Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
701
 

Sevgiyi Çoşturabilmek (1)

Sevgiyi Çoşturabilmek (1)
 

Geçen yazıma gelen olumlu cümleler için teşekkür ederim. Çoğu okur kendinden bir şeyler bulduğunu ifade ettiler. Bazen bizler sıkıştırıldığımızı biliriz de nasıl çıkacağımızı bilemeyebiliriz. Bu durumda olan milyonlarca insan vardır. Aslında çıkış çok kolay sadece egolarınızdan kurtulacaksınız. Asıl olan sizi egolarınızdan daha kolay kurtaracak ve sizin çıkışınızı bir patlamaya dönüştürecek olan bir şeye gereksiniminiz var.

İnsanların o sıkıştırıldıkları torbadan çıktıktan sonra, hani yılanın kınından çıkması gibi, kalıplarından biraz çıktıktan sonra patlaması gerekiyor. Fırlaması gerekiyor. İşte bunu yapacak olan şey sevgi. Peki sevgiyi fırlatacak olan, sevgiyi çoşturacak şey ne? Ateş nasıl oksijen olmadan yanmıyorsa, bir insanın yanması için de bir oksijen gerekiyor. Hava alabileceği bir yer gerekiyor. Yani sevginin oluşabilmesi için bir kere cesaret çok önemli. Kişinin cesareti çok önemli. Kişinin bir insana hayır demeyi öğrenebilmesi çok önemli. Kalıpları kırabilmesi çok önemli.

Yaşamındaki kalıpları kırdığın anda hayır diyebiliyorsun.

Hayır diyebildiğin anda da seçimini yapabiliyorsun.

Seçimini yapabildiğin anda da zaman kaybetmiyorsun.

Zaman kaybetmediğin anda da fırlıyorsun.

İşte yaşamımızdaki her şey bu dört kuralda gizli aslında. Bunları açıklamaya çalışacağım sizlere. Hepimiz evrimimiz kadarını algılayabiliyoruz konuların. Şimdi insanlar, insan denilen varlık evrimleşirken beden titreşime uyum sağlayamıyor. Yararlı işler yaptığında ruh yavaş yavaş kalıplarından kurtuluyor. Onu tutanlardan kurtuluyor. Aynı İngiliz Edebiyatı Klasiklerinden Jonathan Swift’in 273 yıl önce yazdığı Gulliver’in Maceraları kitabındaki masal kahramanı Gulliver gibi. Gulliver’i tutan ince ince ipler aslında bizim hareket etmemizi engelleyen, özgürlüğümüzü kısıtlayan negatifliklerdir.

Ruh Gulliver gibi kendi büyüklüğünün farkına varıp, negatifliklerini kırdığı andan itibaren harekete geçiyor ve negatif olan her şey çil yavrusu gibi dağılıyor. Tabi insanların ruh yapısı böyle harekete geçtiği zaman, bedenlerinin de buna uyum sağlayabilmesi gerekiyor. Ruh titreştikçe beden de titreşiyor. Bedenin buna uyum sağlayabilmesi gerekiyor. İşte o yüzden peygamberlere vahiyler gelirken üşümeleri oluyor, titremeler oluyor, uyku halleri gelebiliyor. Beden uyum sağlamaya çalışıyor. Bedenin enerjisi yetmiyor. Çünkü ruh çok kuvvetli. Neden uyum dersek, şimdi burada iki cevap var. Hem bedenin enerjisini sağlayabilmek için, hem de insan Allah’a olan yolculuğunda belirli aşamalar geçiriyor, bölümler geçiriyor yada level atlıyor. İşte atlamaya çalışırken bir sıkıntı yaşıyor. Bir doğum sancısı çekiyor. Doğumu kolaylaştırabilmek için her zaman sevgiye gereksinim var. Sevgi insanları hep fırlatıyor ama her bölümdeki sevgi, farklı sevgi fırlayışı yani bu fırlayış. Şimdi sevgi fırlaması aslında bir müddet sonra farklı bir fırlayış gerektiriyor, ama genelde insanların çoğunun gereksinimi olan fırlama bu ve insanın evrimi için bu fırlamaya gereksinimi var.

Fırlama nedir? Kişinin ilkönce çok cesaretli olması gerekiyor. Örnek olarak nasıl cesaretli olması gerekiyor. Ben ticaret yapıyorum. Kazanır mıyım, kazanmaz mıyım? İşte bir cesaretsizlik örneği. Bana negatifliği yükleyen ve bana para kazandırmayan bu işte. Başka bir işe geçsem kazanır mıyım, kazanmaz mıyım? Direkt cesaretsizlik işi. İşte bu kişiyle evlenmeye karar verirsem ailem beni reddeder mi, reddetmez mi? İyi olur mu iyi olmaz mı? Hep cesaretsizlik işi. İşte ben bu kişiyle karşılaştığımda beni beğenir mi beğenmez mi? Cesaretsizlik işi. Beni yargılar mı yargılamaz mı? Cesaretsizlik işi. Demek ki endişeler ve şüpheler cesaretsizliğin içinde yani endişe ve şüphe cesaretsizliği meydana getiriyor.

Eğer bir şeyden şüphe ediyorsan cesaretsiz kalıyorsun. Ama bir şeyden endişe edip, sürekli ertelemekten ve cesaretsiz olmaktansa savaşa gir ya kazan ya kaybet. Ama ondan sonra başka bir deneyim yaşa. Fakat her zaman cesaretli ol. Cesaretli olabilmek çok önemli ve cesaretli olduğunda evrenin doğruları ile ilgilen. Eğer yaptığın iş evrenin doğrularına uygunsa neden korkuyorsun ki? Tanrı senin yanında. Kimsenin yuvasını bozmaya kalkmıyorsan, kimsenin kuyusunu kazmaya kalkmıyorsan cesaretsizlik neden? Cesaretsizken ilkönce bir bekle bakalım neden cesaretsizsin? Yanlış bir şey mi yapıyorsun, ondan mı cesaretsizsin? Hani bazen de cesaretsizlik iyi. Yanlış yapmamak için ama bunu iyi ayırt edebilmek gerekiyor. Acaba ruhun engel mi olmaya çalışıyor da sana cesaret vermiyor? Kötü bir şey yapıyor musun, yapmıyor musun bunu sorgula. Kendine dön ve kendine sor bakalım yaptığın nedir? Eğer evrenin doğrularına uygun hareket ediyorsan cesaretli ol ama evrenin doğrularına uygun hareket etmiyorsan o işten vazgeç. O işte takılıp kalma. Çünkü bu bir zaman kaybı.

Şimdi cesaretli olabilmek için hayır demeyi bilmek gerekiyor. Her şeye evet demek zorunda değiliz. Eğer bizim doğrularımıza uymuyorsa aman bu kırılacak üzülecek ona hayır demeyeyim, yapayım. Ne oluyor? Enerjimiz azalıyor. Beden enerjimiz azalıyor ve ruh özgürleşemediği için yukarı fırlayamıyor. Tüm olay bu, bilmem anlatabildim mi? Kişi çok fazla para kazanmak istiyor, harislikleri var ama kötü olan şeylere hayır diyebilse zaten bol para ona gelecek. Bunlara hayır diyebilmesi gerekiyor. Yani yaşamımızdaki negatifliklere hayır diyebiliyorsak cesaretimiz oluşuyor.

Kişi cimriliğe hayır diyemiyor, hak yemeğe hayır diyemiyor ve cesaretsiz oluyor, korkuyor. Bunların hepsi birbirine bağlı olarak çalışıyor ve vücut hastalanıyor. Her türlü hastalık gelmeye başlıyor. Çünkü hastalığı davet ediyor. Para kazanacağım derken cesaretsiz davrandığı için hastalığı davet ediyor. Yani tabii ki kişiler para kazanacaklar ama para kazanırken evrenin doğrularına göre kazanmak gerekiyor. Evrenin doğrularına göre para kazandığı andan itibaren cesaret geliyor. Daha iyi şeyler geliyor. Zaten bütün maddiyat Allah’a ait, onu gönderiyor sana. Zaten söz vermiş “Ben sana bu dünyadan ayrılana kadar rızkını göndereceğim” diyor. Hatta “Beni red edene bile göndereceğim” diyor. O zaman korkmamamız gerekir. Sadece cesaretsiz oluyoruz. İşte benim bilgim yeterli değil, buraya gidersek beni istemezler. Zaten istenmeyeceğini sen önceden hazırlıyorsun.

Herkes her zaman bir iş bulabilir ama kişi beğenmiyor. Egosundan dolayı iş beğenmiyor. Diyor ki ben çok iyi kalitede birisiyim, bu işi yapamam. Ama sen o işi yapıyorsan eğer küçük bir işte az miktarda para kazanıyorsan yüksek fiyatlarda para kazanmaya kendini layık görmüyorsun. İstediğin okulu bitir. İş bulamayacağını düşünüyorsun, yeterli para bulamayacağını düşünüyorsun. Sonra da bulamıyorsun. Aslında bu kısırdöngüye bazen tüm bir ülkenin insanları da girebilir. Aslında bütün bir ülke olarak hep birlikte pozitif düşünmek gerekiyor. Bütün insanlık pozitif düşününce insanlık fırlayacak. Olay bu.

Cesaretli olabilmek için o yüzden negatifliklere hayır demeyi öğrenebilmek gerekiyor. Sizin için önemli olan neyse onu yapmanız gerekir. Ama burada bu önemli olanlar evrenin doğrularına uyacak. Yaptığınız şey başkalarına zarar vermeyecek. ben bir iş bulacağım birisini işten çıkarayım, onun yerine ben gireyim değil. Buradaki amaç evrenin doğrularına uygun hareket edebilmektir. Evrenin doğrularına uygun değilse hayır deyin, gitsin. Zaman kaybetmeyin ama bunu yapın.

Evrenin doğruları nedir? Bu sorunun cevabını da yazının ikinci bölümünde yazacağım. Tekrar görüşünceye kadar sevgiyle kalın.

Alahattin Öztekin

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet gerçek şu ki evren iyi niyete iyi niyetle karşılık verir, evrensel ilkelere uygun olmayan birden fazla istek ters cevapla geri döner, sıcramak iyi niyet sonucunda basari sansi bulabilir, isteklerimiz kader planımıza tekamül hızımıza uygun olmalı, bu gerçek yeni gerçekliklerimizi yaratacaktir, bu mesajı yayınlamanız gerekmiyor, blogdaki bazı yazılarınızı okudum, tanışmak fırsatı oldu, öyle diyelim, ben izmirdeyim, sizle tanışmak güzel oldu, yazıyla yani, tanışmak hep yüz yüze olmaz, o yuzden, dedim, yazılarınızda engin bir ruhun deneyimlerinin kokusunu aldım, bu nedenle tekamül etmiş olmanın huzuru ve yeterliliği ile insan kardeşlerine yardım etme arzusunu gordum, sizde, sessiz ve derinden, evren ve Yaratıcı adına teşekkür ederim, sizin gibi insanların çoğalması dileklerimle, volkan, kardeşin,,, selamlar... iletişim, volkancomtr@yahoo.com.tr

Volkan Fikret 
 14.07.2010 1:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 5161
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Ege Üniv. İşletme Fakultesi'ni, daha sonra da Harward Üniversitesi'nin Master programını Türkiye'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster