Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ocak '12

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
6801
 

Shakespeare’den Oyun Yazarlığı dersi: Venedik Taciri / FIRAT YUMUN

Shakespeare’den Oyun Yazarlığı dersi: Venedik Taciri / FIRAT YUMUN
 

Ticaretin ve dolayısıyla kapitalizmin ön planda bulunduğu 16. yüzyıl Venedik’inde, Yahudi bir tüccarın çevresinde geçer Shakespeare’nin ‘Venedik Taciri’

Döneminin Yahudi tefecisi tiplemesiyle karşımıza çıkan Syhlock’tan, arkadaşı Bassanio için  borç para isteyen Hıristiyan Burjuva Antonio üçgeninde mesajlar dolanıp durur.

Antonio aslında böyle bir borç parayı Sylock’tan almayı istemiyordur, fakat gemileri açık denizde olduğu için nakit sıkıntısı yaşamaktadır. Üstelik dostu Bassanio, gemiyle Belmonta gidecek ve orada Portia’ya evlenme teklif edecektir.

Antonio, Yahudi tefeciden nefret etmesine, ona hakaretler yağdırmasına rağmen ondan borç ister. İster istemesine fakat Yahudi tefeci öyle bir şart sürer ki, maruz kaldığı hakaretlerin intikamı alıyordur resmen. Ezilmişliğin ve Hıristiyan toplumunda Yahudi olmanın zorluklarını, öne sürdüğü şartla gün yüzüne çıkarır. Yahudi tefeci Shylock, Antonio borcu ödeyemezse, onun vücudunun bir bölgesinden, bir pound (450 gram civarında) eti keseceğini imzalattığı senede ekletir. Bu şart sanki Yahudiliğin Hıristiyanlığa karşı onurlu ayakta duruşunu anlatmaktadır. Antonio için bu şart o kadar da önemli değildir. Çünkü parayı geri ödeyeceğine emindir.

Shylock’un bütün bunları istemesinin nedeni ise, o sabah erken saatlerde pazarda Antonio’nun  Shylock’un yüzüne tükürmesidir. Bu olaydan sonra Shylock, Antonio’ya karşı büyük bir nefret beslemeye başlamıştır. Çünkü aslında kendisine değil tüm Yahudilere tükürüldüğünün farkındadır.

Antonio borç istemekle beraber ayrıca Shylock’u akşam yemeğine davet eder. Bu davete sıcak bakmayan Yahudi tefeci, istemeye istemeye akşam yemeği için Antonio’nun evine gider.

Shylock’un çok sevdiği kızı Jessica, Hıristiyan asilzade Lorenzo’yu seviyordur. Bu sevgi yolculuğu Jessica’nın sevgilisiyle kaçmasıyla sonuçlanır. Daha önce de hizmetkârı Gobbo’nun, Bassanio’nun yanında çalışmaya başlamasıyla beraber, Hıristiyanlara karşı olan sevgisi gün geçtikçe azalıyordur.

Bir habercinin gelerek Antonio’nun gemilerinden haber alınamadığını söylemesiyle Sylock’un nefret adımlarını atmasını başlattırır. En önemli adım senette ne yazıyorsa onu isterim diye tutturmasıdır.

Belki de Antonio senedi imzalarken o maddenin gerçekleşebilecek olması aklının ucundan dahi geçmiyordur. Fakat karşısındaki tefeci öyle bir duruma gelmiştir ki, artık hiç kimse onu engelleyemiyordur. Venedik sokaklarında borcumu isterim diye haykırıyordur.

Senette yazılanların gerçekleştirilmesini isteyen Shylock karşısındaki kişileri gergin bir atmosferin içine soksa da, mahkemeyi inandıramaz.

Shylock saldırı silahı olarak seçtiği bıçağını bilerken, karşısındaki Antonio savunma silahı olarak kendisine zeki bir avukat seçer. Çatışmaya da bu şekilde farklı bir yön kazandırılır. Bir tek yoldan gitmek yerine, çıkılan yolda değişik sokaklara dalınarak ulaşılacak noktaya gidiş serüveni gözler önüne serilir.

Avukat Portia isminde bir genç kızdır ve Bassanio’nun sevgilisidir.

Senet üzerine hararetli tartışmalar sürer. Bu durumdan kurtulmanın yolunu arayan Portia senette yalnızca et yazıldığını söyler. Bu durumda etin alınması nasıl sağlanacaksa sağlanmalıdır. Zira kesilerek et alınacak diye bir madde yoktur çünkü senette. Kan akılmadan et nasıl alınacaksa alınmalıdır. Aslında bir nevi akıl oyunu oynamaktadır ve çatışmanın iki ucundaki kişi tahterevalliye oturtulmuştur. Her hamlede kazanan kişi yer değiştirmektedir. Yahudi tefeci Shylock’a, hakkın olan eti ancak kan akıtmadan alabileceği söylenir.

Bir Hıristiyanın kanı akıtıldığı zaman ise bunun sonucu kanunlarla belirlenmiştir. Bu noktayı çok iyi bilen Avukat Portia, Hıristiyan kanı akıtmayı düşünen Shylock’un tüm malvarlığına el konulacağını söyler.

Shylock’un malını kaybetmemek için senette yazılı olan hakkından vazgeçer. Her şey bitmiş gibi görülse de, bir Hıristiyan’ın canına kastettiğinden dolayı mallarına el konulur.

Paraya aşırı derecede düşkün olan Shylock her şeyini kaybetmenin üzüntüsünü yaşarken, bir darbe daha alır. Bir Hıristiyan karşısında Yahudi olmanın eksilerini yaşamaya maruz bırakılır. Artık onun hayatının devam edip etmemesine Antonio karar verecektir.

Şart ileri sürme sırası Antonio’ya gelmiştir. Antonio’nun şartı ise Shylock’un Hıristiyan olmasıdır. Ancak bu sayede hayatını bağışlayacağını söylemesiyle oyunun sonuna gelmiş olunur.

Zengin Yahudi Syhlock’un ön plana çıktığı oyunda eşitlik, para, din ve maddi sömürü düzenini Shakespeare’nin kaleminden sahneye aktarılmıştır.

Soylu Antonio ve onun karşısında Yahudi Sylock. Oyunun en önemli ve en güçlü çatışması bu şekilde yazar tarafından  bizlere sunulur. Oyun yazarlığının en önemli noktalarından biri olan çatışmayı doğru bir şekilde kurmanın en güzel ve en güçlü örneğini bir ders dinler gibi, bu iki kişinin diyalogları sayesinde öğreniyoruz. Oyun ilerledikçe de, çatışmanın basamak basamak nasıl ilerletilebileceği bizlere gösteriliyor.

Antonio’nun açık denizdeki gemilerinin battığı haberleri Antonio’ya ulaştıkça, soylu tüccarın psikolojisinin derinliği de, yazar tarafından kazılmaya başlanır. Ben bir oyun yazıyorum ve yazarlık teknikleri ancak bu şekilde kullanılır dercesine, Antonio’yu bir çukurun içine itmeye başlar.

Diğer taraftaki Shylock’u unutmayan Shakespeare onu da harekete geçirir. Yani kızı kaçar. Bu durumda iki çatışma tarafı da eşit duruma gelmiş gibidirler. Fakat Yahudi tefeci, kefede biraz daha ağır basamaktadır ve bu yüzden de onun harekete geçmesi daha da kolay olur. Bir yanda ezilmiş Yahudiliği, bir yanda da kaçan kızının kendi üzerinde oluşturduğu baskı ve yıpranmışlık yüzünden; eline düşen Hıristiyan soylu Antonio’ya, resmen eziyet çektirir.

Hıristiyan egemen toplumda bir Yahudinin yaşamı gözler önüne serilirken, Hıristiyan kapitalizminin ne kadar güçlü olduğu da, bir Hıristiyan toplumunda cesurca anlatılmıştır.

Karakterlerin kusurları ve zayıf noktalarına önemli bir şekilde değinilmiştir.

Shakespeare sahnelemenin oldukça güç olmasıyla birlikte, karakterlerin olağanüstü bir şekilde oluşturulması sayesinde, bu güçlük ortadan kalkmaktadır.

Bir yanda aşk hikayesi, bir yanda ayrımcılık ve intikam temalarının işlendiği bir oyun. Birbirinden farklı olan bu kadar farklı temanın bir oyunun içinde olması, usta unvanı almanın en önemli nedenlerinin başında gelmektedir.

Oyunda baskın bir şekilde Yahudi karşıtlığı görülse de, oyun Yahudi karşıtlığı üstüne oturtulmamıştır. Baskı gören, aşağılan, tehdit edilen Venedik Yahudi’sinin, akıl almaz bir şekilde tehditler savurduğunu günümüz dünyasında kolayca anlayabiliyoruz.

Belli bir dönemin yaşantısıyla ilgili olan oyun ırkçı çizgileri değil; Hıristiyan ve Yahudi farklılığını ortaya koymaktadır. Dinlerin farklılığıyla beraber, affedebilme kararını verebilecek insancıl duyguların varoluşunun hissedilmesidir.

Dönemi için olabildiği kadar olan nefret duygusunu bir arada gösterebilme başarısıdır Venedik Taciri. Dinler arası çatışmanın varlığından söz etmek elbette ki yanlış olur. Derinlemesine inilmiş olan karakterlerin bağışlama duygusunun ne kadar önemli olduğunun gösterilmesidir. Eğer ki insanlar birbirlerini bağışlamazlarsa; ya canlarını isteyecek, ya da mallarını. İnsanlar da birbirlerini affetmezlerse duygusuz caniler topluluğu oluşacaktır. Birbirlerinden nefret eden iki farklı din sahibin birbirlerini affetmesi ise oyunun verdiği mesaj ile toplumdaki çirkin maskelerin düşürülmesini sağlamaktadır.

Mahkemenin başlamasıyla artık oyun yazarının beynini nasıl kullanabileceği gösterilir. Klasiklikten çıkıp en farklıyı ve gerçekçi olabileni bizlere bu farklı mekan içinde sunar. Mahkeme sahnesi artık rollerin değiştiği, kazandığını zanneden kişinin kaybettiği; kaybettiğini zannettiği kişinin kazandığı bir ortam olmuştur.

Shylock oyun sonunda kaybetmiş gibi gözükse de, hayatına baktığımız zaman zaten hor görülen, aşağılan bir kişinin başına gelenlerin onun kaybedip kaybetmediği noktasında bizleri düşünmeye itmektedir. Gerçekten Yahudi tefeci oyun sonunda kaybetti mi? Oysa zaten Hıristiyan baskısı altındaki bir toplumda, aşağılan bir Yahudi’nin kaybetmiş olmasını kabul etmemek gerekir.

Hem trajediyi, hem de komediyi barındıran oyunda yine birçok temayı birlikte görebilmekteyiz. Bütün bunları da Antonio merkezinden dağıtılmaktadır.

Shakespeare hayatı boyunca birçok şeyi sorgulamıştır. Bu oyunda ise, onun toplumdaki gelenekleri, dinsel ve toplumsal ahlak kurallarını sorguladığını görüyoruz.

Hangi sahne ve oyuncu tarafından seyirci karşısına çıkarılırsa çıkarılsın, Shakespeare karakterleri çok canlı bir şekilde yazdığı için, tüm salonlarlarda karşımıza gerçek kişiler çıkacağına eminim.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 969
Kayıt tarihi
: 09.09.11
 
 

5 Kasım 1975 Erzurum doğumlu. Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü Dramat..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster