Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '07

 
Kategori
Sınavlar
Okunma Sayısı
541
 

Şeytan benden feyz alırsa..!

Şeytan benden feyz alırsa..!
 

Yıllar önceydi. Ben, lise ikinci sınıf öğrencisiyim. Okulda haylazlık yapmak için arkadaşlarımızla yarıştığımız dönemler...

Herkesin okul maceraları ve askerlik (Erkekler için!) anıları asla unutulmaz ya benim de bir çok unutamadığım anıdan bir tanesi vardır ki şu an düşünürken bile kendime kızıyorum...

Hala yaşıyorsa Allah, uzun ve sağlıklı bir ömür versin, sanat tarihi öğretmenim'e (Kemal hoca-Buzdolabı Kemal)...

İkinci dönemdi, Kemal hocamız sınıfta ders anlatıyor, Sümerlerde bazilika eserlerinden ve mimarisinden bahsediyor...bir ara arkadaşımdan silgi istedim ve tamda o esnada yakalandım. Bana döndü;

- Haftaya sınav yapacağım, siz hala gevezelik yapıyorsunuz, sınavda çıkabilecek bir konudan bahsediyoruz, beyzadeler alışveriş ediyor burada, çarşamba pazarı mı burası ?... diyerek gürledi.

Tabii ki biz sessiz ve kızarmış bir surat ifadesiyle başımızı önümüze eğmek zorunda kaldık. Kemal hoca; sizinle sınavda görüşeceğiz beyler, diyerek konuya kesdiğimiz yerden devam etmeye başladı. Başladı ama bizi bir korkudur sarıp sarmaladı. Çünkü; Kemal hoca birisine kafayı takdığı zaman, mümkün olmayacak bir durum vardır!

Oturup, sanat tarihi kitabını sular seller gibi ezberleseniz dahi, affı namümkün denilebilir...

Hafta çarçabuk gelip çattı. Sınav başladı ve Kemal hoca tahmin edileceği gibi, kitabın içinden kırk defa süzdürdüğü beş adet soru verdi. Bizler kafalarımızı sınav kağıtlarımızın üzerine gömdük, soruları çözmeye çalışıyoruz. Arkamda oturan bir arkadaşım, silgi ile birşeyler silmeye çalışırken, sınav heyecanıyla silgisini benim oturduğum sıraya düşürüverdi..! bende alıp arkamda oturan arkadaşıma silgiyi verirken, tekrar Kemal hocaya takıldım mı ? Yavaş yavaş yanıma geldi ve benim sınav kağıdımı alıp kırmızı tükenmez kalem ile işaretledikten sonra arkadaşımın kağıdına da aynı şekilde işaret koyup, kafasıyla devam edin işareti yaptı. Bizde; sınava kaldığımız yerden devam ettik ve süre bitiminde kağıtları topladı. Zil çalıp herkes dışarıya çıkarken, ben yerimden fırladığım gibi Kemal hocanın yanına gittim;

- Hocam inanın ben herhangi bir yanlışlık yapmadım, sadece arkadaşımın silgisini vermeye çalışıyordum siz gördünüz... desemde;

Kemal hoca gayet sakin bir ifadeyle, "Kağıtları okuyayım da görüşürüz, " dedi ve çıkıp gitti.

Ben ne yapacağımı bilemiyorum, işin ucunda sanat tarihinden kalmak var. Hem de Kemal hocadan..! neyse haftaya herşey belli olur dedim, moralimi düzgün tutmaya çalışarak sınıftan çıktım. Bir hafta sonra Kemal hocamın dersi geldi sınav sonuçlarını okuyor, benim ismimi okudu ayağa kalktım;

- Sen kurtarma sınavına kaldın, dedi.

Ben o anda, tamam bizim işimiz zora girdi dedim ve kaderime razı oldum. Ders bittikten ve hocam gittikten sonra ise "Kemal hocam ben de senin dersinden geçmezsem, ne olayım, " diyerek and içtim! Eve giderken, mahalle bakkalımız Süleyman ağabeyin yanına gittim.

- Süleyman ağabey senden bir şey rica edebilir miyim? deyip, o zamanlar bakkallarda bile satılan, dışı şeffaf olan 0, 5 numaralı kurşun kalemlerden beş adet aynı renkte olanından ödünç istedim.

Bana, bunları ne yapacağımı sorduğunda ise, sana yarın anlatırım dedim ve kalemleri alıp eve gittim. O kalemlerin içine sığacak kadar beş adet kağıt kestim, uçları zaten 0, 5 olmasına rağmen uçları biraz daha inceltip, üzerlerine sınavda çıkabilecek muhtemel soruların cevaplarını yazdım. Kalemleri sırasıyla ceketimin iç cebine taktım, ertesi gün sınava girdik.

Benimle beraber yirmi altı kişi daha vardı. Kemal hocamız; herkesin birer sıra boşluk kalacak şekilde aralıklı oturmasını isteyerek, sınavı başlattı. Soruları okuyor bizler yazıyoruz, birinci soru kalemlerden birisinin içinde vardı. İkinci soru yine kalemlerden bir diğerinin içinde, üçüncü soru benim bildiğim ama kalemlerin içinde olmayan bir soruydu, son soru yine yarım yamalak ta olsa kalemlerden birisinin içindeydi... Ben; hafif sırıtarak soruları cevaplamaya (Kopyalamaya) başladım ve her kalemi sırayla cebimden çıkarıyorum. Işığa doğru tutarak, içlerinde yazılı olan cevapları yazıyorum, bitince cebime atıyorum ve sonra bir diğerini, bir diğerini... Tüm kalemlerin içindekini yazdıktan(Boşalttıktan) sonra ilk kağıdını verip, sınavdan çıkan yine ben oluyorum...Ellerim ceplerimde ıslıkla, '' Çıktık açık alınla on yılda her savaştan...'' marşını mırıldanarak, tam yol kantine...soğuk bir şişe gazoz içmeye gittim...Herkes sınavını bitirip geldiğinde ise;

- Arkadaşlar hepinize geçmiş olsun, ben bu sınavdan 85 alıyorum ve Buzdolabı Kemal'e çalım atıyorum... deyince,

Diğer arkadaşlarımın hepsi, "Zor be..."dediler. Ertesi gün, Kemal hocam teneffüs arasında geldi ve sınav sonuçlarını açıkladı... 27 kişinin içinden en yüksek notu alıp sınıfı geçen bir tek bendim... 85 puanla!

Herkes bana bunun nasıl olduğunu sorduğunda ise sabaha kadar ders çalıştım (!) oldu... Ama ne ders çalışmaktı? Onca zaman ayırıp o kopyaları hazırlarken, kitabı bir defa adam gibi okusaydım o strese değmezdi... Bu arada; Kemal hocam beni çağırdı ve demekki isteyince insan gibi ders çalışılıp sınıf geçiliyormuş demesin mi?

Nasıl üzülmüştüm adamcağızın o mutlu ifadesine... Bilse benim adam gibi kopya hazırladığımı, herhalde sanat tarihine benden de bahis konusu açardı... Kolay mı ? Sanat tarihi dersinden geçmek için tarihe geçecek derecede sanat icra ettiğimi...
Kulakların çınlasın Buzdolabı Kemal hoca...

Şimdi bu benim zaferim mi yoksa; sanat tarihinin, beni bu kadar sanata aşık etmesi mi? Çözemedim... Ama Kemal Hocamı çalımladığım için şimdi çok üzülüyorum...Keşke...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Üzülme, bence haketmiş hocanız bu çalımı.Size haksızlık etmiş bayaa.Çok keyifliydi yazınız.Çok hoşuma gitti anlatış tarzınız.Bahsettiğiniz kopye stilini daha önce hiç duymamıştım, dahiyane!!

Sinefilozof 
 06.06.2007 17:52
 

Lisede kopya çektiğim tek dersti tarih. Ha, bir de felsefe. Ezberim zayıftır, hocalarımız da sağolsunlar düşünmeye teşvik edici yanıtlardan ziyade "kitaptaki" cümlelere puan verirlerdi. Bu yüzden kopya çektiğim için pişman değilim. Ben düşünmeyi, kendi yorumumu kendi cümlelerimle aktarmayı tercih ederim hep. Bazı hocalar "çalım atılmayı" hakediyor mu ne :))

OynamıYorum 
 02.06.2007 14:33
Cevap :
Galiba, biraz haklılık payı var gibi geldi bana'da...Teşekkürler yorumunuz için saygılarımla...  02.06.2007 20:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 122
Toplam yorum
: 71
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 2773
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

Ankara Doğumluyum... Yazı yazmayı, çizmeyi, okumayı, izlemeyi, dinlemeyi, vb...vb... seviyorum. Bodr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster