Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1122
 

SGK sorunu çözecek mi?

SGK sorunu çözecek mi?
 

SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur SGK çatısı altında birleşti. Sorun çözülecek mi?


Ekonomisi en sağlam ülkelerde de zaman zaman yaşanan Sosyal Güvenlik Sistemi sorununun temelinde, nüfusun yaşlanması çalışacak genç nüfusun azalması en büyük etkendir. Onlar için bu demografik değişikliğe aşırı bonkör refah devleti yaklaşımı da sistemin zorda kalmasına diğer önemli bir faktör olarak gösterilebilir. Kısacası onlarda çalışacak nüfus az, buna karşılık emekliler rahat bir yaşam sürmektedir.

Ülkemizde durum farklı, karışık, ilginç ve inanılmaz. Genç bir nüfusa sahibiz. Çalışan-emekli dengesinin en sağlam olması gereken bir ortamda Sosyal Güvenlik sorunu yaşıyoruz. Emeklilere ödenen emekli aylıkları da son derece düşük.

Sosyal Güvenlik Kurumları'nın çökme noktasına gelmesi hatta çökmesinin en büyük nedeni malî yapının bozulmasıdır.

Sosyal Güvenlik Sistemi temelde bir yaşlılık gelirini garanti etmektir. Sosyal Güvenlik Kurumu çatısı altında toplanan SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı bu amaçla kurulmuştur. Ancak çalışanlardan kesilen primler amaçları dışında tasarruf edildiği için bu zor günlere gelinmiştir. Ülkemizi, çalışanları ve emeklileri daha da zor günler beklemektedir.

Çalışanların emekli olabilmek için ne kadar süre çalışması, ne kadar prim ödemesi ve emekli olduğunda ne kadar emekli geliri alacağı, toplanan primlerin değerlendirilmesi yani fonlama sistemin işleyişi açısından önemli faktörler arasında yer almaktadır.

Çalışanların emekli olabilmek için ne kadar çalışması konusu zaman zaman siyasilerin seçimlerde en büyük kozu olmuştur. Çalışanların oylarını alabilmek üğruna çalışan nüfus çok genç yaşta emekli edilmişlerdir. Örnekleri çoktur.

Yine çalışanlardan kesilen primler konusu da sistemin işleyişini olumsuz etkilemiştir. Hem çalışandan hem de işverenden kesilen primlerin yüksek olması nedeniyle, primler düşük (yani asgari) ücretten gösterilmiş hatta bu da kaçağı teşvik ederek kayıt dışı istihdam sonucu sistemin gelirleri büyük ölçüde etkilenmiştir. Zaman zaman çıkarılan yasalarla prim borçları affedilmiş, ertelenmiş, takside bağlanmış. Böylece primini zamanında yatıranlara karşı adaletsiz bir durumun ortaya çıkmasına da neden olunmuştur.

S.S.K. 1946, Emekli Sandığı 1949, Bağ-Kur 1971 yılında kurulmuş. Bu yıllardan itibaren çalışanlardan prim tahsil
edilmeye başlanmış. Primler tahsil edilmeye devam edilmiş, edilmiş, edilmiş...

Ne için? Prim ödeyen çalışanlara, işçiye, memura, Bağ-Kur'luya emekli olduklarında yaşamlarını devam ettirebilmeleri için.

Tek amaç bu.

Peki bu kurumlar toplanan paraları nerede, nasıl değerlendirmiş, değerlendirmiş mi?

Bugün SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur emeklisine emekli aylıkları hangi kaynaklardan sağlanarak ödeniyor?

Önceki yıllarda bir emekliye karşılık üç çalışan düşerken bu sayı giderek, bire bir olarak şekillenmektedir.

Günümüzde çalışanlardan kesilen primler bırakın bir kaç gün değerlendirilmeyi anında ve devletin büyük katkısı da
eklenerek emeklilere maaş olarak ödenmektedir.

3 Ocak 2008 tarihindeki Ekonomik Konsey'de konuşan Başbakan Erdoğan "1994 yılından itibaren devletin Sosyal Güvenlik Kurumları'na 864 milyar YTL kaynak sağladığını" söylemiştir (Gazetelerden). Rakam her ne kadar abartılı olsa da devletin Sosyal Güvenlik Kurumu'na her ay büyük bir kaynak sağladığı da bir gerçek. Peki devlet bu kaynağı nereden sağlıyor?

Borçlanarak.

Uygulanan yanlış politikalar, özellikle toplanan primlerin amacı dışında kullanılması ile bu günlere gelinmiştir. Uzun yıllardan beri giderek büyüyen sorunu yeni bir yapı altında toplanan Sosyal Güvenlik Kurumu çözebilecek mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlyas Bey,Aslında devletimizi içten içe kemiren ve hep gölgede kalmış en önemli sorun,tembel devlet memurluğu zihniyetidir. (Sayıları az olan gerçek çalışkanlar hariç) Yan gelip maaş bekleyen ''Bankamatikçiler'' en büyük sömürgendir. Bunların denetiminden sorumlu olanlar da atalet içindedir. ''Devletin malı deniz;tatilleri,uykuyu çok severiz.'' anlayışını kırmak için köklü reformlar şarttır...Bunu beceremezssek SGK çöküşe gebedir. Saygılarımla...

Mesut Selek 
 09.09.2008 10:18
Cevap :
Mesut bey, yazdıklarınız çok doğru, aynen katılıyorum. Ödemelerin bankamatikten yapılması kim nerede çalışıyor, çalışıyor mu tespit etmek zor. Bireylerin "Devlet bana bakar", devletin de yardım ve sadaka zihniyeti ile sosyal devlet olmamız çok zor. Onun içindir ki sosyal kelimesini ağzımıza bile almamamız gerekir. "Benden sonra tufan" - "Gemi yürüsün de nasıl yürürse yürüsün" mantığı ile bugünlere geldik ve sonunda DENİZ BİTTİ. Katkılarınız için teşekkür ederim. Selam ve saygılarımla.  09.09.2008 13:55
 

Bence geniş bir periyotta çözümleyebilir.Ne kadar çıktı olsada girdinin daha çok olacağı kanısındayım.Keseyi asalaklardan arındırabilirlerse ve çalışıp denetleme yapılırsa,olmaz diye birşey yok.Zor mu ??? Evet çok zor...saygılarımla...

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 08.09.2008 4:02
Cevap :
Sistemin sıkıntıda olmasının en büyük nedeni gelir-gider dengesinin eşitsizliği. Primlerin yüksek olması nedeniyle (bu da kayıt dışı istihdam ve primlerin asgari ücretten tahakkuk ettirilmesine neden oluyor) devlet prim tahsilatında zorlanıyor. Emekli sayısı her geçen gün artıyor. Emekli maaşlarına düşük zam yapan devlet sağlık harcamalarında da kısıntıya giderek sorunu çözmeye çalışıyor. Bence sorunun çözülmesi artık zor. Özellikle çalışan genç nüfusun sisteme iyimser bakmadıklarına inanıyorum. SGK'nın dışında başka çözümler aranıyor. Zaten istenen de o. Devlet emekli meselesini üzerinden atmak istiyor. 2003 yılından beri süren çalışmalar yavaş yavaş yeni bir sistemin oturtulması için. Sonraki yazılarımda değineceğim. Selamlar, sevgiler.  08.09.2008 12:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 1731
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 2437
Kayıt tarihi
: 13.04.07
 
 

6 Mayıs, bir Hıdırellez günü "Merhaba dünya" demişim. Geçen elli küsur yıl. Bir şarkı vardır Osma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster