Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '19

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
49
 

Sevgiye Hasret

Kaç yaşında olduğun çok önemli değil. Bazı eksik kalmışlıklar ne yaşa, ne güne, ne de saate bakmıyor. Kaç yaşında olursan ol kapıyı açıp giriyor, sorgusuz sualsiz…Yerleşiveriyor en olmadık zamanlarda yüreğine. Bir sızı kaplıyor içini.

Eksik kalmışlıkların en çok sızı yapanı sevgi.

Binbir türlü sevgi var. İnsan sevgisi, hayvan sevgisi, doğa sevgisi…Evlat sevgisi, anne sevgisi, baba sevgisi…Neredeyse herşeyin bir sevgisinden bahsedebiliriz. Her tarafımız sevgi ile dolu gibi geliyor. Sev sevebildiğin kadar. Eski bir şarkının sözlerini hatırlatıyor insan. ‘’Bu ne dünya kardeşim, seven sevene, bu ne dünya kardeşim,  böyle.’’

Çokluğu bir dert değil, herhalde. Ama yokluğu…Dertlerin en büyüğü. Üstelik öyle çok kolaylıkla söylenebilecek bir dert değil. Doktora gidemezsin. İlacı yok. ‘’Beni neden sevmiyorsun ? ‘’ desen, marketten satın almaya benzeyecek. Zor iş velhasıl.

Doğarsın, büyürsün. Seversin, aşık olursun, evlenirsin. Sen onu çok seversin, o da seni. Çocuğun olur. Sen onu çok seversin, o da seni. Ama geçmiş yıllara baktığında bazı eksik kalmışlıklar sızıyorsa yüreğine tüm sahip olduğun bu sevgilere ragmen hüzünlenirsin.

Bir şeyler eksik kalmiştır. En önemlisi senin sen olduğunu bilemediğin günlerde harcanmış gitmiştir. Sen sen olduğunu anladığında eksik kalmışlığını anlarsın.

Anne, baba sevgisine geleceğim. Ama hemen en başta diyemezdim, benim baba sevgim eksik kalmiş diye. Bu denli cesaretim yok. Kendi kendimle konuşurken de dolandırıyorum düşüncelerimi.

Özellikle baba sevgisini hiç bilmiyorum, tanışıklığım yok desem, gerçek bir eksik kalmışlığın itirafı gibi olacak..

Yaşım ilerledikçe baba figürünü gördüğüm her yerde hüzünlendim. Baba figürünü anımsatan her şarkıda, her şiirde, her sahnede içimi bir size kapladı. Hep ‘’baba nedir’’ diye sordum kendime. Babayı bazen çok ulaşılmaz yere koydum. Bazen, ben güçlüyüm ya, babaya ne gerek var, demeye çalıştım. Hep debelendim biliyorum. Debelendikce baba fiğürü devasa oldu. O nedenle inat etmeyi bıraktım. Kabullendim. Baba olması gereken bir sevgi kaynağı.

En kuvvetli olanların bile sığınacak yerleri olmalı ve vardır zaten. Bir evlat için baba bir kale. Bir liman. Bir sığınak. O en güvenli gidilecek yer.

Baba olmayınca kendi kendine baba olmaya çalışıyorsun. Yoruyor insanı. Küçük yaşta koca bir adam oluyorsun. Kolay değil böylesi bir yaşam. Böylesi bir süreçten çıkamamak, ayakta kalamamak ta var. Kısacası babasız, baba sevgisiz bir çocukluk, bir yaşam zordur.

Babasız ve sevgisiz kalmayın….

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 911
Kayıt tarihi
: 23.01.11
 
 

1981 yılında Eğe Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden mezun olmuştur.1984-1992 yıllarında Türkiye Z..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster