Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
855
 

Seviyorum demek kolay, önemli olan sevilen olabilmek!

Seviyorum demek kolay, önemli olan sevilen olabilmek!
 

www.komikim


Detaylarını sonradan öğrendiğim ve penceremden gördüğüm kadarıyla; meczubun biri, kendisinin “Hızır Aleyhisselam” olduğu iddiası ile kaldırımda beni bekleyen arkadaşım Durmuş’u durdurmuş ve onunla derin bir sohbete girmiş!

-Meczup; arkadaşıma:
Karşılaşmamız kesinlikle tesadüfi değil, beni Allah senin için gönderdi! Ne mutlu ki onun sevilen kuluymuşsun. Bak kardeşim Allahüteala sıkıntıda olan kullarına beni gönderir, ben de onların sıkıntılarını gidermek için dua eder, kısmetlerini açarım!

-Durmuş; Bu ara çok sıkıntıdayım daire aldım, çok borçlarım var hocam…

- Meczup; Beni Allah zaten bunun için gönderdi, sıkıntısı olmayan insanlar beni ne yapsın?

Kul sıkışmayınca Hızır yetişir mi?

Tabi bu arada Meczup o çok bildik (!) hoca ağzı ile dualar okuyup üflerken diğer yandan bir elinde kocaman boncuklu bir tespih çekiyordu; şakkadak şukkadak! Ben, arkadaşım Durmuş’u, hoca kılıklı bu adamla konuşurken gördüğümde; Allah Allah Durmuş’un bu tip adamlarla ne işi olur demiştim. Meğerse adam arkadaşımı kaldırımın üzerinde sıkıştırmış, habire ayetler, dualar okuyup üflüyor! :)) :))

- Durmuş; yahu hocam siz çok değerli bilgiler veriyorsunuz, ben bunları abdestsiz kaldıramam deyince; Meczup ; “Merak etme; benim abdestim kuvvetli her ikimize de yeter diyormuş!!!” :))

Durmuş bunları anlatırken adamın yüz mimiklerinin sürekli değiştiğini, gözlerinin fıldır fıldır döndüğünü söylüyordu.

Bir ara Meczup , cebinden bir şey çıkarmış ve; “bak kardeşim sana bir sır vereceğim ama aramızda kalacak kimseye söylemeyeceksin” dediğinde; Durmuş “bak hocam, buna söz veremem benin ağzımda laf durmaz, hemen yetiştiririm sakın bana sır, mır vermeyin” demiş.

Bunun üzerine adam elindeki her neyse tekrar cebine koymuş. Durmuş; adamın bu vaazlarla niyetinin kendisinden para koparmak olduğunu anlayınca;

-Yahu Hocam bu kadar dil döktünüz size biraz para vereyim ama hiç bozuğum yok!

Meczup; “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek çek bir tane bütünlerden sevindir fakir fukarayı ya seyit!!!

Durmuş; para vermemek için ne derse adam yüzsüzce “Sevindir fakir fukarayı ya seyit” diyormuş.

Arkadaşım bu adamın bu kadar yüzsüzlüğü karşısında; o utanmıyorsa, bozuk para vermek için ben neden utanayım diyerek cebindeki 2-3 lira kadar bozuk paraları adamın avucuna dökmüş.

Adam parayı alınca, selamı sabahı kesip bir anda arkasını dönüp uzaklaşırken, Durmuş arkasından seslenmiş; bu kadar konuştun ama sıkıntımı nasıl gidereceğimi bana söylemedin?

Meczup; sabır et, şükür et, bol bol dua et…demiş ve kafayı öne indirerek… “25, 50, 100, 150… kuruş” avucunun içindeki paraları sayarak uzaklaşmış.

Sefaköy’den, Avcılar’a kadar gülmekten karnıma ağrılar girdi yahu…

Her şey aklıma gelirdi de “Hızır Alehisselam”ın da çakmasının olacağı aklıma gelmezdi vallahi.

Sabır, şükür, dua; Cuma, günleri Hayır ve hasenatlarımızın tavan yaptığı günler…

Geçen Cuma kapıdan çıkarken “sandık başındaki görevli” bana “sen iki kişilik hayır ve hasenatta bulunacaksın “dedi! İki kişilik yer kaplıyormuşum!

Birisinin de “Heey Recep; sen geçen hafta da hayır ve hasenat yapmadın, gözümden kaçtığını sanma” diyerek arkasından bağırdığına şahit olmuştum!

Kolluk güçleri ibadethanede, Hınzırlar kaldırımda (!) bu gün de hayır hasenat günü; ne verirsen elinle o gelir seninle... Boş geçmeyelim beyler...Tutun kapıları!

Hey insanlık, dürüstlük, din, siyaset ve politika; ruhuna Fatiha… :))

&&&&&&&&&&&&&&

Buraya kadar okuyanlar için bir Hızır Alehisselam hikâyesi anlatmadan olmaz:)

Ramazan… Cuma günü… Cuma vakti… Cami… Cemaat tek tük camiye girmekte. İmam kürsüde… Girenlerin arasında… O… Hızır… Hızır a.s. da genç ihtiyar arasında onlardan biri gibi gidiyor bir köşeye oturuyor. Kürsüde imam sohbete başlıyor… Hızır’ın yanına kırklarında bir adam gelip oturuyor. Cami yavaş yavaş dolmakta.

Adam bir müddet sonra uyuklar bir vaziyette sallanıyor ha uyudu ha uyuyacak. Hızır a.s. adamı dürtüklüyor:
-Uyuyacaksın der.

Adam:
-Uyumam beni rahat bırak.

Hızır a.s. ses etmez ancak ezan okundu okunacak adam ha uyudu ha uyuyacak bir daha dürtükleyerek:
-Uyuyacaksın dedim der.

Adam:
-Ben de sana uyumam beni rahat bırak dedim. Rahat bırak beni. Rahat bırak yoksa Hızır olduğunu söylerim. Buradan çıkamazsın. Bu kalabalık sakalında bir tel bırakmaz.

Hızır a.s. susar ve gözlerine kapar boynunu büker Allah’a yönelerek:
-Ya Rabbim! Bu nasıl iştir. Bu kulun benim kim olduğumu bildi. Bu nasıl iştir ki bendeki listede bunun ismi yok.

Cevap gelir:
-Sana verilen listede beni sevenlerin isimleri var. O ise benim sevdiklerimden…

Ne olacak şimdi? Sevilmek için bir şeyler yapmadıktan sonra…

“Seviyorum” demek neyi değiştirir? Saygılar….

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ama kimi, kimlerin sevdiği ve kimin kimlerce sevildiği ve sevenlerin ve sevilenlerin kişilikleri önemli. Bülent Ersoy'u, Seda Sayan'ı sevenlerle Atatürk'ü , Muhammed'i, İsa'yı, Yunus Emre'yi sevenleri ve bunların sevdiklerini fark etmek gerekir. birbirine karıştırmamak gerekir. Atatürk'ün, Muhammed'in, Yunus'un sevdikleri başka tür kişilerdir; Bülent Ersoy'u, Seda Sayan'ı sevenler ise farklı tür kişilikli kişilerdir.Hoşçakal.

Necdet  
 03.07.2010 15:16
Cevap :
Konuyu açarak daha anlaşılır hale getirdiniz Necdet Bey. Elbette ki sizin dediğiniz gibi olmalı! Zira magazincilerin sevgisi görsel olmakla beraber saman alevi gibi gelip geçicidir! Diğerleri ise kalpten olan, hiç bitmeyen sevgilerdir. Son günlerde, günümüz;Magazinsel zihniyetin göstermelik sevgisinin altında yatan iki yüzlülüğü deşifre etmekle geçiyor! Ne mutlu ki, bizler "kimin görsel, kimin kalpten" sevgisi var, ayırt edecek bilgi ve birikime sahibiz! Bazılarına itici gelebilir... çünkü onlar olayın farkında olmayanlardır :)) Selam ve saygılarımla...  04.07.2010 13:34
 

Sayın Girgin, her ne kadar ismimin anlamını savunup anlam değerini yüceltsem de, çakmaların revaçta olduğu bir dönemden geçiyoruz. Liberalizm denilen serbest piyasa ekonomisi koşullarına geçiş, her türlü toplumsal ahlaksızlığı ve kokuşmuşluğu dayattı halkımıza. Sevmek ve sevilmek gibi benzer ortak manevi geğerler de iyice yozlaştı. Sevilmek için mutlaka sevmesini de bilmeli...Determinizm de böyle demiyor mu?

Hızır Kabil 
 02.07.2010 21:04
Cevap :
Hızır Bey ağabeyim “Hızır” gibi yetişeceğini biliyordum:) İsminizin anlam ve değerini bilenlerdenim. Zaten bu yüzden değil midir, o isimlerin yüzü suyu hürmetine insanları dolandırmaya çalışıyorlar. Yazıklar olsun. Yakında para için İsa’yım, Musa’yım, Muhammet’im diyen meczuplar yüzünden kaldırımlarda yürüyemeyecek duruma geleceğiz! “Sevilmek için mutlaka sevmesini de bilmeli” sevgiler karşılıklı olmalı ağabey, sevilen biri değilsek (!) seviyorum dememizin bir anlam ifade etmediğini çıkardım ben hikâyeden:) Sevilen biri olmak için de ortak değerlerimize saygı göstermeliyiz… sevgi; magazinsellikten uzakta, kalpten gelen duyguyla olmalı diyorum. Karşılıksız… selam ve saygılarımla…  04.07.2010 15:42
 

sevmek, sevilmek çok önemlidir de sevildiğine emin olamayabilirsin ancak sevdiğine eminsindir. sevgi ve saygıyla

Meral Yağcıoğlu 
 02.07.2010 20:03
Cevap :
Haklısınız Meral Hanım, sevdiğimize kesin eminizdir de; karşılıklı mı o meçhul!:)) Fakat yapmacıklar hemen belli oluyor be ablacığım, selam ve saygılarımla. :)  02.07.2010 22:19
 

eline sağlık abi yazılarını takip ediyorum. çok güzel yazmışsın devamını beklerim... :)

feza18 
 02.07.2010 17:30
Cevap :
Teşekkür ederim Feza kardeşim, fırsat buldukça gerçek dünyamızdan kesitler sunmaya çalışacağım:)) Devamında görüşmek üzere selamlar...:)  04.07.2010 15:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 438
Toplam yorum
: 1049
Toplam mesaj
: 121
Ort. okunma sayısı
: 817
Kayıt tarihi
: 07.01.07
 
 

Milliyet Blog'a hangi vesile ile kayıt olduğumu doğrusu hatırlamıyorum!  Bende birçoğunuz gibi ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster