Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '09

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
6696
 

Seyduna ile Şahrud

Seyduna ile Şahrud
 

Seyduna ile Şahrud kavuşamayan iki ırmağın aşk hikayesi.

Tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan
İki ayrı yürekte durmadan kanayan
Seyduna’yla Şahrud
Yüreklerin akarken bıraktığı izi
Birbirlerinin gözlerinde aradılar.
Yoktu.
İki iklim farkıydılar
Ne zaman göz göze değseler
Yangın çıkmayacak denli uzaktılar.
Yalnızca aynaların dökülen sırrına yansırdı
Üçüncü bir kente düşmüş suretleri

Şahrud gökyüzü geliniydi.
Yüzüne bulut inse dolardı masal gözleri.
Bir solukluk rüzgarda bile
Usul usul kanardı gelincik bedeni.

Seyduna yeryüzü cehennemi.
Ölüm, çağrılı uçurumlarda sınardı sevdasını
Yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı,
Onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi.

İki iklim ayrıldılar.
“Ya Şahrud! ” dedi Seyduna
“Gözlerime mermi diye sevdanı sürdüm.
Ardına bakma, gözyaşımla vurulursun.
Su gibi git.”

Şahrud’un yüzüne keder mayın gibi durdu.
Ve zaman gözlerinin su yeşilinde kuruldu.
Hüzün bir Buda heykeli gibi çırılçıplak,
Yüzlerine oturdu.

Rivayet odur ki, Şahrud vardığı denizlerde hala Seyduna türküleriyle uyanmakta, Seyduna, Şahrud’un gözlerinden kalan masalla yaşlanmakta.)

Seyduna türküleri albümünde bu iki ırmağın aşkı öyle sözlerle anlatılmış ki insan düşünmeden edemiyor.

Kaçağım
Eşkiya aşklar yaşarım durmadan
Kaşla göz dağla uçurum arası konar göçerim
Sürgünlüğümü yurtlanmaz yerleşik sevdalar
Sığsın isterler defnelerim küçücük saksılarına
Yetmez dağbaşlarının teslimiyeti istenir
Ya katlim ya ihanetim

Bilmezler bir başka yol olduğunu
Yani ben eşkiya her yanı pusu
Gözlerindeki dumanlı dağlara sevdam
Zülfünde gölgeye sığınmam bundandır
O zaman keyif çatarım silah diye
Sevdanın doruğuna

Buzullar erir nehirler yatak değiştirir
Sevdalarını ışıklarında yıkarlar
Sonrada yürekleri seslerinde
Gürül gürül akarlar
Çıplak suretleri dağbaşları resmeder
O dem iklim değişir hüzün olur

Yüreğimden gayrısına sır vermediğim doğrudur
Kaçaklık bu
Hadi gel Şahrud’um dağlara gövde verelim
Göğsüm tahtasının altı ol
Yoksa vuracak beni hasretim bir tenhada

Yakışır mı bir kaçağa ecel eliyle ölmek!!!

"Sana olan sevdamdandır bilesin." der bir başka türkü.

Biliyorum sen yine parmak uçlarında üşüyorsun.
Aramızda kıvrılıp yatan uzaklığa inat, ayaklarınla kasıklarımın kasırgasını,
Ellerinle yüreğimde yaktığın ateşi düşlüyorsun.
Sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta ve çırılçıplak bir ırmağa dönüşüyoruz yatağımızda.
Apansız pencerende gülümsüyor güneş, ne güzel!
Bütün parmakların tıkır tıkır işliyor.
İştahla biliyorsun, yaşamaktır aşk
Geceyle gündüzün sessiz geçişimidir bir uyku boyunda
Delice bir yangın parmaklarının buzulunda
Ah Şahrud,
Her yerimiz nasıl da şaşırıp kalmaya istekli!

"Yaşamaktır aşk." Sustum ne denir ki!?

BLOGNOT: "Kaçağım..." diye başlayan şiir Kazım Koyuncu'nun "Hayat" adlı şarkısının içinde geçen şiirdir.

Ozanlarımız, türkülerimiz, gerçek aydınlarımız eksik olmasın. Aramızdan ayrılan değerleri unutmayalım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 388
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1119
Kayıt tarihi
: 23.11.07
 
 

Herkes gibi yazar, çizerim. Dünyamı boyarım hepsi bu!..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster