Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Nisan '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
6747
 

Sevginin gücü üzerine küçük bir masal

Sevginin gücü üzerine küçük bir masal
 

Bugün masal çözümlemeyecegim. Dr. Ender Saraç’ı gördümde ondan Ayurveda kitabının başına koyduğu ve benim de çok beğendiğim yazdığı sevgi masalını sizlerle paylaşma fikrimi söyledim. Sağolsun kendileri kabul ettiler, buradan teşekkür ediyorum. Bu masal çözümlenmeye gerek kalmayacak kadar açık yazılmış ne dersiniz?

Aslında bir zamanlar hiçbirşey yoktu, sadece ve tek Yaratan vardı. Hiçbir zaman nedenini tam olarak bilemeyeceğimiz bir şekilde ve bilemiyeceğimiz bir zamanda, aslında zamanın da olmadığı bir boyutta, bizi yaratan yalnızlığını kırmak istedi.

Belki de, nedenini bilemediğimiz başka şeyleri tecrübe etmek istedi ve bu boyutta, beş duyu ve sezgilerimizle algıladığımız makrokozmosu, evreni yarattı.

Bütün bu yaratılışı oluşturan en büyük enerji titreşimi ve gücü “sevgi”ydi.Bütün evren “bilgi” ve “sevgi” üzerine kurulmuştu. Kimbilir Yaratan belki desevme ve sevilme ihtiyacı hissetti, belki de hiçbirşeyin ihtiyacı içinde değildi; sadece, “sevgi”nin yaşanmasını ve tecrübe edilmesini istedi. Özünde hepsinin bir olduğu, sayılamayacak derecede çok değişik türde canlı yaratıldı. Hepsi de sevginin başka bir hikayesiydi. Bir güneş sistemi içerisindeki canlıların belki de en mükemmeli ve ayrıcalıklısı olan insanoğluysa her türlü sorunu, sevinci, üzüntüyü, hastalığı, mutluluğu, mutsuzluğu tecrübe edebileceği özel bir fizyolojiyle yaratılmıştı. İnsanoğlunun üstünlüğü, belki atom bombasından, nötron bombasından, silahlardan çok çok daha güçlü bir şeye sahip olmasındaydı.

Bu da, içinde yatan “sevgi”ydi. Ama gerçek ve derin düzeyden bir sevgi, bütün Evreni “sevme gücü”ydü.

Dünya gezegeninde, önceleri mükemmel bir uyum içerisinde yaşayan insanoğlu, giderek doğa yasalarından yavaşça kopmaya, sadece kendi cinsine ve türüne değil, aynı gezegene kendisi gibi misafir olarak gelmiş diğer canlı türlerine de acılar çektirmeye başladı.

Özünden o kadar uzaklaştı ki, huzur ve barışla dolu muhteşem bir doğa içinde yaşarken, sevgi özelliklerinden uzaklaşıp, negatif özelliklere yöneldi; savaşlar yaptı, yalan söyledi, kin ve nefret güttü, öldürdü. Teknolojiyi yaratırken, manevi değerlerden uzaklaştı, sevmeyi unuttu.

“Sevgi” kendisini çeşitli zamanlarda, değişik isim ve bedenlerde ifade etmek ihtiyacını hissetti; insanlara, Yaratan’ın bir parçası olduklarını hatırlattı.

Zaman zaman pek çok bilge ve seçilmiş kişi, çekilen bu büyük acıları dindirmek için çeşitli yöntemler geliştirdi, deneyimler yaşadı. Derken bir gün insanoğlu, hemcinslerine ve diğer canlılara “sevgi” enerjisiyle yaklaşırsa, unuttuğu mutluluğu ve huzuru yakalayabileceğini anlamaya başladı. Ait olduğu bütünün başka bir parçasını üzdüğünü ve aslında bunun, kendisinin de üzüleceği anlamına geldiğini fark etti.

“Sevgi” o kadar önemli ve muhteşem bir güç ki; insanoğlu kendini, tüm canlıları ve yaratan’ı tekrar sevmeyi denedi. Ve ondan istendiği şekilde, gerçek ve derin düzeyden severek, Yaratan’la temas kurmaya ve tekrar muhteşem kaynaktan beslenmeye başladı. Sonra dünya üzerinde savaşlar, ölümler, açlık tekrar azaldı. Sevgi’nin gücüyle insanoğlu öyle bir noktaya geldi ki, makrokosmosun bir parçası olduğunu fark etti ve doğa da insanoğlunu tekrar ödüllendirmeye, ona mutluluk, huzur ve barış vermeye başladı.

Her kalpten çıkan küçük “sevgi” damlacıkları birleşti, ırmak oldu, göl oldu. Denizler de sonsuz sevgi ve mutluluk okyanusuna dönüştü. Artık damlalar yok; sonsuz mutluluk ve “sevgi” okyanusu vardı.

Herşey başladığı noktaya geri dönmüştü.

Sevgiyle kalın

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

merhabalar sevginin gücü güzel anlatılmış ama neden masal olsunki masal değil gerçeyin takendisi... evet sevgi ALLAHTIR sevgi kainatın yaradılış nedenidir sevgi bizim özümüzdür hakettiğimiz yaşamdır... bu idrakı yakalanmışken neden masal adı altında belirtiliyor. aşk olsun

mehmet yilmaz 
 30.10.2008 20:43
Cevap :
Teşekkür ederim Mehmet bey Ender Saraç öyle koymuş ismini bende degiştirmedim Tabi ki gerçegin ta kendisi Allah herşeyi sevgiden de daha üstün olan Aşk ile yaratmıştır insana duydugu aşk ile evrenleri yaratmıştır. Hz Muhammede Habibim sen olmasaydın ben bu evrenleri yaratmazdım dememiş midir? saygılarımla  31.10.2008 9:19
 

Yıllar önce yazılarınızı okumaya başlamıştım.İçimde bir kıpırdanmalar olmuştu.Çook uzun bir süredir okumuyordum sizi.Ama bir duam kabul oldu ki tekrar sizin yazılarınızı okumak nasip oldu.İnanın gözyaşları içinde okudum sizi bu gece.Allah sizin gibi sevgi insanlarını hep katsın hayatlarımıza.Yüreğinize,ruhunuza ,düşüncelerinize sağlık. Saygı ve sevgilerimle...

Gamze YASAER 
 14.09.2008 23:44
Cevap :
Sevgili Gamze Hanım İlginize ve sevginize çok teşekkür ediyorum sevgilerimle  15.09.2008 11:51
 

Sevgili Alahhattin Bey, yazılarınız gerçekten muhteşem. Ama ben yorum değil yazılarınızdan esinlendiğim duygularımı paşlaşmak istiyorum. Sevmek benim mutluluğumdur. Ben sevgiyle yaşıyorum. Bensevmesem inanın ki ölürdüm. Ben Allah'ın insanları aşkıyla yarattığına ve insanların aşktan varolduğuna inanıyorum. Ben insanları Allah'ın aşkıyla seviyorum. Herkes sevmenin zorluğunu yüklenemz. Size bu sevgi verilmişse onu göğüsleyecek güçte verilmiştir zaten. Sevmenin ve aşkın acısı büyüktür. Size bu acı verildiyse bir lütûf olarak görün bunu. Sarılın ona dört elle Yaşadığınız acılar bir sevinç olur ozaman. Mutluluğu kucaklar gibi kucaklamalısınız onu. Ozaman Allah'a ulaşmış olursunuz. "Allah dileyene dünya, dileyene ahiret; neşe isteyene neşe, nefret isteyene nefret verir. Ne dilersen onu bulursun O'nda. SEVGİYİ DE ANCAK, İSTEYENLERE VE SEVMESİNİ BİLENLERE VERİR O!" Sevgi ve mutlulukla kalın diyorum ve bu eğitici yazılarınızın devamını mutlaka okumak itiyorum. Görmez, Asiye

Asiye Görmez 
 26.05.2008 19:13
Cevap :
Selam Asiye hanım Sevmek yaşamın gıdasıdır. Yunuslar Mevlanalar sizin gibi düşünmüşlerdir ve ben insanı yaradandan otürü severim demişlerdir. Allah her şeyi büyük bir aşkla yaratmıştır ama yaradılanların en mükemmeli olan insanı muhteşem ve ona çok büyük ozellikler ve yaratılmış varlıkların en güzel suretini vererek yarattıgında kendi yarattıgı insana aşık olmuştur. O yüzden hiç acı çektirmek istemez ama insanlar nefislerine uydukları için acı cekerler. Mevlana da omrü boyunca tanrı aşkını arayıp durmuştur ama yolun sonuna geldiginde demiştir ki; " ben yıllarca tanrı aşkını aradım durdum omrümün son günlerinde sunu farkettim ki meğerse tanrı bana aşıkmış" sevgiyle kalın  27.05.2008 8:35
 

Sevgili Alahattin Bey.. Ne kadar güzel bir masal. Sevgi hiç bu kadar sade ve duru anlatılamaz dı diyorum. Her okuyuşumda ayrı bir tat ve zevk alıyorum. Her gün işime başlamadan önce okuduğum benim için ayrı bir yeri ve önemi olan bir blog bu. Tüm bloglarınızı çok büyük bir zevk ve heyecanla okuyurum.

Beyazkuğu 
 25.05.2007 9:32
Cevap :
Çok teşekkür ederim efendim Sözleriniz bana yazma heyacanı veriyor  25.05.2007 11:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 157
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 5080
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Ege Üniv. İşletme Fakultesi'ni, daha sonra da Harward Üniversitesi'nin Master programını Türkiye'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster