Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '08

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
1440
 

Sevilmenin sırrı: Sev! Anla!

Sevilmenin sırrı: Sev! Anla!
 

Yaşamı çilelerle başlayan insanlar zor ama çabuk yoldan öğrenir yaşamı.

Ben de öyle öğrendim. Sevgiyi, şefkati, kavgayı, öfkeyi, yalnızlığı, sevgisizliği, ayrılmayı çok erken ama çok zor yoldan öğrendim: yaşayarak.

Yaşam okulunda öğrenilen dersler unutulmaz. Çünkü hepsinin acı tatlı bir anısı vardır belleğimizde özdeşleştirdiğimiz.

Kimseyi sizi sevmeye ikna edemeyeceğinizi öğrendim. Sizin çok sevmeniz sevileceğiniz anlamına gelmiyor. Tek yapabileceğiniz sevilecek bir insan olabilmek.

Güvenilmenin yıllar aldığını, ama o güveni yıkmak için birkaç saniyenin yettiğini öğrendim. Onun için en zor ve en önemli iş; güvenilir kalmayı başarabilmek.

Sevdiklerinle her vedalaşmada sevgi dolu sözler söylemek gerektiğini öğrendim. Çünkü bu onları son görüşünüz olabilir. Geçen hafta memleketimdeydim. Belediye anonsundan lise arkadaşımın annesinin vefat ettiğini öğrendim. Hemen evlerine gittim. Babası evin önünde ağlıyordu. “Onbeş dakika önce hoşçakal deyip namaza gitmiştim; geldim yerde cansız yatarken buldum” diyordu… Anladım ki, her ayrılış sevdiğinizi son gördüğünüz an olabilir.

Yine anladım ki insanın en çok sevdikleri, elinden en erken alınanlar oluyor. Elinizdeyken kıymetini bilmek gerek. Yaşamda en çok naz yaptığımız, en kolay küstüğümüz, en kolay öfkelendiğimiz anne, baba ve sevdiklerimiz oluyor. Halbuki bizim yaşlara gelince en kolay kaybetmekten korktuğunuz da onlar. Anladım ki onları üzme, küsme, nazlanma, öfkelenme zamanı çoktan geçmiş; şimdi kıymet bilme zamanı.

Nazik davranıp, insanları incitmemekle, inandıklarını savunmak arasında çok ince bir çizgi olduğunu öğrendim. Anladım ki, başkalarının kusurlarını görüp düzeltmeye kalkmak sizin işiniz değil. Sizin işiniz kendinizi düzeltmek.

Anladım ki; sevdiğinizi kaybetmemenin yolu onu sevmekten çok anlamaya çalışmaktan, katlanmayı öğrenmekten ve ne kadar saçma görünürse görünsün onun inandıkları ve sevdiklerine saygı göstermekten geçiyor.

Anladım ki bu yaşamda mutlulukla hüzün, sevinç ile acı, sağlık ile hastalık, birliktelik ile ayrılık arasında yalnızca bir an var. Öyleyse her şeye hazırlı olmak gerek. Yaşamınız hiç değişmeyecek, hep mutlu olacaksınız, hep sağlıklı kalacaksınız, hep sevdikleriniz yanında olacakmış gibi yaşamak yanlış.

Anladım ki; başkalarının sizi affetmesi yetmez. Sizin de kendinizi affetmeyi öğrenmeniz gerek.

Anladım ki; çok büyük haksızlıklara da uğrasanız, büyük acılar da yaşatılsanız affetmeniz gerek. Çünkü affetmemenin acısı en çok sizin yüreğinize yük. Karşıdaki belki de size yaptıklarını unuttu bile. Öyleyse affedin ve o ağır yükten kurtulun.

Anladım ki; haklı olmanız mutlu olmanıza yetmiyor. Önemli olan haksız da olsalar sevdiklerinize karşı daha hoşgörülü olup, onları anlamaya çalışmak.

Anladım ki; yaşamda her gün yeni bir ders öğrenmek mümkün.

Anladım ki; bugün son ders olabilir ve yarın hiç gelmeyebilir.

Öyleyse bugün sevmeli, bugün affetmeli, bugün kıymet bilmeli, bugün unutanı aramalı, bugün anlamalı, bugün hoşgörmeli ve bugün kendimizi hesaba çekmeli, bugün affetmeliyiz.

Var mısınız?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 97
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 2689
Kayıt tarihi
: 15.07.06
 
 

1961 yılında Çorum’un Osmancık ilçesinde dünyaya geldim. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster