Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
222
 

Sevginin Sesini Duydun mu Sen 3.

Sevginin Sesini Duydun mu Sen 3.
 

İstanbul Kız kulesi--Fotoğraf Mahmut açbay


Koyu ve bir yaz sonu yalnızlığı bu. Alışkanlıklardan uzak, dinlenen şarkılardan uzak yeni şarkılarla tanışmak, kışın sonlanmasından yaz ortalarına kadar geçen bu günler zor yaşam günleri idi, gerçek olan bu…
 
Ayrıca düşlerden uzaklaşmak için yolların kıvrımlarında zifiri karanlık zamanların içindeki yolların ıssızlığında kendi gücünü yakalamak belki de hoş olan buydu… 
 
Yarınsız düşler olur muydu sevgili, düş kurmanın da zamanı olur muydu sevgili, kayıp zamanları bilir misin sen sevgili, yokluğa çıkar ucu yaşamın sensizlikle derken, sensizlik yaşamın içinde olur muydu sevgili, neyse boş ver sen yoksan zaten hiç biri yok sadece kesik nefesler olmayı öğreniyor insan...
 
Duvarlara çarpıyor bakışlarım, bakışlarımın ardı siyahlaşmış, göz göze fazla gelen nefes almalar bunlar, sadece düşlemek, sadece umut, sadece ağıt sarmalanmış düş kurmalarımızın ardına ve yokluk, sadece nefes almaya yeten bir mecal, ardı kararmış bakışların sonrası bir siyah düş ve umut nefesin yarısı ile tamlanan... 
 
Zamanı sordular bana, senden sonraki zaman mı diye düşledim ki boşuna düş kurmalar bunlar… 
Her şarkı kendine gömülür dert anlatımında, her çukur bir şeyle dolar… 
Yaşam tükendikçe hatıralar öne çıkar derken, yaşam zordu aslında, düş kurmalar veya düşüncelerle bile, sadece geçmişin gömütünde olan her an çıkacaktı bir gün yaşamın içine tekrar...
Yaşamın gömütü derdik geçmişin tüm anı kulvarlarına... Oysa yaşam bir gün muhakkak gömecekti tüm anıları çukurlarına...
 
Eylülün ilk günleri… Karmaşık düşüncelerle son deniz suyundaki ayaklarıma su serpintileri ulaşırken, uzaktan Ahmet kaya şarkısının can alıcı cümlelerinden ilki “Ağladıkça” sözleri ile yine bulutlandı hem de siyah bulutlar kapladı düşüncelerime geçmişin koyu düşlerine yine sürüklendi düşlerim…
 
Çok garip anlardan biri yine omuzlarıma kar yağıyor sanki yaşamın bu kısımları olsun diye . 
Artık çok ağır uzaklar ve yollar daima bir şeylerle dolu kendime teselli olsun diye bu sefer amaçsız yazıyorum. 
Garip bir diyarda yolculuk yapıyorum, kendimi yaşamın uzun bir kolundan soyutluyorum, anıların hüzün düşünce etkisinden artık korkar oluyor, her cümlenin geçmişten bir anıya dönüşmesinden korkuyorum…
 
Kendi kendime adadığım bu kısa zamanları eski düşlerle pay etmek istemiyorum…
Artık sabahların içindeki yangınlarla acılara doluşmasını istemiyorum…
Sevginin sahipsizliği ile bunalmak ve kaybolmak istemiyorum… 
Ama kendime adadığım veya ayırdığım zamanları biri için feda etmek istemiyorum…
Sevginin sahipsizliği ile bunalmak ve kaybolmak istemiyorum…
 
Umudun başı bu olsa gerek…
 
Yalnızlığıma sen sesleri katıyorum,
Bedenim sarsılıyor, ruhumun titrediğini hissediyorum,
Sen bilmiyorsun,
Ben yalnızlığa kanıyorum,
Ruhum eriyor sanki,
Hece hece düşüyorum sana,
Sen anlatımlarımı uzun cümlelere sığdırıyorum…
 
Kanıyor içim,
Bedenim ruhumu tırmalıyor,
Ben sanki kabuk değişimindeyim,
Sensizlik,
Üstelik yağmur yağıyor buralara,
Islanıyorum,
Ruhum ağzımı kurutuyor,
Ben eriyorum zamana,
Zamansa bana tükeniyor,
Yalnızlık,
Ruhum daralıyor sanki,
Oysa ovalar yemyeşil,
Oysa deni, deniz maviningökü,
Yani gök mavisi uzaklar,
Yani senin uzakların mavi,
Sen gök mavisindesin,
Bense karanlık,
Zifir etrafımdaki her şeyin varlığı,
Bense herşeysizim, tekim,
Ve düşlerim dolu,
Bakışlarım durgun,
Küskün yaşamama,
Yaşam senle saklı,
Ve karanlık gökyüzü,
Yani karardı gece kumsal,
Denizin dalga sesi ölgün,,
Buğulu ve puslu bir karanlık,
 
Ve bir karartı ile bir ses,
Bir baykuş sesi yalnızlığı,
Bir ölgün müzik sesi,
Bir ağıt sanki uzaklar,
Bende ise ölgün bir ağıt,
Telaşlı bir yaban kuşu,
Bir martı sessizliğindeki kanat sesi…
 
Ve telaşlı bir ben,
Ölgün bir yalnızlık,
Gökyüzü koyu mavinin siyahı,
Uzakta ölgün bir yıldız,
Parıltısı,
Uzakta sen sesi sanki,
Rüzgara dahil olmuş adım,
Haykırışın…
Yıllar ve yılların ardı,
Sadece sessizlik ve bir telaş,
Ölü kuşların sessizliği, çalı ardı,
Unutulacak ne varsa orada gizli
Sen,
Ve yine 
Sen, ölü bir denizin son dalgası,
Bir çırpınış can havli,
Bir an, bir hışırtı, bir çırpınış daha,
Son dalga suyu kumun ıslanmışında,
Ve ben,
Karanlığı delen bakışlarla,
Özleme özlemle bakan,
Haykırışlar kısık sesin boğuntusunda,
Sen, son deniz suyunun,
Ölü dalgasında sessiz,
Adın rüzgâr olsa yüzüme vurur serinlik,
Adın ateş olsa yüzümün derisi yanıklaşır,
Senin adın umarsız olsa,
İçimde boşluklar oluşur,
Ve sesin en son deniz suyunun,
Sesindesin,
Az sonra kaybolacak ölgün kumlarda,
 
Bense,
Belki de bense solgun, 
Bir rüya, ertesindeki,
Hareketsiz ve umarsız,
Bakışlarla,
Yaşamın sona yakın harflerinde,
Saklıyorum seni…
 
Ve gökyüzü ve ay hilâlinde,
Kayboluşların düşlerinde,
Gelecek korkusuzluk artık,
Yaşam,
Ve ben,
Ay hilâlinin son deniz suyundaki,
Ucunu tutma çabasında,
Umutla,
Bekleyişle,
Korkusuzca,
Ama
Umarsız sen duyumlu Ay’a…
 
Yalnızımsı düşler bunlar,
Oldukça kalabalık seslerle,
Harflerin bileşkesi,
Umudun başı bu olsa gerek,
Sen yoksun,
Taşın rengi bir başka,
Ay bir başka aydınlatıyor,
Son deniz suyunu,
Oysa 
Unutulacak ne varsa yaşamımda,
Hepsi sana dahil,
Karmaşık bir düzen,
Başsız sonu olmaz bir kurgu,
Ve
Yüreğimdeki yalnızlığın,
Uğultusu,
Sen 
Yoksun 
Ve ben,
Çok güçlüyüm bu gece sen yoksun…
 
Zamanı sordular bana, senden sonraki zaman mı diye düşledim ki boşuna düş kurmalar bunlar, her şarkı kendine gömülür dert anlatımında, her çukur bir şeyle dolar, yaşam tükendikçe hatıralar öne çıkar derken, yaşam zordu aslında, düş kurmalar veya düşüncelerle bile, sadece geçmişin gömütünde olan her an çıkacaktı bir gün yaşamın içine tekrar...
Yaşamın gömütü derdik geçmişin tüm anı kulvarlarına... 
Oysa yaşam bir gün muhakkak gömecekti tüm anıları çukurlarına...
 
Şikâyet etmek, vaz geçişe yol açar, bence kabullenmek gerekir.
Ne bana gelebildin ne de ben sana yakın olabildim, sanırım yol ve yollardır insanın içinde hasret yaratan. Hele uzakların en yakınında sen varsan, benim içimde yanışlar oluşur….
Mustafa yılmaz
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 43
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 77
Kayıt tarihi
: 21.10.11
 
 

Hayat mı hırçındı yoksa yazı mı? ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster