Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mayıs '13

 
Kategori
Futurizm
Okunma Sayısı
490
 

Shklovsky ve Nesir Teorisi

Shklovsky ve Nesir Teorisi
 

Victor Shklovsky'nin bir fotoğrafı


Edebiyat biliminde düzyazı sanatı olarakta anılan 'nesir' kavramı; dil kaideleri çerçevesinde bir anlatım yolu şeklinde de düşünülebilir. Yahya Kemal'e göre ise asıl edebiyatın kendisi nesir'dir. Düzyazı anlamında kullanılan bu sözcük Osm. nesir, inşa, mensur, mensure, seçili nesir, müsecca gibi kelimelerle karşılanırken Fr. prose, prose perlée yahut İng.'de yine benzer biçimde prose kullanılır. Nesir; genel olarak ölçü, uyak gibi koşullara bağlı bulunmayan bir yazı çeşididir. Örneğin manzume gibi mısralardan oluşmaz.

Ünlü Rus edebiyat eleştirmeni Victor Shklovsky bizde pek duyulmayan 'Nesir Teorisi' kavramını ilk kez yazdığı; Theory of Prose ( O Teorii Prozı; Rusça) 1925, çalışmasında kullanmıştır. Shklovsky'i bizim okurlar daha çok Zoo “Hayvanat Bahçesi” [Aşkla Hiç İlgisi Olmayan Mektuplar ya da Üçüncü Heloise] isimli mektuplardan oluşan yapıtıyla tanıyorlar. Bu ilginç düşünürün dilimize bu kadar az çevrilmiş olması gerçekten bence büyük bir eksikliktir.

Shklovsky, geçen yüzyılın başlarında en az bir Mihail Bahtin ve çevresi kadar Rus düşünce hayatında önemli bir figürdür. Aslında o Rus Fütürizm Hareketinin önemli bir kuramcısı ve Rus Biçimciliği ekolünün öncüsü sayılabilir. Hatırlanacağı gibi bu sanat aksiyomundan (zamanında İtalyan Marinetti'nin bildirgesinden) etkilenerek Vasily Kamensky, Velimir Khlebnikov, Aleksey Kruchenykh ve Vladimir Mayakovsky bu gruba katılmıştır.

Şklovskiy'ye göre, sanat, her zaman için, kendi kendine yeterli arı (saf) biçimler sorunu olmuştur. Fütürizm bu gerçeği görerek ilk kez sanatın biçimsel bağlamını anlamaya çalışan bir sanat eylemine dönüşmüştür. Zhirmunskiy, Jacobson tarafından da benzer şekilde işlenen bu konu bazı Bolşevikler tarafından burjuvavari bulunmuş ve dışlanmıştır. Örneğin Khlebnikov'un şiiri uzun yıllar Sovyet sanat çevrelerince görmezden gelinmiştir. Bu olgun sanat anlayışı kimi benimsenenlerince pragmatist bir şekilde bazen ideolojinin hizmetine de sunulmuştur. (Bu konuda Mayakovsky ve Nazım Hikmet örnekleri son derece yeterlidir.)

Burada Şklovskiy'nin bilinmeyen bazı Rusça eserleri konu bağlamında sanıyorum ki oldukça önemlidir. İlk elden hatırlayabildiklerim; “Klasik Rus Nesri ile ilgili Notlar”(1955), “Dostoyevski ile İlgili Notlar"(1957),"Tarihsel Roman ve Kısa Öykü”(1958), "Edebiyat ve Sinematografi"(1923), "Şiir ve Şiirin Dili Üzerine"(1940), “Düzyazı Teorisi”(1925), “Nesir Teorisi Üzerine”(1983), “Masal: Düşünceler ve Eleştiriler”(1966), “Tristram Shandy ve Stern'in Roman Teorisi”(1921) bunların dışında yazarın daha sanıyorum ki 30 civarında Rusça'da yazılmış irili ufaklı kitabı vardır. Bu andığım eserler yalnızca nesir teorisi kapsamında değerlendirilebilecek incelemelerdir. Ayrıca yazar ünlü Rus romancı Tolstoy hakkında da oldukça nitelikli bir biyografi yazmıştır.

Rus Biçimciliğinin kurucu babalarından biri olan Şklovskiy'nin “Nesir Teorisi” kitabı edebiyat teorisi tarihinin en önemli eserlerinden biridir. Bu eserde Şklovskiy, nesiri stilistik bir metodla Von Humboldt, Mihail Bahtin, Voloşinov ve Leo Spitzer çizgisinde/etkinliğinde inceler. Şklovskiy, ayrıca bir dilin sosyo-ekonomik koşullardan etkilendiğini çarpıcı bir şekilde açıklar. Yazar bu konuda “beyaz bir somon arayan adam”ın hikayesi gibi ilginç bir anektoddan bahseder. Bu en az Mobby Dick kadar imkansız bir şeydir. Fakat aynı bölgedeki insanlara farklı renklerdeki canlılar ya da örneğin inekler hakkında benzer sorular yönelttiğinizde dilde pek çok özelliği gösteren kelimelerle karşılaşırsınız. Bildiğim kadarıyla sadece Kazakça'da at'ın 40 kadar farklı ismi mevcuttur. Bu kelimeleri bire bir çevirmek neredeyse imkansızdır. Bununla birlikte sözcükler bir gölge değildir. Kullanıldıkları eşya ve soyut simgeler vasıtasıyla anlam kazanırlar. Kelime, dar manada eşyayı ifade eden bir şeydir. Bu konuşma ve benzeri durumların fizyolojisini yöneten dil yasalarına göre değişir. Bazen kelimeler tarihsel bir şekilde de değişir. Fakat bu değişim her zaman maddeyi karşılayan manaya göre de olmayabilir.

Şklovskiy, bir edebiyat eleştirmeni olarak, edebiyatı yöneten iç yasalarla ilgilenmiştir. Nesrin tarihsel gelişim seyri içinde bu değişim sürecinin nasıl ve hangi şartlarda gerçekleştiğini anlamaya çalışmıştır. “Nesir Teorisi” edebiyat ve dil üzerindeki stilistik değişimlerin üzerinde durmuştur. Nesir Teorisi gelecekte yapısalcılık ve post-yapısalcılık gibi akımların beklendiği bir dönemin öncesinde kurgu doğası hakkında sorular sormayı başarabilmiş bir yapıt. Eserde kurgu doğasını açıklamada Cervantes, Tolstoy, Sterne, Dickens, Bely ve Rozanov gibi yazarlara bolca göndermeler vardır.

Shklovsky ve 1930'ların diğer Rus Formalistleri Sovyet diktatörlüğü tarafından baskı altına alınmış ve bu muhteşem eserin dünyada tanınması oldukça gecikmiştir. Bizim ülkemizde bu ilginç entelektüelin ne zaman layıkıyla çevrileceğini doğrusu merak ediyorum. Kitaptan hoşuma giden bir alıntıyla bu kısa yazıyı bitirmek istiyorum. “Özellikle şiir gibi görüntü (imagery) olmayan hiçbir sanat yoktur. Nesir gibi şiir de her şeyden önce düşünme ve bilme biçimidir.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1050
Kayıt tarihi
: 07.12.12
 
 

Beyaz Arif Akbaş, (d.1979 İstanbul) Türk eleştirmen şair/yazar. 2005 yılında Ahmet Yesevi Ünivers..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster