Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '15

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
52
 

Şiddet

Şiddet
 

Ülkemde ve yaşadığım coğrafyada son zamanlarda en çok konuşalan konuydu kadına şiddet. Nedeninin sorgulandığı, güya araştırıldığı ahlarla vahlarla geçiştirildiği aslında.

Kadının kutsiyetinden bi haber olan kişilerinden soruna çözümü sanki kendileri bulacakmışcasına kestiği ahkamları dinledik  günlerce ve üstü asla örtülmeyecek dediğimiz acılarımızıda gömdük hafıza mezarlıklarımıza çok yakındır silinir tümü.

İnançlarımız gereği Havva anamızla başlanan kadın olma yolculuğunda ilk öğretiydi kadının cezalandırılması, oysa hep kıyaslama yapmak durumunda kaldığım birde Meryem ana kutsallığı vardı.

Nedenini anlayamadığım iki kutsal kadın arasındaki öğreti farklılıkları.

Konuya buradan devam etmek haddim değil diye düşünüyorum. İşte o yüzden ben günümüz dünyasında yaşadığım anda yazılı ve görsel basında kadına şiddetin öğretildiğini düşündüğüm için bu bakış açımı anlatmak ve sebebini sorgulamak istiyorum.

TV programlarından başlayarak görsel basınıda ekleyerek kadının nasıl resmedildiği aslında önemli olan ve akıllarda bırakılan yanlış fotoğraflarla gelinen son durum son noktalar aslında konunun özeti.

Anne kutsaldır şöyle der bunu tescilleyen bir söz 'bütün kadınların zayıf tarafları vardır ama anneler hap kutsaldır' ne acı değil mi annelerin kutsal sayılıp da kadınların yok sayılması.

O gözümüzü kırpmadan izlediğimiz tv programları kadını cinsellik objesi olarak teşhir boyutunda yarışmalarla sunan yapımcılar kanal sahipleri. Ve izlerken hoşumuza giderek yerimizden kıpırdayamadığımız yemekleri yakan o ihtişamlı diye düşündükleri hayatlara özenen kadınlarımız kızlarımız.

Ve hep aynı savunma izlemeyin canım kumanda elinizde değil mi?

Hayır değil eğer kumanda elimizde olsaydı çok daha farklı olurdu yaşam. Annelerin kutsallığına inanan erkek nesli kadına da saygı duymayı bilirdi eğer kadınları sadece cinsel objeden ibaret saymayı öğrenmeselerdi.

Kadına şiddetin en ağır olanına tanıklık yapmış bir kadın olarak çok canım yanıyor benim. Oğullarıma anlatmaya çalıştığım her insan olabilme öğretisi toplumun içinde olmak zorunda kaldıklarında düşünce erozyonuyla sarsılıyor. Benim anlatmaya çalıştıklarımla duydukları ve gördükleri ve elbette genetik hisleriyle anlamını yitiriyor.

Saygı duymak için anneye ihtiyaçları varken cinsel ihtiyaçları için bir kadına yol alıyorlar ve iki duygu arasında gel git yaşıyorlar. Namus kavramı sadece kendilerine ait olanalar için geçerli başkalarının anneleri ve kadınları ne yazıkki onlar için hiç bir şey insan bile değil.

Ben inancımı her geçen gün yitiriyorum, kadına şiddet ve kadın cinayetleri ne yazık ki devam ediyor ve ne yazık ki unutuluyor, siliyor hafızayı içinde bulunduğumuz dünyanın düzeni yok yok düzensizliği.

Çok paralar kazanmak için kadınlardan faydalanıyor, görsel olarak kullanılıyoruz ve işin en korkutucu kısmı bir işe yaradığımıza inandırılıp bunu gönüllü yapıyor bir çoğumuz .

Ekranlarda tarz yarışmaları güç yarışmaları, evlilik programları, tartışılamayan tartışma programları ve bütün bunların toplamında oluşan haber programları tüh ve vahlarla susmak zorunda kaldığımız finali işte yaşam savaşının.

Kadına şiddetin bitmesini mi istiyoruz hayır ben inanmıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Küresel Coğrafyanın yeşillik örtüsüne baktığımızda tam ortalarda bir yerlerdeyiz. Şiddetin içselleştirilmesinin coğrafi haritasının karanlık tarafında ülkemiz yer edinir. "Kadınlar sizin tarlalarınızdır, İstediğiniz yerden..." gibi, daha nice öğretilerle binlerce yıldır "emtia" gösterilen ve iradesi devredilen bir kuşatma egosunun demir parmaklıklarında tutulan bir cinsiyetin ahı, şiddetin mayasıdır! Ataerkil düzeyin içinde şekillenen tüm kafalar, dengeyi bozmanın garipliğindeler. İyi eğitim alsa da Örülen 'şiddet ağı' içindeki iyilik bilmecesi kadar bir sınırla hakimiyet Erkeklerindir! Oluyor.Aslında yetersizlik sendromu bu kutuptan ivmelense de ortak belirsizliğe sürükleniyor. Şiddet, sistemin çöküntüye uğramasıdır. Artık eski tüm senaryolar sorgulanmalı yeni dünyayı birlikte hiç bir dogmatik yaftalara sığınmadan başarmak zorundayız. Eskimiş tapınaklardan çıkıp İNSAN TAPINAĞI VİCDAN VE BİLGELİĞİ ETRAFINDA YENİDEN İNSANLAŞARAK BAŞARMALIYIZ.BU POTANSİYEL VAR VE YENİ DÜNYA BİZLERİ BEKLİ

kalenderce 
 31.03.2015 19:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 139
Kayıt tarihi
: 24.12.11
 
 

1965 Zonguldak doğumlu ve halen Zonguldak'ta yaşamaktayım.Yazarım ve çeşitli platformlarda sunucu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster