Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
63
 

Sevgisizliktir En Büyük Engel

Doğuştan görme engelli olan bir adam zifiri karanlık bir gece yarısında, engelinden dolayı kazanmış olduğu ezbere yol bulabilme yeteneğini kullanarak yürümeye devam ediyordu. Görme derecesi sıfır olduğu halde elinde yanmakta olan bir fener taşımaktaydı. Karşıdan gelmekte olan şahıs ile yüz yüze geldiklerinde, kendisini tanıyan bu şahıs, “Bre kör, sen zaten görmüyorsun ki, o fener ne işine yarayacak” demekten kendini alamamıştı. Bu ifade üzerine görme engelli adamın cevabı manidardır:” 

“Feneri kendim için değil, senin gibiler için taşıyorum ki ben onları görmesem de onlar beni görsün ve böylelikle çarpışmamış olalım. Benim gözüm kör ama senin kalbin körmüş. Yani asıl kör olan ben değilim, sensin.” der.

   Etrafımıza hep bakarız ama bazen gördüğümüz baktığımız değildir.  Çünkü bakmak ve görmek birbirinden ayrı şeylerdir. Bakmak sadece vücut gözü ile yüzeysel olurken, görmek ise aklın, mantığın, kalbin, gönlün, ruhun birlikte bakmasıyla, karar vermesi ile olur.  Her birimiz  gün boyunca yakınımıza, uzağımıza, çevremize bakıp dururuz. Hepimiz aynı yere aynı yerden baksak bile farklı şeyler görürüz muhtemelen. Çünkü bakmak yetmiyor her zaman, görmeyi de bilmek gerekiyor…Tabii ki önce nereye nasıl bakacağımız önemli, ondan sonra neyi göreceğimiz görmek istediğimiz.. 

  Olayları ya da kişileri gördüğümüz ya da olmasını düşündüğümüz yönüyle değerlendirir, net ve kesin bir tavırla yargılama hatta mahkum etme yolunu seçeriz. Yanılabileceğimizi, hata yapma ihtimalini düşünemiyoruz maalesef. 

 “Gönül gözü görmeyen,  Can gözünü neylesin” 
demişler ya hani; hikayede de bu durumu açıkça görmek mümkün. Etrafımızda herhangi bir engelinden dolayı, bakışlarıyla, tavırlarıyla, hatta; “bre kör, bre topal, bre deli...,” gibi onur incitici, aşağılayıcı, dışlayıcı söz ve davranışta bulunanları görmekteyiz. 

   Şunu unutmamak gerekir ki insan hayatı tek düze değildir. Sağlık da, varlık da, darlık da  sonsuza kadar sürmez. İncittiğimiz yerden incinmemiz olasıdır...

Böyle insanlara,  kişilere gönül gözüyle bakmalarını önerirken, merhum Aşık Veysel’in;.

 Beni hor görme kardeşim
Sen altınsın ben tunç muyum?
Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben sac mıyım? 

Ne var ise sende bende
Aynı varlık her bedende
Yarın mezara girende
Sen toksun da ben aç mıyım?

 dizeleriyle yanıt vermek istiyorum. Farklılıklarımız bizi asla farklı yapmaz. Zira gelişimiz de gidişimiz de aynı yere olduktan sonra...

   Her insan kendi içinde koskoca bir kainat barındırır. Buna rağmen hiç kimse diğer kimselerin iç dünyasını yeterince görüp bilemez. Bunun nedeni, dışımızda ki olaylara kişilere yeterince ilgi duymayışımız ve duyarsız olmamızdan kaynaklanmaktadır. İnsanların gönüllerine girmeyi başarabilsek, o gönlü feth edebilsek,

Yunus Emre’nin; 

“Hakk bir gönül verdi bana, 
Ha demeden hayran olur” 

dediği gibi hayran kalmayacağımız bir insan olmazdı. Böylelikle yine

 Yunus’un, 
“Yunus Emre der: Hoca, 
   İstersen bin var hacca, 
   Hepsinden iyice, 
   Bir gönle girmektir.” 

    Dizelerinde ifade ettiği gibi en makbul ibadetlerden birisini de yerine getirmiş olurduk. Eğer girebilseydik karşımızdakinin gönül kapısından, dert ortağı olurduk. Dertleri paylaşır, paylaştıkça azaltırdık derdini ve sevgileri paylaşır, paylaştıkça çoğaltırdık. Kırık kalplere derman olabilirdik belki. Belki onara bilirdik yıkılıp harap olmuş gönülleri. 

Gerçek dostlukların kurulması da gönül ziyaretleriyle başlamıyor mu? İnsanların birbirlerinin gönüllerinde kurdukları sevgi köşkleriyle perçinlenmiyor mu gerçek dostluklar? 
Görmesini bilemeyen, dostunun gönlünü kırmaktan çekinmeyen kişiler ; “Ben kainata sığmam ama insanın kalbine sığarım” diyen Yüce Yaratıcı'nın  o güzel mekanını harap etmiş olmaz mı? 

       Oysa,  “Eğer gönül kırdın ise, Bu kıldığın namaz değil.” dizeleri ve 

     Hz Ömer’in;  “Ey Kabe! Seni bin kere yıksam tekrar yapabilirim, fakat kırılan bir kalbi asla...’’ 
     Bu ifadeler gönül kırmanın insanı ne büyük bir külfete soktuğunun göstergesi değil mi?

   “En büyük engel sevgisizliktir” onları incitmeyelim diyor, Allah'ın yarattığı her canlıyı sevgiyle kucaklaya bilmemiz, karşılaştığımız tüm insanları gönül gözü ile görmemiz ve gönül kapılarını çalabilmemiz, gönüllerini fethedebilmemiz  dileklerimle; Dünya Engelliler Günü'nü kutluyorum.

NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bakmak ve görmek niyetle de bağlantılı. Bir gece iki arkadaş pencereden dışarıyı seyrediyorlarmış. Biri gökteki yıldızlara bakar mısın demiş, diğeri de yerdeki çamurları sen de gördün mü diye sormuş. Niyet, iyimserlik, karamsarlık ne diyebilirsek...Selamlar...

Yurdagül Alkan 
 14.05.2019 18:33
Cevap :
Kesinlikle haklısınız Yurdagül Hanımcığım, eylemler de niyetlere göre değil mi? Niyet çok önemli. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Sevgilerimle.  16.05.2019 13:36
 

Sevgili Hanife hanım! Sevgi kalbin aydınlığıdır, sevgi tüm engelleri aşar.Güzel anlamlı paylaşımınız için kutlarım sağ olunuz Selam ve sevgiler sağlıklı mutlu günler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 14.05.2019 15:21
Cevap :
Aynen sevgili Nahide Hocam, sevginin aşamayacağı engel, çözemeyeceği sorun yoktur. Herşeyin başı sevgidir. Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Gönül dolusu sevgiler selamlar.  16.05.2019 13:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 942
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 3838
Kayıt tarihi
: 08.06.12
 
 

Anadolu Üniversitesi İktisat  mezunuyum. Emekli muhasebeciyim. Felsefe, İlahiyat, Sosyoloji ve Ps..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster