Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mayıs '13

 
Kategori
Dünya Şehirleri
Okunma Sayısı
2476
 

Seyşeller Gezi Rehberi

Seyşeller Gezi Rehberi
 

Mahe adası


13 Nisan 2013 tarihinde, Seyşeller'deki bir çevre projesine katılmak üzere saat 16.00 ‘da Emirates ile önce Dubai, daha sonra Seyşeller'e gitmek için yola koyuldum.

Saat 22.00 gibi Dubai Havaalanında idim, 4 saat bekleme sonrası gece 02 uçağı ile Seyşeller'e sabah 06.30 gibi nihayet vardım. İstanbul ile saat farkı +1.

Hint Okyanusu’ndaki 115 den fazla adadan oluşan ada ülkesi Seyşeller, 90.000 nüfusu ile konum olarak Doğu Afrika'da, Zanzibar ve Kenya ile karasal, Madagaskar ile ada komşusu olup, Türkler için vize istememektedir. Yazı-kışı olmayan yılın hergünü en düşük 22, en yüksek 30-35 derece sıcaklık gören bu küçük ülkede neredeyse kaldığım 15 gün boyunca her gün 1 saat yağmur yağdığını gördüm. Çok yağmur alan bir yer ancak yağmur hava sıcaklığını etkilememekte, dolayısıyla yağmurda bile üşümeden denizin tadını çıkarmanız mümkün. Ancak yağmur dediğim çiseleme şeklinde değil, sağanak halindedir ve İstanbul'daki yağmurlar oradakine nazaran hafif kalır. Çok küçük, deniz kenarına parelel yapılmış şirin bir havaalanına sahip olan Seyşeller'de Mahe adası (havaalanı ve başkentin olduğu yer) nüfusun % 80 ‘nin yaşadığı, başkenti Victoria ile en gelişmiş yeri olarak göze çarpıyor. Havaalanı ve şehir merkezi arası yaklaşık 15 dk. ve toplu taşıma ile taksi mevcut. İner inmez ilk iş cebimizdeki bir miktar Doları Seyşel Rupee’sine çevirmek oluyor. 10 Rupee, 1 Usd ‘dan az olarak düşünürsek, toplu taşıma ücretleri nereye giderseniz gidin 5 rupee, oldukça ucuz. Taksi ise çok pahalı. En yakın yere taksi kullanmanız en az 20 Dolara mal oluyor. İlk gün Mahe adasında Beau Vallon denilen lokasyonda Coral Strand hotelde kalıyoruz. Deniz ve kumsal tek kelime ile harika. Ama inanılmaz bir nem var. Deniz suyu 25 derece. Alışık olmadığımız durumlar. Günlerden Pazar ve öğleden sonra Mahe adasını ve merkez (başkent) Victoria’yı gezmek için toplu taşıma aracına biniyoruz hotel önünden ama binmez olsadyık keşke diyoruz. Binmeden önce bir Fatiha veya Ayetel Kürsi okumak şart. Otobüsler çok eski ama bir o kadar süratli. Şoför dar ve tek şerit, virajlı ada yollarında adeta otobüsü uçuruyor. F1 pistindeyiz sanki. İnşallah hotele dönüş böyle olmaz diyoruz inerken. Başkent Victoria’ya vardığımızda ölü bir şehir karşılıyor bizi. Pazar günü olduğu için tüm dükkanlar kapalı imiş. Yani Pazar günü şehir gezisi siz, siz olun asla yapmayın çünkü biz açık bir restorantı  ve su almak için küçük bir bakkalı bile zor bulduk. Sanki sokağa çıkma yasağı var. Gerçi farklı bir gün olsa da görülecek pek fazla birşey yok. Hotele dönüş otobüsümüz daha da hızlı. Neyse ki Fatihayı okumuştum binmeden sağ salim iniyoruz. Dejan(Sırp), Shehab(Mısırlı müslüman), Zuzana(Çek), Irina(Rus) grup arkadaşlarım ne okudular bilmem. )) Akşam hava 18.30 olmadan kararıyor. Hava karardıktan sonra yapılacak pek birşey yok. Çünkü Gece kulübü, Disco, Bar, Kafe veya şık bir restorant yok. Pzt. Sabah 07.00 de valizlerimizi alıp Hotel'den taksiyle ayrılıp feribot iskelesine gidiyoruz. 15 dk. Yolculuk sonrası feribot iskelesine varıp, bilet-valiz işlemleri sonrası feribota binip Praslin adasına 1 saat sürecek yolculuğa başlıyoruz. Yabancılar için farklı fiyat tarifesi uyguluyorlar feribot yolculuğu için. Tandığınız varsa yerel halktan, bileti ona aldırın, iki veya 3 katı ücreti ödemekten kurtulursunuz. Yabancılara herşey farklı tarife bu ülkede, haberiniz olsun. Bu sebeple inanılmaz pahalı, şöyle bir örnek vereyim, bir kaplumbağa magneti yaklaşık 15-20 TL.

Praslin Adası daha güzel ve otantik bir yer. Yeşil orman, mavi deniz v e beyaz kum iç içe. Egzotik bir ada. Çok güzel ve lüks hoteller var. Feribot'tan indikten sonra taksi ile Berjaya Hotele gidiyoruz. Harika bir plaj ve harika bir hotel daha karşımızda. Burada bizi Curieuse adasına götürecek botu bekliyoruz. Gideceğimiz ve kalacağımız Curieuse adası 1 km-15 dk. uzaklıkta.  Valiz taşımaktan, indirip kaldırmaktan yorgun düşüyoruz ama nihayet adaya varıyoruz. Yerleşim ve yaşam olmayan adada sadece 3 ev var ve biz bu evlerde konaklıyoruz. 300 adet dev kaplumbağanın yaşam alanı olduğu için burası ulusal bir park olarak geçiyor.

Kaldığımız süre boyunca Curieuse ve Praslin adası civarındaki birçok lokasyonda mercan kayalıkları ve balık çeşitleri ile ilgili araştırma ve tespitler yapıp, korunacak alanları belirleyip Seyşel Ulusal Park yetkililerine raporladık. Proje esnasında bir gün La Digue adasına gidip 100 rupee karşılığında tam gün bisiklet kiralayıp (adada araba yasak) tüm adayı bisiklet ile gezip, hoşumuza giden paljlarda yüzme fırsatı bulduk. La Digue adasında başka ne var derseniz hepsi bu kadar. Deniz-orman ve bisiklet. Ama bisiklet yolları gayet iyi ve bisiklet ile rahat bir şekilde adayı gezebiliyorsunuz, manzarada güzel. Yıllardır bisiklete binmemiştim ,benim için iyi bir fırsat oldu saatlerce dolaşmak. Seyşeller'e kadar gittiyseniz görülebilir.

Halk çok yüksek sesle, sürekli bağırır durumda konuşuyorlar kendi aralarında, bayanlar dahil. Creole diye bir dil kullanıyorlar, Fransızca benzeri bir dil ancak halkın neredeyse tamamı İngilizce’de konuşabiliyor.

Seyşeller'de deniz altındaki yaşam ve manzara gerçekten görülmeye değer. Snorkel ve dalış için harika yerler var. Deniz, kum, doğa, dalış meraklıları için tavsiye edebileceğim bir yer. Ancak tekne turları, dalış turları vs. katılmak isterseniz mutlaka pazarlık yapın. Dev kaplumbağaları, rengarenk balık ve mercanları, granit kayalıkları, kuş türlerini, hindistan cevizi ağaçlarını, La Digue, Curieuse ve Praslin adalarını görün. Hindistan cevizi, Papaya, Passion Fruit ve adını bilmediğim bir sürü meyvenin tadına bakın. Vanilya çayı, taze veya kutulanmış meyve sularından için. 

27 Nisan dönüş günü, yine uzun bir yolculuk ve yorucu bir yolculuk sonrası İstanbul'a varıyorum. Daha ilk günden deniz ve kumsalı özledik.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4152
Kayıt tarihi
: 07.01.12
 
 

Küçüklüğümde yaramaz bir çocukmuşum, delirdiğim zamanlar kimse zaptedemezmiş beni. En büyük örneğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster