Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '09

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
2489
 

Seyahatname'den Seçmeler-2

Seyahatname'den Seçmeler-2
 

URFA:

(…..) mağaraların birinde Halil İbrahim makamı vardır… Nurlu bir mağara olup, kavisli bir kapısı bulunur. Nemrut Hz.İbrahim i ateşe atmadan önce, bir mağaraya aç ve susuz kalsın diye hapseder. Allah’ın hikmeti bu ya, mağaranın bir tarafından ince bir su akmaya başlar. Hala o İbrahim Halil makamından o temiz su akmaktadır. Her kim bu sudan içerse, koyun eti yemiş kadar güçlü olur. Kırk gün içse, kırk çeşit hastalıktan kurtulup, vücudu beyaz inci gibi olur. Üç sabah bu sudan içen, hileden, sevdadan, hayalden, korkudan uzak olur. Bir kimse ne kadar evhamlı olsa, bu sudan üç gün içse gayet zinde olur. Bir adam bu sudan içse, dizanteri hastalığına bile tutulmuş olsa kurtulur. Eğer adamın kabızlık durumu varsa Allah’ın izni ile düzelir. Bu su, Hz. İbrahim Halil için aktığından, hekimler tahlil edip yetmiş derde şifadır demişler. Süt lezzetinde olup, temmuz ayında gayet soğuk olur, kışın adeta ılık olur, üzerinden buğular çıkar. (…..)İbrahim Halil mancınığıda görülmeye değer nesnelerdendir. Urfanın yukarı kalesi içinde yalçın bir tepe üzerinde, şehre doğru eğik kızıl bir kayanın üzerinde bir mancınık vardır. Bu mancınık Hz. İbrahim Aleyhisselamı ateşe atmak için yapılmıştır. Tam istenilen yere gelince İbrahim Nebi havaya atıldığı an zembereklere çarpıp havaya fırlatılmış. Sonra ateş içine düşünce Cenab-ı Hak, Hz. İbrahim e ateşi gül bahçesi eylemiştir. (…….)Şehir içinde büyük bir ağaç kökü vardır. Ona İbrahim makamı ziyaret ağacı derler. Lanetli Nemrut zamanında Hz. İbrahim dünyaya geldiğinde bütün müneccimler; ” ya nemrut! Bu saatte bir çocuk doğdu. Senin devlet ve dinine, canına kast eder. Hemen onu bulup öldür! ” diye haber verdiler. Nemrut bütün şehri arattırıp anasından yeni doğmuş nice günahsız çocukları öldürtür. İbrahim Nebi’yi annesi, sözü edilen ağaç kovuğunun içine saklar. İbrahim Aleyhisselam parmağını ağzına koyup emmiştir. Allah’ın emri ile Hz. İbrahim in kendi parmağından süt akmış ve onunla beslenmiştir. Hala küçük çocukların beşikteyken parmaklarını emmeleri Hz.Cebrail’in öğretmesi ile İbrahim Aleyhisselamdan miras kalmadır. O ağaç kökü binlerce yıldan beri çürümüş olduğu halde, halen durmaktadır. Ağızdan ağza söylenip meşhur olmuş olup, herkes tarafından ziyaret edilir. Onun için buraya İbrahim Nebi makamı derler.

ERZURUM:

Fırat’ın övgüsü hakkında söylenen sözler vardır. Hz. Ali “Ey küfeliler, ırmağınız olan Fırat’a cennetten iki ırmak karışır” demiştir. (…..)Erzurum şiddetli bir kış memleketidir. Şöyle bir darb-ı mesel vardır. Bir dervişe nerden gelirsin demişler, soğuktan evi zulüm olan Erzurum’dan demiş.” Orada yaz olduğuna rastladın mı? ” demişler. Vallah, 11 ay 29 gün kaldım. Halk hep yaz gelecek dedi. Ben görmedim! demiş. Bir keresinde kedinin biri, bir damdan diğerine atlarken, boşlukta donup kalmış. Sekiz aydan sonra nevruzda donu çözülüp miyavlayarak yere düşmüş. Meşhur darb-ı mesellerdendir. Ama hakikatte adamın biri 50 yaşında iken bir demir parçasına yapışmış ve derhal donmuş. Elini demirden ayıramamışlar. Adamı ancak derisini yüzerek feryat figan ederek kurtarmışlar. Azak ve Kıpçak’ta zemheri geçirdim, böyle şiddetli kış görmedim. (……)Bir gün bu dağın tepesinde cirit oynarken attan tekerlendim. At da başını alıp kaçtı. Hemen can başıma çıkıp diğer bir ata binerek birkaç hizmetçimle arkasına düştüm. Ta dağın tepesinde atı tutup bindim. O yerde uzun bir mezar gördüm.” Allah bilir, bir ulu türbedir” , diyerek ruhu için Fatiha okudum. Yaya olarak adımladım. Boyu 80 adım geldi. Baş ve ayak uçlarında birer uzun sütun dikilmiş. Bu mezarı tetkikle meşgulken, ortalığı kötü bir koku kapladı. Herkesi sersem ettiğinden ben ve adamlarım burnumuzu tıkadık. Mezara bir baktım ki ne göreyim? Toprak tencerede bulgur kaynar gibi fıkır fıkır bir şey kaynıyor: Zift ve katranlı bir toprak… Buna çok şaştık. Yine atlarımıza binip güneş batarken Tebriz kapısından içeri girdik. Güneş battıktan sonra Paşa’nın huzuruna vardığımızda “şükür sağlığa! Hele atını bütün takımıyla hazır buldun mu? ” buyurdular.” Evet buldum, Eğerli Dağında velilerden birinin uzun bir mezarını ziyaret ettim”, diyerek mezarı gördüğüm gibi anlattım. Eser sahiplerinden Erzurumlu Cafer Efendi isimli zat da oradaydı. Söze başlayarak;” sakın Evliya Çelebi! O mezarı bir daha ziyaret etme. Hz.Musa’nın bedduasıyla imansız gitmiştir ki ona Baur oğlu Beram derler. Yüzlerce yıl yaşamış, Hz. Musa’dan sonra içinin ateşinden Mısır’ı terk ederek bu dağa yerleşmiş. Hala mezarı yaz kış, leş gibi kokar. Toprağı bile cehennem azabı çekip kaynar”, buyurdu. Hayret içinde kaldım. Korkmadım desem, yalan olur vallahi…

SOFYA:

Vatoş yaylalarından inerken bir ihtiyar Yörük dedi ki; ”Burada bir kayada bir çeşme vardır ki talih çeşmesi derler, varın ondan talih tutun bakalım! ”. Dere içine gittik. Refiizade Şefii Çelebi dedi ki; “dinleyin ey vefalı dostlar! Bu çeşme o çeşmedir ki her kim ömründe katil, zina gibi büyük günahlar işlemişse ondan su alıp içemez, ha!.. Ancak eteği temiz ve teeddütsüz olanlar buradan su içebilir. Yani içemeyenler daha sonra halktan utanıp kötü isimli olurlar, isterseniz geri dönelim”. Oradakiler gülüşüp dediler ki “Şefii Çelebi kırk gündür evinden uzakta kaldı, galiba karısını özledi”. Şefii Çelebi bunun üzerine dedi ki; “doğuran kısrak utansın, gitmeyen kocakarı olsun!.. Yürü baba Yörük, bize yolu göster”. Gide gide vardık. Bir yalçın kayadan, bir berrak su akmaktaydı. Su başında durakladılar ve kimse adımını atıp su içmeye cesaret edemedi. Herkes ilk gidenin bir başkası olmasını istemekteydi. Nihayet Şefii Çelebi, ”Allah’a hamdolsun çekinecek bir halim yoktur!” diye vardı, o berrak sudan içti. Ardından Müezzinzade Ali Çelebi vardı, elini tas gibi yapıp su alayım derken su kesiliverdi. Herkes ona güldü ve “Bre sen günahkarmışsın” diye onunla alay etmeye başladı. Adam kıpkırmızı kesildi, utandı ve mahçup oldu. Bu sefer oradakiler birbirleriyle tartışır oldular. Kimisi içelim, kimisi gidelim diyordu… Sonunda hepsi , “sır burada kalsın!” diye sözleşip, yemin edip çeşmeden su içmeye varıp el uzattılar. Şefii Çelebi nin biraderi varıp akan suya el uzattığında su hemen kesildi. Yine dostlar gülüştüler. Şehzade Çelebi nin Hım hım Çelebisi daha 10 adım uzaktan çeşmeye doğru yürümeye başlayınca su kesildi. Bu daha da günahkarmış diye kahkahaya boğuldular… Ondan sonra Resmi Çelebi vardı ve Bismillah deyip sudan içti. Sonra birde baktım herkes beni işaret ediyor. Bendeniz; ” bre aşıklar, biz diyar diyar dolaşmışız. Cümle alem beni tanır, yapmayın, etmeyin” dediysem de beni dinlemediler. “Sen bizim halimizi gördün, bizde seni görelim” dediler. Bende kendi halimden elbette haberdarım, hiç korkmadan varıp Türk’ün ve Türkmen’in atası Hoca Ahmet Yesevi ruhaniyetine sığınıp sudan, çok şükür doya doya içtim. Sözüm neticesi, bu çeşmeden 70 kişi su içmek istediysede ancak bu garip ve acaip tılsımlı sudan 5 kişiye nasip oldu…

MEKKE:

(…..)Seher vakti tekrar yola çıktık. İbn Mesut havuzuna geldik. Suyu yoktur. Sonra Şeyhülharem Bürkesi ve sebilini geçtik, bir yalçın kaya dibinde Mastaba-i gazal denilen bir küçük sofa vardır. Resulü Ekrem(sav) burada bir ceylanı kesip yemek üzere olan avcılara rast gelmiş. Allah’ın hikmeti ceylan dile gelip “ya Resulallah, bunlar beni yiyecekler. Benim yavrularım var, beni bekliyorlar. Ben varmazsam açlıktan ölürler. Varayım onları doyurayım yine buraya gelirim, beni o vakit kesip yesinler” der. Resulü Ekrem derki “Bu ceylanı bırakınız, yavrularına süt versin. Onun gelmesine ben kefilim, gelmezse onun yerine beni boğazlayın”deyince münkir avcılar, “görelim nasıl sona erer” diye ceylanı salıverirler. Ceylan yavrularına varıp onları doyurup ve onlara “oğullarım, iki cihan serveri Muhammed(sav) benim için hapistir. Onu kefaretten kurtarayım der ve çıkagelir. Münkirler bunu görünce hepsi birden Müslüman olurlar. Onun için buraya Ceylan Mastabası derler. (…..)Buradan sonra bağlar ve bahçeler içinde , içlerinden Ayni Zerka suyunun geçtiği bir çok köyü geçtik… Bu Ayni Zerka suyununda bir rivayeti vardır. Resulü Ekrem (sav) ne tarafa gitse yer altından o tarafa gidip Resulü Ekrem nerede isterse yeryüzüne çıkarmış….

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

süperdi :))))

ela asa 
 06.12.2009 14:26
Cevap :
saol:)))  06.12.2009 15:09
 

büyük bir zevkle okudum hatta kitabı alıp mutlaka okuycam...teşekkürler...

ela asa 
 05.12.2009 13:30
Cevap :
Görüyosun bak ne rusyadan nede ruslardan hiç söz etmedim.Ne mutlu seni memnun edebildiysem...Teşekkürler:)))  05.12.2009 22:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 3272
Kayıt tarihi
: 08.11.09
 
 

1981 Eskişehir doğumluyum... Duygularımı. Düşüncelerimi ve hissettiklerimi sizlerle paylaşabilmek ad..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster