Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '15

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1062
 

Şeytanı parayla satın almak

Şeytanı parayla satın almak
 

Cennetten kovulan günah keçisi,şeytan dünyada da rahat durmuyor


Azize ile Halit, Allah'ın emri, Peygamberimizin kavli, anne ve babaların rızası ve Bingöllülerin tasvipleriyle evlenmişlerdi. Halit Hoca bizim mahallenin imamıydı. 

Halit Hoca yaşıtlarımdan 5-10 yaş benden daha büyük sayılırdı, kendisiyle çok samimi ve içten arkadaştık. O yıllarda henüz yeni çıkan Siyah/Beyaz Televizyonun adı şeytandı.

Aynen şöyle derlerdi:

" O cemekân şeytana ait bir mekân, oradan seslenir insanlara şeytan, beni dinleyin, bana kulak verin der. Çocukları daha çok etkiler, insanları gerçeklerden alı koyar, inancı zayıflatır, sakın ona uymayın. O bir şeytandır, şeytan, şeytanı evinize almayın" derlerdi.

Birçoğumuz büyüklerimizin uygun görmemesi ve Halit Hoca gibilerinin tasvip etmemesi nedeniyle evlerimize Televizyon almayı, seyretmeyi uygun görmüyorduk.

Bizim alt kattaki komşumuz başka ilden gelen postacı evine televizyon almıştı, çocuk komşularda televizyon seyrettiği için yemek saatinde bile eve gelmez. Peşinden gider çocuğu zorla eve getirirdik. 

İçimizde hep yani ne olur büyükler ve arkadaşım, Halit Hoca gibileri uygun görse de televizyon alsak çocuğumuz başkalarının evine gitmeden kendi evinde Televizyon seyretse, der dururduk. 

Halit Hoca ile zaman, zaman mesai saatinden sonra Avcılar ve Atıcılar Kulübünde kışın içerde, baharda, yazda Akasya ağaçların altında otururduk.  

Bingöl Genç Caddesi bir kilo metre uzunlukta ana Caddenin her iki tarafı boy, boy, akasya ağaçları ile süslenmişti. Hele bahar yaz geldiğinde yeşil yapraklı beyaz ve sarımsı akasya çiçeklerin kokusundan ve ağaçların serinleyici gölgesinden insan ayrılmak istemezdi.

Kimin eseri bilmiyorum ama o Akasya ağaçlarını diken kişi/kişilerin mekânı cennet olsun.

Yine bir gün akşam üzeri Halit Hoca ile buluştuk. Verilen selamın cevabı, bakışları, tebessümü dahi sitemli.   

+ Neyin var?

-  Bir şeyim yok.

+ Halit hoca lütfen neyin var.  

 - Bir şeyim yok dedim ya.

Konuyu deşmek istemedim, ertesi gün yine birlikteyiz. Bu kez kesinlikle yarasını neşterle deşeceğimi biliyordu.

+ Neden dünden beri hem kendini, hem de beni üzüyorsun senin neyin var?

-  Mehmet kardeşim, Azize ile Evliliğimiz boyunca hiçbir zaman birbirimizi kırmadık. Ben abdest alınca Azize ceketimi ya da çoraplarımı tutar bu arada güzelde sohbet ederiz.

Ben Camiye gidince dış kapıyı tutar, “Halit gidiyorsun, yolun açık olsun, Allah yardımcın olsun, sağlıkla git sağlıkla gel “ Azize'nin beni böyle uğurlaması çok hoşuma gidiyor, ben ondan memnunun Allah’ta memnun olsun.   

+ Eeee  

-  Dün abdest almaya başladım Azize yok, dedim belki önemli bir işi var neyse giyindim, dış kapıya varınca doğrusu kendimi yalnız hissettim. Azize diye seslenince Azize “ Eyvah Halit sen hazırlandın gidiyorsun, seni ihmal ettim. Ne olursun kusuruma bakma” dedi. Bende kusur yokta da ne yapıyorsun?

Halit komşumuz Hatice ile balkondan konuşuyorduk, diyor ki karşıdaki komşular camlı bir şey almışlar içinde insanlar konuşuyor, hatta Kur-an bile okuyorlar. İzin verirsen bende gidip seyredeyim diyorum. Dedi.  

Dedim ki yok Azize gidip elin evine şeytanı seyretmeyeceksin. Kapıyı çattım camiye geldim, birkaç günden beri de Azize ile aramız limoni ondan moralim bozuk dedi.

+ Eeee ne yapmayı düşünüyorsun? (elimde neşter yarasını deşmeye devam ediyorum)

-  Mehmetçiğim bilmiyorum, Azize'nin gidip elin evinde şeytanı seyretmesine gönlüm razı olmaz.

+ Haklısın, Eeee peki, ne yapacaksın?

-  Yahu sende hep Eeee deyip duruyorsun.

+ Halit Hoca, yani ne yapacağını merak ediyorum.

-  Bilmiyorum acaba şeytanı satın alayım da Azize kendi evinde mi şeytanı seyretsin diyorum.

+ Eeee alacak mısın?

-  Bilmem ki alayım mı diyorsun?

+ Halit Hoca şeytanın nasıl tehlikeli olduğunu sen biliyorsun. Televizyon’un yararları da var. Ancak bir şeytan yüzünden Azize ile aranız limoni olmasın. Eeee peki, alacak mısın?

-  Ne yapayım, paramla şeytanı satın alayım, Azize elin evine gidip şeytanı seyredeceğine kendi evinde seyretsin diyorum.

+ Halit Hoca çok iyi edersin. Sen Televizyon alırsan, Halit Hoca fetvayı vermiş derim. Bende rahatça Televizyon alırım. 

O gün akşam saat 6-30 civarıydı, Halit Hoca ile birlikte Osman Karakuş Ticarete gittik, iki adet PHILIP marka Siyah/ Beyaz Televizyon aldık.

Osman karakuşun yeğeni Fahri benim Televizyonu, bir başka çalışan da Halit Hocanın Televizyonu kurdular, çalışır vaziyette bize teslim ettiler. 

Halit Hoca evinden telefonda Mehmetçiğim, benim Televizyonda sanki kar yağıyor, sizinkinde de kar mı yağıyor? Bende doğrudur, Halit Hoca benim Televizyonda da kar, kış tipi var diye cevap veriyordum.

Halit Hoca parasıyla şeytanı evine almıştı. Bu fetva ile Azize ile araları tatlı olmuştu. Bizim çocukta alt kata gitmekten kurtulmuştu. İşte o gün Melek görünen bu gün gerçekten şeytan olan Televizyon ile böyle tanışmıştık. 

Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.

Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN

     

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                           

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında o günlerde masumdu, şimdi şeytan! İlk televizyonumuz Schaub Lorenz'di ve 73'te almıştık. Hiç başka evlere televizyon izlemeye gittiğimi hatırlamıyorum. En çok "Uzay Yolu" ve "Görevimiz Tehlike"yi izlemeyi severdim. Bir de "İtalya'dan Müzik" olurdu. Reklamlar bugünkü gibi nefret ettirmez ve sadece 2 program arasında verilirdi. Eşine olan sevgisinden dolayı Halit Hoca'yı kutlamak gerek. Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 16.03.2015 7:59
Cevap :
Kıymetli Ata Kemal Şahin; Bu anlattığım konu 1972 yılı, gerçekten Halit Hoca Cami hocası ama aydın insandı.Siz yorumunuzun sonunda yazmışsınız ( Eşine olan sevgisinden dolayı Halit Hoca'yı kutlamak gerek )Halit Hoca Azize Hanımın gidip başkasının evinde şeytanı seyretmemesi için hepimizi bir yasaktan kurtardı. İzin verdiği gün o tarihte Melek olan, bu gün şeytan olan Televizyona kavuştuk.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.   16.03.2015 13:28
 

Öykü kıvamında çok hoş bir yazı. Ben ana fikirden çok bunu sevdim. :-) Selamlar, saygılar.

Güz Özlemi 
 13.03.2015 16:09
Cevap :
Kıymetli Güz Özlemi ; Televizyon almak büyüklerimiz tarafından tasvip edilmezdi.Bu defter cildine yapışmış yazılı bir etiket gibiydi.Televizyon almayı uygun görmeyenlerin başında da Halit Hoca vardı.Ben arkadaşım Halit Hocayı takip ederdim,o almadığına göre ben nasıl alırım derdim.Sonuçta Halit Hoca parasıyla şeytanı aldı hepimiz rahatladık.Teşekkür ediyorum.Saygılar sunuyorum. Sağlık ve mutluluk diliyorum.   13.03.2015 18:48
 

Siyah beyz tv dönemi herkesin evinde tv yoktu ve komşuculuk oynardık.Ne güzel anlatmışsınız Sayın Burakgazi.Selam ve sevgilerimle.

Şennur Köseli 
 08.03.2015 11:21
Cevap :
Kıymetli Şennur ; Aslında o yazımızda da Halit Hocanın eşi Azize'ye ne kadar önem verdiği dikkate alınması gerekir. Azize'nin hatırı için evine şeytan alan Halit Hoca bizleri de kurtardı.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.   08.03.2015 16:43
 

Ne güzel anlatmışsın mizah gibi bir anı. Neydi o siyah beyaz televizyonlar, çatılara dikilirdi antenler ve aşağıya bağırılırdı "oldu mu hanımmmm" karlama düzelip de görüntü net ise "tamam beyyyy" diye cevap verilirdi, akşamları televizyonu olan evlerde toplanılır yayın seyredilir taa ki Can Akbel'in sunduğu güne bakış ve kapanışa kadar...Hey gidi günler :-) Selamlar kardeşime...

Yurdagül Alkan 
 04.03.2015 13:48
Cevap :
Kıymetli Yurdagül Alkan, Başımın tacı bacı bu günkü öyküsü daha güzeldi, daha duyguluydu.İşte böyle bir yıl gecikmeli olarak ancak Halit Hocamızdan fetva çıkınca şeytanı paramızla aldık evimize getirdik.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.   04.03.2015 14:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 607
Toplam yorum
: 7050
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1836
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster