Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '08

 
Kategori
Havacılık
Okunma Sayısı
2015
 

Sıcak yağmurlarla erimek, kızgın güneşlerle yanmak

Sıcak yağmurlarla erimek, kızgın güneşlerle yanmak
 

Hayatlarında bir kez olsun uçanlar


<ı>“Hayatlarında bir kez olsun uçanlar;

<ı>Bir daha asla yeryüzüne dönmemeli.

<ı>Ya yağan sıcak yağmurlarla erimeli,

<ı>Ya da kızgın güneşlerde yanmalı.”

Bu dörtlük, benim yaşam felsefem” diye söze başladı. “Attila İlhan’a ait olduğunu sanıyorum. Ama emin değilim. Bu dörtlüğü ilk duyduğum anda çarpıldım. Beni anlatıyordu. Benim duygularımdı bunlar. O günden bu yana da benim dörtlüğüm oldu. Şiirden bir bölüm müdür, yoksa tamamı bu kadar mı? Bilmiyorum.” Diye sürdürdü konuşmasını, Kemal Ertaç.

1959 yılının 24 Temmuzunda, Ankara’da dünyaya gelmişti. Emek Mahallesinde 63. Sokaktaydı evleri. Babası Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü’nde çalışıyordu. Emek, o günlerin Ankara’sında seçkin ve sakin bir semtti. ilk çocukluk günlerinde, sabah kahvaltısını bitirir bitirmez, kendisini atardı sokağa, öğle yemeği ve sonrasında öğle uykusu için annesi, zor alırdı O’nu eve. Çoğu kez uyku tutmazdı. Sokakta olmak arkadaşları ile oynamak çekerdi onu.

Bir gün, çok sevdiği arkadaşı; “Bu gün 29 Ekim. Cumhuriyet Bayramı. Bu gün uçaklar geçecek.” Dedi. Arkadaşı, 30 Ağustos günü, Ankara Hipodromu üzerinde gösteri uçuşu yapan uçakların, çok alçak irtifadan ve Beştepe’de bulunan Atlı Spor Kulübü’nün hemen karşısındaki tepenin üzerinden geçişlerini izlemişti. Pilotlar bile görünüyordu.

Henüz altı yaşındaydı. Annesinin kızacağını da biliyordu. Uçakları, özellikle o uçakları kullanan pilotları yakından görme düşüncesi her şeyi unutturdu. Aralarında kendilerinden büyük birkaç kişi de olmak üzere yedi kafadar, soluğu uçakların geçeceği tepede aldılar. Önce helikopterleri gördüler uzaklarda. Ama, helikopterler onların bulunduğu tepenin çok uzağından geçip gitmişlerdi. Çok da küçük görünmüşlerdi. İlk hayal kırıklığını yaşadığını hissetti. Bu kadarcık bir görüntü için mi gelmişlerdi? Üstelik annesi de kızacaktı. “Keşke gelmeseydim.” Diye geçirdi içinden. O sırada çocuklar hep bir ağızdan bağırmaya başladılar, “ Geliyorlar.”

Üzerinde bulundukları tepeye doğru yaklaşmakta olan üç küçük karartıyı fark etti önce. O üç küçük karartı, bir anda büyüdü ve tam da bulundukları noktanın üzerinden, inanılmaz bir gürültü ile geçti. Böyle bir sesi beklemiyordu. Gökyüzü yırtılıyor sandı. Kulakları uğuldadı. Göğüs kafesinde hissetti bu sesi. Pilotları da görememişti. Tam bu sırada ikinci, üçüncü dalga uçuşları ile üzerlerinden geçmeye başlamıştı, üçlü kol uçuşundaki jetler. Son gurup geçerken, en yakın uçaktaki pilotu da görmüştü. Pilot el sallamıştı.

İşte o anda kararını verdi. Jet pilotu olacaktı.

O günden sonra tüm oyunları, pilotluk ve uçmak üstüne oldu.

Koyu Beşiktaşlı olması da bundandı. O bir kartaldı ve kartalların takımı da Beşiktaş Jimnastik Kulübüydü. Yıllar sonra, Beşiktaş’ın yüzüncü yıl kutlamalarında Anadolu Beşiktaşlılar derneğinin 100 tane çocuğu ücretsiz sünnet ettirdiği tören alanına, Kemal Ertaç arkadaşları ile birlikte paraşütle atlayacaktı.

Ortaokul yıllarında Model Uçakla tanıştı. Lise eğitimine Ankara Cumhuriyet Lisesi’nde başladı. Okulların açıldığı gün, daha sonra başkanlığını da yapacağı Cumhuriyet Lisesi Şehit Veliye Havacılık Kolu’na üye oldu. Ankara Cumhuriyet Lisesi için, “Hava Harp okulundan sonra, en fazla havacı yetiştiren okul” denmesinin nedeni olan ve bu gün gökyüzündeki yüzlerce pilotun, ilk gökyüzü aşkını tanıdığı Şehit Veliye Havacılık Kolu, O’nu özlemine bir adım daha yaklaştırmıştı.

1976 yılında, Türkiye Model Uçak Şampiyonası A2 Kategorisinde, Kamil Bayhan, Cem Dener ve Kemal Ertaç’dan oluşan Ankara Cumhuriyet Lisesi Takımı, Türkiye Şampiyonu oldu. Aynı yıl Paraşüt Başlangıç Kursuna yazıldı ve THK, Türkkuşu Genel Müdürlüğü Ergazi Meydanı’nda düzenlenen kursu derece ile tamamladı.

1978 yılında, henüz 37. atlayışında bir Türkiye Rekoru da kırdı. Paraşüt Öğretmeni Osman Örencik’le birlikte 3.500 Metre irtifada uçaktan çıkmış ve o güne kadar yaşanmış en kısa sürede el ele tutuşmayı başarmışlardı. Bu rekor, atlayış sayısı en az olan bir paraşütçü olması nedeniyle de çok önemliydi.

Yaşamında yeni bir sayfa açılmıştı. Artık O bir paraşütçüydü. Altı yaşında verdiği karara adım adım yaklaşıyor olmaktan çok mutluydu. Tüm boş zamanlarını Ergazi’de geçiriyor, yeni kurslarda öğretmenlerine yardımcı oluyordu.

1979 yılında lise son sınıftaydı. Şehit Veliye Havacılık Kolu Başkanı, Türkiye Şampiyonu bir modelci, rekortmen bir paraşütçü ve Hava Harp Okulu öğrencisi adayıydı. Liseyi bitirdiği yaz, Hava Harp Okulu Sınavına girmiş, sonuçların açıklanması gecikmişti. Optik okuyucu ile ilgili bir sorun olduğu ve 20 Eylül 1979 günü sonuçların gazeteler aracılığı ile duyurulacağı söyleniyordu.

19 Eylül 1979 günü çok erken kalktı. Ergazi Meydanı’nda Özel Kuvvetler Komutanlığı (O günkü adıyla; Özel Harp Dairesi) Personelinin Paraşüt atlayışları yapılacaktı ve o birkaç amatör paraşütçü ile “yer ekibi”nde görevliydi.

Atlayış öncesi brifinginde, yer rüzgarının 10 knot’ı geçmesi halinde sis(smoke) kutularının yakılması görevi ona verilmişti. Atlayışlar sırasında yer rüzgarının belirlenen hızı aşması durumunda, paraşütçüleri uyarmak gerekiyordu. Sis bombalarının yandığını gören paraşütçüler, yer rüzgarının şiddetinden haberdar olacak ve yere inişlerini buna göre planlayacaklardı.

Atlayışlar başladığında, yer rüzgarı ölçümleri yapılmış ve rüzgar hızı 12 knot olarak belirlenmişti. İlk smoke’u ateşledi. Bir sorun olmalıydı. Beklenen duman çıkmamıştı. Aceleyle yeni bir smoke aldı kutudan ateşledi ve sağ elini havaya kaldırdı. Dumanı görür görmez elindeki kutuyu, belirlenen noktaya yerleştirecek ve görevini tamamlamış olacaktı. Birden bire sağ elinde müthiş bir patlama ile irkildi. Eli ve saçları yanıyordu. Eşofmanının yakaları ile saçlarını söndürdü. Bilinci açıktı, koşarak ambulansa kadar geldi. Hemen Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne kaldırıldı. Ameliyat sırasında kısa süreli elektrik kesintisi O’nun şansı oldu. Karanlık ameliyathanede, vücudunun pırıl pırıl parlamasından, fosfor yanığı olduğu anlaşıldı. Özel tedavi planlaması yapıldı ve bu kaza üç yıl hastaneye gidip gelmesine, bir dizi ameliyatlara neden oldu.

Havacı olma, jetlerle uçma düşleri artık bitmişti. Zor da olsa kabullendi.

Türkiye İş Bankasının açtığı sınavda başarılı oldu ve 1982 yılında Türkiye İş Bankası’nda memur olarak çalışmaya başladı.

Zaman buldukça Tükkuşu Genel Müdürlüğü’ne hep gitti. Arkadaşları ile sohbet etti. Onların havacılık Çalışmalarına yardımcı oldu.

1994 yılı 3 Mayısında Türkkuşu kuruluş yıldönümü törenleri yapılacaktı. Tüm havacılar bu özel gün törenleri için hazırlanıyordu. Paraşüt Okulu Müdürlüğü de, bu törenlerde yapılacak paraşüt gösteri atlayışları için hazırlanıyordu. Bir Hafta sonu ziyaretinde, 1976 yılı Paraşüt Başlangıç Kursu’ndan devresi, Paraşüt Okulu Müdürü Bülent Görgeç, bu törenlerde tandem paraşüt atlayışında bir pilota bağlı olarak atlayıp atlamayacağını sorduğunda, düşünmeden kabul etti. Yıllar sonra gökyüzüyle buluşmak düşüncesi bile onu sevindirmeye yetmişti.

3 Mayıs günü “yolcu” olarak da olsa, gökyüzü ile yeniden buluşması, mutlulukların en büyüğü oldu. Hemen o yıl sağlık raporunu aldı. Açılan ilk “tekamül kursuna” katıldı. paraşüt sporunda en son aşama olan “D brövesi”ne de çok kısa sürede sahip oldu.

Yaşadığı o kaza ve geçen yıllar hiç önemli değildi. O günden sonra, tüm gösteri atlayışlarında, Türkkuşu ekibi ile birlikte amatör olarak görev yaptı. Hala 30 Ağustos, 29 Ekim gibi önemli kutlamalarda, Ankara Hipodromu’na yapılan gösteri atlayışlarında görev alıyor ve havacılık aşkını tüm dünyaya duyuruyor.

Havacılık tutkusu hiç azalmadı. 1994 yılında Türkiye İş Bankası, Amatör Bayanlar Paraşüt Takımını kurdu ve bu takım Türkiye Şampiyonası’nda ikinci oldu. Aynı yıl Basisen( Banka ve Sigorta İşçileri Sendikası) Amatör Erkek Paraşüt takımını kurdu. Kendisi de bu takımda yarışmacı oldu ve Türkiye Üçüncüsü oldular. 2002 yılında THK Çankaya Şube Başkanlığı Paraşüt Takımı kurucu kaptanı oldu. Erkekler dereceye giremedi. Bayanlar Türkiye ikincisi oldular. 2003 yılında Sindel Havacılık Erkek Paraşüt takımını kurdu. Türkiye şampiyonasına katıldılar. 2004 Yılında Anadolu Beşiktaşlılar Derneği Paraşüt Kız ve Erkek Takımlarını Kurdu. 2004, 2005, 2006, 2007 yıllarında Türkiye Şampiyonalarına katıldılarlar. 2000 yılında Kars İlimizde Yapılan Türk Yıldızları Gösterisi öncesinde yaptığı gösteri atlayışını ve Türk Yıldızları ile tanışmış olmayı en büyük keyfi olarak adlandırıyor.

Başlangıçtan bu güne, 347 atlayış yapan Kemal Ertaç, Gençlerin havacılıkla tanışması, havacılığı bir yaşam biçimi haline getirmesi için, hala yaptığı paraşüt atlayışlarının yanında, THK çalışmalarına da destek olmayı sürdürüyor. 2006 yılında THK Çankaya Şubesi etkinliklerine sağladığı katkı nedeni ile plaketle ödüllendirildi.

Bir dönem başkanlığını da yaptığı ve şu anda kapalı olan, Ankara Cumhuriyet Lisesi Şehit Veliye Havacılık Kolu’nun, “ Şehit Veliye Havacılık Kulübü” olarak açılması ve yeni havacılar yetiştirmesi için canla başla çalışıyor.

2007 yılında Türkiye İş Bankası’ndan emekli oldu. Havacılığa ayıracak daha çok zamanı olacak.

O Yaşamında uçmayı tadanlardan ve yeryüzüne dönmeyi asla düşünmüyor.

Unutmayın1: THK Yangın Uçağı alım kampanyası için, tüm operatörlerden yangın yazıp, 3919’a gönderin. Bedeli 6 YTL’dir. Ülkemize katkısı, yemyeşil ormanlar.

Unutmayın2: Bir Cumhuriyet Kurumu olan THK’na üye olun. Rejime ve Cumhuriyet kazanımlarına sahip çıkmanın bir yolu da, rejimin ve Cumhuriyetin kurumlarına sahip çıkmaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Talip hocam , uzun uzmandan beri yazılarınızı yakından takip ediyorum. Şunu söylemeliyim ki yazılarınızı okurken duygulanmamak mümkün değil. yaşanmış tutkuları , güzel kaleminizle bize sunmanız gerçekten havacılığa sunulacak en büyük hizmettir. Konu kemal bey olunca bende bi şeyler yazmak istedim. Aslında siz o kadar güzel anlatmışsınız ki sanrım bize yazacak bi şeyler bırakmamışsız. Kemal bey daha yer kabuğu soğuman havacılığa başlamış bir büyüğümüzdür:) yani hepimizin pirdir desem daha doğru olur. Havacılığa sunduğu katkılarıyla , hizmetleriyle , gerçekten saygı duyulacak bir şahsiyet.Son zamanlarda havacılıkla olan çalışmalarını çok yakından takip ediyorum . büyük bi şevkle ,heycanla koşuşturmanın içinde , yılmadan bıkmadan büyük bir keyifle yürütmektedir. Buradan kendi adıma büyük saygılarını sunuyorum kendinisine. Biz genç nesilllere düşen en büyük görev ise Kamal bey gibi havacılığa gönül vermiş ve katkılar sunan büyüklerin yolundan gitmek olmalıdır. . saygılar .

ömer aydin 
 19.01.2008 22:16
Cevap :
Sevgili Ömer Hocam, Sizin gibi değerli bir Paraşüt Öğretmenimizin bu yazdıklarını, Sevgili Dostum Kemal Ertaç'da okuyunca umarım çok mutlu olacaktır. Çok vefalı olduğunu bildiğim Türkiye Paraşüt Camiasının bu yazıya ilgisiz kalması, bir tek yorumla bile olsa, havacılık ve paraşütçülük için vucut bütünlüğünü ortaya koymuş, havacılık sevgisi ile bir şeyler yapabilme çabasını hala sürdüren bu kahramanımız için bir iki satır da olsa bir şeyler yazmasını beklerdim. Hayal Kırıklığına uğradım. Dilerim bu yorumunuzu, Türkkuşu paraşütçüleri ve amatör paraşütçülerimiz de okur ve bu kahraman havacımızı onurlandıracak yorum ve anılarını bu yazıya eklerler. Saygılarımla..  19.01.2008 22:47
 

gökyüzünün şiirlerden biliriz, sadece. Onun berraklığını, gökkuşağını, güneşi, derinliğini ve sonsuzluğunu şirrlerde mısra mısra işlemişizdir. Ancak gökyüzünde süzülmeyi denedikten sonra ya şiirlerim susacak ya da iyice coşup kanatlanacak. Şiirle başladığınız hikâyeyi okuduktan sonra benim için kaf dağının ardında düşündüğüm uçma eylemi, belki de yakında masal olmaktan çıkacaktır. Yüreğinize sağlık. Saygılarımla...

murat ertaş 
 14.01.2008 8:54
Cevap :
Sayın Murat Ertaş, Şiirler; kimi zaman insan ruhunu çoşturur, kimi zaman da dinginleştirir, sözcüklerin sihri ile ufuklar açar, okuyanı da dinleyeni de çepe çevre sarar. Tıpkı gökyüzü gibi. Bir ozana gökyüzü de yakışır. Bahar da İnönü'de görüşmeyi diliyorum. Saygılarımla..  14.01.2008 10:55
 

Bir ideale yürümek, insanın en saygın yönü diye düşünüyorum. Kemal Bey'e masmavi bir gökyüzü diliyorum...

vakayinüvis 
 11.01.2008 13:43
Cevap :
Sayın vakayinüvis, yarın Cumartesi Pilavında Kemal Bey'e iyi dileklerinizi ileteceğim. Çok teşekkür ederim. Saygılarımla..  11.01.2008 17:49
 

insani amacina ulastiriyor . Kemal bey bir sekilde amacina ulasmis ne mutlu ona ve onun gibilerine . Ucmak benim icin ucaga binip yurda gidip gelmek . Onun otesine gidecegini sanmiyorum . Sevgilerimle .

Nursen 
 10.01.2008 14:24
Cevap :
Sevgili Kardeşim, senin de söylediğin gibi bu bir "tutku" olayı. İnsanın içinde bu duygu oldumu, ne yapıp ediyor, amacına ulaşıyor. Bir Türkiye'ye geldiğinde birlikte uçmayı diliyorum. Saygılarımla..  10.01.2008 17:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 182
Toplam yorum
: 1287
Toplam mesaj
: 348
Ort. okunma sayısı
: 2333
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

10 Kasım 1954 tarihinde doğdum. Sosyal Hizmet Uzmanıyım. Pilotum. (ultralight licence no:151)..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster