Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1580
 

Seyfi Dede Tekkesi!

Doksanlı yıllardı, yanılmıyorsam; Ankara'ya kardeşimi ziyaret için uğramıştım. Kardeşim o sıralar Keçiören'de oturuyordu.

Bizim biraderle yürüyüşe çıktığımız bir gün, bir sokağın başında bir bekçi kulubesi ve içinde de bir polis memuru gördüm. "Bu polis burada neyi bekliyor?" diye sordum kardeşime...

Kardeşim, "Eski bakanlardan Seyfi Oktay'ın evi bu sokakta, bu polis de onu bekliyor" demişti.

Eski bakanların da böyle korunduğunu bilmiyordum o zamanlar... Hatta, biraz şaşırmıştım da...

Adalet eski bakanı Seyfi Oktay, meğer bir "dede" imiş aynı zamanda. Herhalde evi de bir "tekke" oluyordu.

Olabilir, elbette... Normal şartlarda bunun bir mahzuru yok. Bu ülkede, her ne kadar kanunlarla yasaklanmış olsa da, Tarikatlar toplumsal bir gerçektir ve bir şekilde hayatiyetlerini sürdürmektedir.

Gerek Nakşi tekkeleri, gerekse öteki tarikatların tekkeleri ülkemizin çeşitli yörelerinde, insanları irşad görevlerini sürdürürler. Manevi aurası yüksek bir şeyh etrafında insanlar, nefis terbiyesi mücadelesine girerler...

Adalet eski bakanının da böyle bir görev icra etmesinin hiç bir sakıncası olamaz. O da kendi inanç değerleri doğrultusunda, dedelik görevini yapıp insanlara nefis terbiyesi talimi yaptırabilir.

Ne var ki, ortaya çıkan bilgiler, işin bu kadar masumana olmadığı yönünde. Adalet eski Bakanı Seyfi Dede'nin "tekkesi", adalet dağıtması gereken bir kuruma, adam seçmekle meşgulmüş...

Her cuma hutbesinde imamların hutbeden sonra insanlar mutlaka okuduğu bir ayet vardır. Allah o ayette insanlara üç şeyi emrder; üç şeyden de sakınırır... Üç emrin başında da "adaletli davranmak" gelir.

O zaman Seyfi Dede'ye şunu sormak gerekmez mi; kendi mezhebinizden veya meşrebinizden insanların belli mevkilere gelmesi için verdiğiniz mücadele adalete uygun mu?

Adalet mekanizması gibi, tarafsızlığı hayati önem taşıyan bir kurum, belli zihniyetteki insanların eline geçerse, bu toplum bu adalete nasıl güvenecek...

Bunu siz değil de başka tarikatlar, başka cemaatler yapsa da kaygımız değişmezdi. Çünkü, belli insanların aracılığı ile belli mevkilere gelmiş olanlar, daima kendilerini o mevkilere getirenlere karşı borçlu durumdadırlar. Oysa, en "borçsuz" olması gerekenler bu ülkenin hakimleri ve savcıları olmalıdır.

Yine Adalet eski bakanlarından Mehmet Moğoltay, bir CHP kurultayında, kendi yandaşlarını Adalet kurumlarına yerleştirdiğini, "bir marifet"miş gibi açıkça söylemiş ve bununla öğünmüştü.

Adalete bakanlar adil olmuyorsa, bu ülkede tarafsız yargıdan ve güvenilir bir adalet mekanizmasından söz edilebilir mi?

Hangi inanç, hangi mezhep, hangi din, tahsili ve terbiyesi ile belli mevkileri hak etmiş insanların önünü keserek, kendi yandaşlarını oralara atamaya rıza gösterir. Bundan büyük adaletsizlik mi olur!

Kaldı ki, buradaki adaletsizlik sadece, atananlar yönünden değil, aynı zamanda o adalete işi düşen tüm toplum açısından söz konusudur. Bu yüzden bu işin vebali büyüktür.

Şahsen benim, ne "tekkelere", ne "şeyhlere", ve ne de "dedelere" bir itirazım yok. Bir rahatsızlığım da yok. Hatta, bu tür sosyal kurumların toplumun iç dünyasının manen yüceltilmesinde büyük katkısı olduğuna inanırım.

Bir şartla ki, bu kurumlar, dünyevi işlerle değil, uhrevi işlerle uğraşmalıdır. Dünyada kendi yandaşlarınıza mevki dağıtmak için bir "tekke" kurduysanız, Allah'ın adaleti yakanızı bırakmaz.

Yargıdaki demokratikleşme çabalarına birilerinin "Yargı ele geçiriliyor" diye feryat etmelerini şimdi daha iyi anlıyoruz... Meğer yargı birilerince çoktan ele geçirilmiş de, şimdi elden çıkmasından korkuluyor.

Hayır!... Her şeye elleseniz bile "yargıya" ellemeyin. Kim olursanız olun; hangi dinden, hangi mezhepten geliyor olursanız olun, yargıya dokunmayın.

"Mülkümüzün" yaşamasını istiyoruz biz.... Bu mülkün yaşaması için de "adalet"in her zaman "adil" olması gerek...

Adalet, mülkün temelidir, çünkü...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Adalete müdahaleyi hoş görmüyorsunuz, Tekkeleri şeyhleri dedeleri hoş görüyorsunuz. Bunlara bu ünvanları kim vermiş? Muhakkakki ayrılığın olduğu yerde ADALET olmaz.

mersinli kamil 
 11.06.2010 11:13
Cevap :
Mevlanayı, Yunusu yetiştiren tekkelerde ayrımcılık olmaz..Aksine birliştiricidirler..."Gelin canlar bir olalım" formül budur...Bu yazıdaki tekke daha çok bir metafordu..selamlar  11.06.2010 11:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1617
Toplam yorum
: 4205
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 787
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster