Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '08

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
355
 

Şiddet v.s sevgi

Şiddet v.s sevgi
 

Picasso


Memleketimin en güzel şehirlerinden İstanbuldayım şuanda. İstanbul kar altında pamuk tarlası gibi bembeyaz her taraf. Çok yakın bir arkadaşımın konuğu olarak evinin şirin bir odasında kalıyorum. Bir taraftan ıhlamur, limon ve ada çayı karışımını yudumlayarak içimi ısıtırken bir televizyon kanalında daha önce hiç izlemediğim bir kadın programını izledim. Bugün ‘Çocuklar için evlilige devam edilmeli mi?’ başlığı altnda bir konu işleniyor. Bu konu benim ilgi alanma girdiğinden dolayı oturup izledim. Ne tesadüftür ki kaldığım odanın karşısında kadın sığınma evi var. Bu kuruma sığınmış kadınlarla henüz konuşma olanağı bulamadım ancak bu kadınların eşleriyle olan sorunları büyük bir olasılıkla işsizlik, yoksulluk, alkol bağımlılığı ya da aile içi şiddete dayalı geçimsizliğe bağlıdır.

Bugün izlediğim program bana dilimize yansımış aslında bizim toplumun evliliğe ve kadına bakış açısını olduğu ğibi ortaya koyan ata sözlerini anımsattı. 'Kadının sırtından sopasını karnından sıpasını eksik etmeyeceksin' ve evliliğe adım atan kızlara 'baba evinden gelinlik ile çıkıp kefen ile dönüleceği' söylenir ki bu toplumun belirli kesimlerinde hala kabul gören bir yaklaşımdır. Dilimize yansıyan bu mantığın kökeninin asıl hangi öğretilere dayandığını oturup bir düşünmeli insan bence. Geneneksel doğu toplumlarında evlilik, kadın ve erkeğin birbirinden bağımsız iki ayrı birey olarak her ikisininde mutlu ve memnun olduğu güvenilir sevgi ortamından daha çok erkeğin memnuyetine dayanıyor ve herseye rağmen evliliğin devam ettirilmesi önkoşulu ile evliliğe adım atılıyor.

Her ne kadar Türkiye'de, büyük önder Atatürk tarafından Türkiye Cumhuriyeti sınırları içince yaşayan kadınlara birçok batı ülkelerinden daha önce, onu erkeklerle eşit konuma getirecek yasal haklar tanınsada malesef kadınlarımız ve erkeklerimiz halen iyi kadının erkeğine itaat eden kadın olduğu ve erkeğine boyun eğmeyen kadına atılan dayağın erkeğin hakkı olduğu salık verilen bir öğreti ile yetiştiriliyorlar. Artık kadınların kaderi erkeğin keyfine göre ağzının arasından dökülen 'boş ol' sözcüğüyle belirlenmiyor insanların eşitliğine dayalı bu çağdaş yasalar sayesinde. Öğretilerle beyinleri yıkanmş kadınlarımız ise kendilerine altın tepsi ile sunulan bu yasal hakların bilincinde bile değil malesef.

Aile bir çocuğun psikolojik gelişiminde en önemli etken. Bir çocuğun kişilik temeli aile ortamında atılıyor. Çocukların ilerde sağlıklı bireyler olabilmeleri için sevgi ortamında yetiştirilmeleri gerekli. Cezaevlerinde yatan suçluların nasıl bir aile ortamında yetiştirildiğini araştırdığınızda göreceksinizdir ki, masum birer bebek olarak dünyaya gelen bu insanların büyük bir çoğunluğu şiddet ortamında sevgiden yoksun ve travmatik bir aile ortamında yetişmiştir. Bilimsel olarak şiddet ortamında yetişen bireylerin sorunlarına çözüm olarak konuşma, tartışma ve sonunda karşılıklı mennuyeti sağlayacak uzlaşma yöntemi yerine, siddeti araç olarak seçtiği kanıtlandı artık. Yani bu bağlamda şiddet ortamında yetişmiş kişiler şiddet kullanmaya daha eğilimliler.

Kimbilir Özcan Deniz'e gözünün içine bakarak şarkı söylemiş olduğu için silah ile saldıran hasta ruhlu şahıs da belki annesinin babası tarafından sürekli dövülüp itilip kakıldığı, nefretin hakim olduğu bir ortamda yetişmiştir. Hiçbir çocuk anne babasını ayrı görmek istemez ancak yetişkinlerin kendilerine asıl sormaları ve yanıtlamaları gereken soru ise sevginin olmadığı birbirinden nefret eden ve zorunluluktan dolayı birarada kalan anne ve babanın çocuklarına ne kadar yararlı olabileceğidir. Boşanmanın çocuk üzerinde bırakacağı olumsuz etki, şiddetin çocuğun ruhunda açacağı kapanmaz yaralar düşünüldüğünde çok hafif kalıyor.

Bu bağlamda çocuklar için yapılacak en sağlıklı seçim herşeye rağmen kötü bir evliliğin sürekliliğini sağlamak değil, onların en iyi ortamda yetişmelerini sağlamaktır. Çocukların güvenle büyüyebilecekleri ortamı sunamıyorsak yapılacak en mantıklı davranış !cehennem! ortamını ortadan kaldırmak olacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hep yanliş evlilikler..hep yanliş evlilikler..öz güvenini geliştirmeden,feodal aile yapısı düşüncelerle yapılan evlilikler sonucunda doğan olumsuz fotoğraflar..güzel yazdınız..sevgiler

Mehmet Önkibar 
 05.03.2008 18:39
 

Ne güzel yazmışsınız ve daha da önemlisi ne kadar iyi görmüşsünüz.Biçoğumuz gibi sadece bakmamış gerçekten görmüşsünüz.Belki birr çok şeye engel olabilecek yada düzeltebilecek bir konum da değiliz ama bir kadın olarak bunların farkında olmak çok güzel.En azından kızlarımızın sopa yada sıpa yı hakketmediklerini her zaman ve her yerde bağıra bağıra söylemeliyiz ki insanlıktan bir haber olanlarımız belki kulak verir bize.Saygılar.

özgürce 
 21.02.2008 23:48
 

Hoşgeldin aramıza özlem....

Murat Aydemir 
 21.02.2008 12:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 762
Kayıt tarihi
: 23.01.08
 
 

Aralık 1979'da bir ailenin üçüncü çocuğu olarak Avanos'ta dünyaya geldim. Egitimciyim ve suanda H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster