Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
558
 

Sevmek Bazen Vazgeçmektir

Sevmek Bazen Vazgeçmektir
 

Hergün yeni birşey öğreniyorum. Öğrenmek deyince insanın aklına 40 yıl köle olmak gelir ama bu öğrendiklerimle ne kadar köle olunur hiç bilmiyorum...

Ben bugün boşanmanın gerçek yüzüyle tanıştım. Çok soğuktu ve hala üşüyorum.

Parçalanmış bir aile düşünün. Bir tarafta annesiyle birlikte yaşayan 17 yaşında genç bir erkek, diğer tarafta yalnızlığı iliklerine kadar hisseden çaresiz bir adam.

Düne kadar şu söylediklerimi başkası bana söylese, 'ne kadar arabesksin, dünyada boşanan ilk çift onlar değil son da olmayacaklar, anlaşamıyorlarsa boşanmak en mantıklısı' derdim. Ama şimdi ne düşüneceğimi bilmiyorum. Şu an hissettiğim şey boşanmanın, 'anlaşamıyorduk, ayrıldık' demek kadar basit olmadığı.

Adam 20 gündür bayram için plan yapıyordu. Oğlu gelecek ve onunla birlikte kendi ailesiyle birlikte bayram kutlayacaklardı. Belki sinemaya gidecekler, belki alışverişe, belki evde oturup saatlerce birbirlerinin gözünün içine bakarak konuşacaklardı. Belki de mutfağa girip biri yemeği hazırlarken diğeri salatayı yapıp masaya tabakları yerleştirecekler, belki de maç yüzünden tartışacaklardı. Belki de bu saydıklarımdan hiçbiri olmayacaktı...

Öyle ki adam, 'oğlum geldiğinde evde ne tür yemekler hazırlarım' diye plan program yapıyordu. Nasıl yapsa da oğlu, onunla kaldığı bir hafta içinde yetersiz beslenme sorunu yaşamadan iştahla babasının hazırladığı yemekleri yeseydi.

20 gündür aynı heyecan ve bayram çocukları gibi şen bir adam. Sonrasında o hiç istenmeyen telefon geldi. Hattın diğer ucunda ki ses, 'ben bayramda X yere gidiyorum, oğlan da benimle gelsin. Anneannesini ve diğer akrabalarını görsün, siz zaten haftasonları isterseniz görüşebilirsiniz ama oğlanın benimle gelmesi için onu ikna etmen gerekiyor' dedi.

Babanın bütün hayalleri bir anda yıkılıdı. Hem oğlunu göremeyecekti,  hem de onun annesiyle gitmesi için onu ikna etmek zorunda kalacaktı.

İyi de adam, oğlunun annesiyle X yere gitmesini istemiyordu ki. Bayramda oğlunu yanında görmek istiyor ve biliyor ki oğlu da bunu en az kendisi kadar istiyordu.

Bildiği bir başka şey de, şayet boşandığı eşin isteklerini yerine getirmezse eski eş, intikam için faturayı bir şekilde oğluna çıkaracaktı. Eski eşin isteklerini yerine getirirse de kendisi ve oğlu çok üzülecekti. Her durumda birileri çok üzülecekti...

Çaresizlik yılan gibi adamın her tarafını sarmıştı. Adam bu yılana yakayı kaptırmak istemiyor, eşinin telefonda söylediklerine makul açıklamalar getirmeye çalışıyordu.

Yüreği isyan ediyor ama herşey oğlunun iyiliği için. İstese oğlunu arayıp, 'annen seni göndermek istemiyor, seni x yere götürecekmiş, sen çık gel' demesi bile oğluyla birlikte bayramı geçirmesine yeterli olacak ama o bunu yapmıyordu.

Oğlunu arayıp, 'oğlum annenin bayram için farklı planları varmış, anneannen vs. seni çok özlemişler, bayramı onlarla geçirirsen annen ve büyüklerin çok mutlu olacaklar. Biz ne zaman istersek görüşürüz. Bu konuyla ilgili lütfen annenle tartışma onu üzme, biz haftasonları da görüşebiliyoruz' gibi birşeyler söyledi... 

Anlaşılan o ki, oğlu bayrama annesiyle değil babasıyla girmekte ısrarlıydı. Oğulu ikna etmek zor görünüyoru. Büyük bir ustalık lazımdı. Söyleyeceği tek bir yanlış kelime, oğlunu kaybetmesine, ya da oğlunun annesiyle arasının açılmasına neden olabilirdi.

Oğlu, 'baba, bu konuyu annemle konuşmuştum, X yere gitmeyeceğimi de iyi biliyor, ben onunla konuşurum ' diyerek telefonu kapattı .

Sonrasında bir telefon daha gedi. Bu defa arayan, adamın kız kardeşi. Yeğenini eski yengesine kaptırdığına çok bozuluyor ve kardeşine bozuk atıyordu. Adam, ablasına eski eşiyle kavga ederek bir yere varamayacağını, anne-oğulun arasını açmanın hiç uygun bir davranış olmadığını, böyle bir durumda bunun faturasını çocuğun ödeyeceğini anlatmaya çalışıyordu. Ama abla bunları anlayacak halde değil. Onun o an tek idrak edebildiği şey, kardeşinin neden eski karısının hakkından gelemediğiydi.

Hatta bir ara o kadar ileri giderek kardeşine, 'oğlunu bayramda yanında istemiyorsun ' diye talihsiz bir açıklamada bulundu. 

Adam çaresizliğini, ümitsizliğini, terkedilmişliğini avuçlayıp cebine dolduruyor. Çöpe atmıyor, belki birgün işime yarar diye. Belki birgün bu yaptıklarım bana olumlu olarak geri döner diye.

Tam bu sırada oğul tekrar aradı. Adamın ses tonu ümitsizliğin verdiği çaresizlikle titremeye başladı.  Oğlunu annesiyle gitmesi için ikna etmeye çalıştı, oğlu ise sitemle karışık bunu hiç anlamadığını söyledi. Adamın söyleyecek sözü kalmadı ve çaresiz telefonu kapattı. 

Daha sonra eski eşini arıyarak oğlunu ikna etmek için elinden geleni yaptığını fakat oğlunu ikna edemediğini anlattı. Kadın ısrarla, 'ne yap et ikna et' diye baskı yaptı. Adam isyan ediyor, 'benim aklım daha fazlasına ermiyor, daha ne söyleyebilirim, çocuğa seni istemiyorum mu diyeyim, sevgilimle başka planlarımı var diye yalan mı atayım' diye haykırdı.

Konu kısa süre içinde tartışmaya dönüştü ve kadınların en büyük silahı olan gözyaşına.

Adam sesini yükselttiği için özür dileyerek telefonu kapattı. Kafasında binlerce cevabını bulamadığı soru ve söylediği tek bir cümle,

- Bu bayramda da yalnız kaldım. Sevmek bazen vazgeçmektir ...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sevmek asla vazgeçmemektir aslında, yüreğindeki sesin ardından gitmektir. aslolan. sevgiler.

Ali BAKMAZ 
 04.01.2008 10:46
Cevap :
:) Sayın yazarım sefalar getirdin... Bu o kadar zor bir konu ki, sanıyorum yaşamadan bilinmez. Babanın burada nasıl davranması gerektiğini çözebilmiş değilim. Galiba en kötüsü, karar vermek...Sevgiler  04.01.2008 13:07
 

Sayın yazarım, yazınızı bir kaç kere okudum. Kadının bencilliği karşısında boşanmak, adam için kurtuluş olmuş bence. Ama yine de olan çocuklara oluyor maalesef. Saygı ve sevgiler....

Erol Özışık 
 03.01.2008 16:32
Cevap :
Sayın yazarım sefalar getirdin. ' boşanmışlar adam kurtulmuş ' diyemiyorum doğrusunu istersen taraf olmak istemiyorum. Çok net olan bişey varsa o da çocuğun bu işten en zararlı çıkan kişi olduğu...Sevgiler  03.01.2008 17:25
 

Bir türlü anlayamıyorum.Sonuçta ayrılmış olsalar bile çocuk hem annenin hem de babanın özelliklerini taşıyor.Yani onların çocuğu.Böyle bir anne çocuğunun üzerinde ne kadar olumsuz etki yaptığını anlayamıyor mu?Belki de gururlandığı oğlu kadınlara karşı kin besleyecek ya da evlenmeyecek,başka olumsuzluıklar ortaya çıkcak.Bu nasıl bir bencilliktir.Eğer kadının asıl amacı böyle davranarak eski eşini kazanmak ise çok yanılıyor.Ayrıca sonuçta yalnız kalan anne olacaktır. Sevgilerimle

Işın Çavdar 
 02.01.2008 18:20
Cevap :
Sayın yazarım sefalar getirdin. Kabul etmesem de, insanların kaybetmeye tahammülleri olmadığı zaman yaptıkları hoş olmayan bir tutum vardır. Aşırıya kaçma tutumu. Sanıyorum buradaki kadının durumu bundan ibaret ve tabi olan çocuğa oluyor. Bencilliği yüzünden kadın bunu farkedemiyor bile...Sevgiler  02.01.2008 18:36
 

çok kötü ya offf.adam ne yapacağını şaşırmış birde üstünde baskı var.yorum yapması çok zorr

askkırıntısı 
 02.01.2008 16:46
Cevap :
Sevgili Merve Keskin sefalar getirdin. Gerçekten de yorum yapmak zor. Bazı şeyler yaşanmadan bilinemez diye düşünüyorum. Dilerim kimse böyle zor kararlar vermek zorunda kalmaz...Sevgiler  02.01.2008 17:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1930
Toplam yorum
: 7351
Toplam mesaj
: 429
Ort. okunma sayısı
: 643
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

  Hayatı ciddiye almam, emeği çok ciddiye alırım. Dünyanın en vazgeçilmez üçlüsü; çocuklar, çiçek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster