Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ağustos '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
820
 

Sevginin bittiği yerde başlar şid-det!

Sevginin bittiği yerde başlar şid-det!
 

Evlilik ast- üst ilişkisi değil, dost ilişkisidir. (Resim alıntı)


Hiç kimse boşanmak için evlenmez!


Her genç kızın hayalini süsler beyaz gelinlikle, kınalı elleri ile dünya evine girmek. Beyaz gelinlik masumiyetin, saflığın, temizliğin simgesi. Kına ise; eskiler kınanın eşleri birbirine sevgili yapmak, bir ömür boyu aşklarının devamını sağlamak amacı ile yapıldığını söyler. Kına gecesi dendiğinde aklıma “hüznün ve mutluluğun aynı anda yaşandığı gece” gelir. İroniktir ki hem ağlayıp hem de gülerek kutlama yaparız.   Saf ve masum niyetlerle ideal bir koca, mükemmel bir eş olacağını, üstün vasıfları sayesinde baş tacı edileceğini umarak, çoğunlukla da severek-anlaşarak yuvalar kurulur.

 Niyetler güzel, başlangıçlar güzel. Peki ya sonra..?

  Mutluluk coşkusu nasıl oluyor da biranda huzursuzluk kabusuna, eşler biranda kurt adama dönüşüveriyor? Akıl almaz yıpratma senaryoları icat ediliyor. Nasıl “aile” olarak adlandırılan kutlu bir kavram psikolojik bir savaş ortamında katlediliyor? Eşler birbirine öyle hoş olmayan davranışlar sergiliyor ki, yıllarca güzel geçinmiş iki insan günün birinde eşine “seni hiç tanıyamamışım” diyebiliyor. Evlilik sürecinde gerçekten de değişime uğruyoruz, yani mecburen değişmek zorunda bırakılıyoruz !.. Umduğunu bulamayanlar, hayal kırıklığına uğrayanlar, sonradan aklı başına gelenler, gözü açılanlar, rahatı sindiremeyenler…        Evlilik bir ast üst ilişkisi değil, "DOST" ilişkisidir

Aile, kar amacı güden bir şirket değildir. Dolayısıyla eşler de birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışan yöneticiler değil. Bu bağlamda eşler bir elmanın iki yarısı gibi birbirini destekleyen birbirini tamamlayan bir bütünün parçalarıdır. Zira onlar kurulan yuvanın sürekliliğini sağlamak için bu uğurda birlikte  mücadele eden, sabır gösteren iki dost olmalı.

 Ailede huzurun temini ve devamlılığının sağlanması eşlerin, birbirini ast- üst olarak değil, candan bir dost olarak görmesi ile mümkün olacaktır.


             Sevginin bittiği yerde şid-det başlar!

Hiç şüphesiz bir aileyi ayakta tutan, onun uzun ömürlü mutlu ve huzurlu bir yuva olmasını sağlayan en önemli etken; eşlerin birbirine sevgiyle bakması ve sevgi ile bakan gözlerin birbirine güven duyması. Sevgi ve güvenin olduğu yerde saygı olmaz mı hiç..?

 Boşanmaların hızla arttığı günümüzde, sayıları az da olsa uzun yıllar mutlu bir şekilde evliliklerini sürdürmüş nice insanlar tanıyorum. Onlara uzun süren evliliğin sırrını sorduğumda aldığım yanıt şu; Yüreklerini sıcacık yapan ve hiç tüketemedikleri "sevgi", birbirlerine karşı duydukları "güven" ve "saygı" olduğudur. Bu üç sac ayağı devamında uzun süren bir evliliği beraberinde getirecektir. Sevginin açamadığı kapı var mıdır? Elbette yoktur. Günümüzde yaşanan en büyük zulümlerin temeli değil midir, sevgisizlik..?

 Buraya kadar güzel. Peki birbirine deli divane olan, büyük bir aşkla severek evlenen eşleri çıkmaza sürükleyen ve boşanmaya kadar götüren sebep ne? Cevap çok basit. Yüreklerinde var olan sevgiyi kurutmaları. Besleyip büyütememeleri... Şiddete kapı aralamaları. Bunun için sebep çok. Arayana bahane mi yok!

   

Başkalarıyla kendini mukayese etmek, başkaları üzerinden kendi ilişkilerimizi yorumlamak ciddi bir mutsuzluk kaynağı aslında. Üzerinden yıllar geçse bile bu sebepler aile tarihi içerisinde dipdiri ayakta tutuluyor.

 

  Örnek mi? buyurun; yeni doğan çocuğa isim verme meselesi – kocanın bir süre işsiz kalması veya çalışma hayatının düzenli olmaması – doğum yaptığında bilezik alınmaması – eltiye daha ihtişamlı bir düğün yapılıp kaliteli eşyalar alınması – emekli olan kocanın evde ona-buna karışarak varlığını hissettirmesi – bazı kocaların ev işlerine yardım etmesi, kendi eşinin kaytarması – çocukların derslerine yardımcı olmama – gezdirmeme – sülaleden herhangi birini eleştirme – tasarrufa zorlama – dilediği eşyaları almasına izin vermeme vs. vs…   Geleneksel kültürümüzde erkek çocuklarımızı kızlardan farklı yetiştiririz. Anneler olarak onlara biraz daha esnek davranıp, isteklerini daha çok önemseyip, fedakarca yerine getiririz. Böyle bir ortamda yetişen erkek doğal olarak evinde eşinden de benzer ilgiyi alakayı bekleyecektir.  Sabah işe geç kalma telaşı içinde önüne doğru düzgün bir kahvaltı konmaması, İşten eve döndüğünde beklediği karşılamanın yapılmaması, kadının çok konuşuyor olması, kadının evde özensiz, çekicilikten uzak olduğu mazeretleri gibi...


Daha buna benzer birçok konu alt alta toplanıp, çıkan sonuca “şiddetli geçimsizlik” adını veriyoruz! Tabii ki çok gezmek, çok tv seyretmek gibi gayrı ciddi olanların yanı sıra, aldatma gibi çok ciddi sebepler de şiddete sebep olabiliyor...  İster kavga gürültü devam etsin, ister boşanmayla sonuçlansın, sonunda olan çocuklara oluyor.   

 Halbuki çocuklar ne kadar çok seviliyordur! Evde her şey y olunda giderken çocuklar baş tacı, ayrılık söz konusu olunca birer ayak bağıdır.  Ayrılık durumunda çocuklar iki şekilde kullanılmaya mahkumdurlar: Çocuğu hangi taraf almış ise, en kısa zamanda karşı tarafa nefret duymasını telkin etmek. İkincisi, yüreği cız etse de çocukları karşı tarafa terk edip , kendi yoksunluğunu hissettirerek kendi kıymetini bildirmeye çalışmak… Bu iki tavrın dengeli ve sağlıklı bir orta noktasını uygulayabilmek ne yazık ki pek mümkün olmuyor... Şüphesiz bir yuvanın kurulması kolay değil. Tabiri caizse hani derler ya, dişiyle tırnağıyla kuruluyor. Belki çok uzun mücadelenin, sabrın, özverinin çok şeyden feragat etmenin, taviz vermenin eseri bir yuva...Temeli sevgi, saygı ve güven olmazsa olmazı bir ailenin. Bu üç sac ayağından biri yok olduğu zaman o temel çatırdamaya başlar. Saygı ve güven yok olduğu zaman da o evlilik bitmiş demektir. Bunun sonucu şiddet, aşağılamak, onur kırmak, gurur incitmek değildir, olmamalı. Medeni insanlar karşılıklı konuşarak bir sonuca bağlamalı. Korku, tehdit, kaba kuvvet insanın acizliğinin bir sonucudur... Yuvanızdan sevgi, huzur, mutluluk eksik olmasın...


Muhabbetle,

Hanife Mert

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her işin başı sevgidir. Sevginin olmadığı yerde hayat felç olur. Koca Yunus Emre ne diyor:Gelin tanış olalım / Sevelim sevilelim. İşi kolay kılalım / Dünya kimseye kalmaz " diye...

Abdülkadir Güler 
 27.01.2016 21:00
Cevap :
Çok teşekkür ederim Abdulkadir hocam, çok sağ olun değerli yorumunuz için. Sağlık ve esenlikler diliyorum.  21.02.2016 14:46
 

Çok gerçekçi bir anlatım olmuş. Günümüz de evliliklerin kısa sürmesi ve çok çabuk yüz göz olmaları,saygıyı sevgiyi bitirmelerin de en büyük etken eğitim sürecinde .Çocukların 4.6. yıl arası süren yüksek okul süreci aileden ayrılması ile hayatla yanlız mücadele ,kendi başına karar alma, zor dönemleri yanlız yada arkadaşlarıyla atlatma ve nihayetinde kendine güven..Çalışma hayatı ekonomik güç yapacağı evlilikte, annesi gibi saçını süpürge etmeyecek, yada babası gibi ev ve işi arasında yada en fazla kahveye muhabbetine gitmeyecektir.Hayatın her bir çok alanın da eşit olmak isteyecekler.birlikte paylaşmak isteyecekler. Evliliklerinde eşit şartlarda yola çıktıkları için devamını isteyecekler. Olmayınca herkes kendi doğrusnda yaşamak isteyecek. Selamlar

Birsen yn 
 06.10.2015 13:24
Cevap :
Çok haklısınız Birsen Hanım. Bu çok değerli yorumunuz için teşekkür ediyorum. Okuyan gözleriniz yüreğiniz dert görmesin. Sevgiyle..  07.10.2015 23:35
 

Her cümlesi insana ders veren bir yazı. Daha fazla okur yazara ulaşması dileği ile.

Hüseyin Güzel 
 25.08.2015 20:39
Cevap :
Çok teşekkür ederim Hüseyin Hocam, çok sağ olun. Okuyan gözlerinize sağlık. Yorumunuza geç cevap verdiğim için kusura bakmayın. Selam ve saygılar.   07.10.2015 23:30
 

Üç S çokk önemli mecburi süren evlilikler de tehlikeli mutsuzluklar da say say bitmiyor değil mi kalemine sağlık arkadaşımın yüreğine sevgimleee canım :)

Tülay EKER 
 19.08.2015 10:23
Cevap :
Haklısın Tülayım bir evlilik sevgi saygı güven çok önemli. Mutsuzlukların sebebi evet saymakla bitmiyor. Bir de suni mutsuzluklar.. Senin de okuyan gözlerine sağlık. Öptüm canım. Gönülden sevgiler..  22.08.2015 23:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 145
Toplam yorum
: 946
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 4208
Kayıt tarihi
: 08.06.12
 
 

Anadolu Üniversitesi İktisat  mezunuyum. Emekli muhasebeciyim. Felsefe, İlahiyat, Sosyoloji ve Ps..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster