğaçlama oynayacağız yada senaryodaki kaldığımız yerde final sahnesini oynayacağız ve beklide yeni senaryolar getirecek hayat yönetmenimiz. Şimdi sana soruyorum; Eğer ciddi anlamda bana olan duygularını ve yahut hislerini kaybettiysen, sadece kendime zarar vereceğimi düşündüğün için “Zamanla beni unutur!”düşüncesiyle hareket ediyorsan bana sadece bu rolden istifa etmek kalır ve seni üzmemek için, seni kırmamak için kötü bir oyuncuyum der kendime hiçbir şekilde zarar vermeyeceğimi ve senin bana gösterdiğin saf temiz duyguların hatırına çıkar giderim hayatından.

Ama zamana bırakalım derken bitmesini istemeyip bu filmin sonunu bir ömür boyunca ölene kadar final sahnesini hiçbir şekilde oynamayacağımızı düşünerek hareket ettiysen ben bir ömür boyu bu filmde istediğin gibi saf ve temiz duyguları besleyen bir oyuncu olmaya devam ederim. Kararın ne olursa olsun senin ve benim için en doğru karar olduğunu düşünüyorum. Kararın benim aleyhime olursa senin bir telefonuna bir alo demene her zaman yanında olacağımı da bilmeni isterim. Başının belası :-)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 420
Kayıt tarihi
: 12.01.10
 
 

Kelebek gibi hayat yaşıyoruz. Anı paylaşıyoruz herseferinde evren ile. Duygusal ve derin düşüncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster