Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ocak '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
537
 

Şiddeti yenebilmek

Şiddeti yenebilmek
 

ABD ırakı işgal ettikten ve Saddam’ı devirdikten sonra, Irak’ta şiddete başvurulmasaydı, ABD kalabilirmiydi, yada hangi gerekçeleri bulacaktı? Uluslar arası toplum bu işgali bu kadar kolay kabullenebilirmiydi? Bu soruların yanıtları elbette tam olarak verilemez, fakat ABD nin işinin daha zor olacağını ve meşruyetini yitireceğini söylemek mümkün.

Peki tepki verilmeyecek mi? Elbette bir işgale tepki verilmelidir. Ama demokratik ve barışçıl bir tepki ve süreklilik içeren. Tüm olanlara rağmen.

Yine bizim ülkemizdeki şiddet kültürü bu gün hangi sorunumuzu çözmüştür? Tüm sorunları ağırlaştırmaktan ve toplum arasında duvarlar inşa etmekten başka.

Filistin ve israil arasında süren savaş ne zaman son bulabilir ki? 60 yıl daha mı yoksa daha fazla mı? 60 yıllık bir şiddetin bilançosu binlerce ölü, dağılmış aileler ve çekilmez bir yaşam.

Yada ülkemizde görülen kan davaları, töre cinayetleri neleri çözmüştür bu güne kadar. Başkalarının ekmeğine yağ sürmekten başka.

Dünya’nın çeşitli bölgelerinde süren onca savaş ve şiddet olayları insanlığa ne kazandırmıştır?

İnsanlığın temel trajedilerinden biri olan şiddet kültürü binlerce yıllık birikimine rağmen ne yazık ki insanlığı içten içe kemirmekte ve sorunları daha da bir çıkılmaz hale sokmaktadır. İşin psikolojik, sosyal ve ahlaki boyutu ile düşünüldüğünde gerçekten korkunç bir fatura ödediğimiz ortadadır.

Neler yapılabilir? İşgale uğrayan ülke ne yapmalı? Hakları çiğnenler ne yapmalı? Kendilerini hiçlikte bulanlar ne yapmalı?

Bu soruların yanıtı çok çetrefilli ve zordur elbette. Üstelik buna yanıt verecek devletlerdir ki, devletlerde şiddetin ana unsurudurlar. Bu noktada iş demokratik kitle örgütlerine, basına, aydınlara ve halklara düşüyor. Zaten güçlü olan en yüksek şiddetle istediğini elde ettiğine göre, zayıf olanın şiddeti öç alma refleksi haline geliyor. Sonuçta zayıf olanın kullandığı şiddeti meşruiyet boyutu da deforme oluyor genelde. Güçlü olan ise haklı bir neden yaratıyor, yalan olsa bile.

Burada tüm şiddete (savaş dahil) karşı olmak ve meşruyetini sorgulamak gerekiyor. Ne olursa olsun kim uygularsa uygulasın tüm insanlığın şiddete karşı durması ile çözülebilecek bir sorundur. Bunun yanında evrensel bir hukuk geliştirilmeli ve tüm insanların ayrımcılıktan arınması gerekir. Ve haklarının güvence altına alınması ile ancak taşlar yerine oturabilir. Bu durumun yaratılması çok uzun bir zaman dilimi ister. Bunun yanında silahlanmaya karşı yapılacak olan birçok eylem vardır. Ülkelerin bütçelerinden silaha yaptıklarının kısıtlanmasına yönelik çabalar. Silah üretici ve dağıtıcılarına karşı geliştirilecek ticari ambargolar, sorunlarını şiddetle çözmek isteyenlere karşı net duruşlar sergilenebilir.

Ancak çoğunuz bu yazıyı okurken a ne kadar saf dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ne kadar iyi niyetli! Polyana dan bile iyi niyetli ve saf! Bir iyimserlik.

Aslında bunlar kolay değil ve yaşama geçirilmesi son derece zor, bir o kadarda risklidir. Fakat hayatımızı cehenneme çeviren ve yaşamla ilgili sıkıntılarımızın ana nedenlerinin başından gelen şiddet kültürünü bir yana bırakmadan gelecek kuşakları nasıl güvende yaşatılabilir ki. Başka çaremiz varmı?

Şiddetin içselleşmiş olması kuşkusuz karşı duruşu zorlaştırmaktadır. Yoksa devletlerin insanlığa rağmen şiddeti bir araç olarak kullanmaları mümkün değil. Şiddeti uygulayan diğer uygulayıcılar içinde bu geçerlidir. Toplumda taban bulmayan hiçbir şiddet geleceğe taşınamaz. Belkide toplumları rehabilite edecek bir yapıyı kurmak, yoksulluğu yoketmek ve gelecek için her insana güvence olan bir yapı oluşturmak gerek.

Bu gün işyerinde dahi psikolojik iddete maruz kalmayan kaç kişi vardır ki? Ayrımcılık nedeniyle dışlanmayan?

Galiba insanlık henüz yeterince sürecini tamamlayamadı ki hala ilkel bir iç güdü olan şiddeti br yöntem olarak benimseyebiliyor. Belkide şiddetin son bulması insanlığın evrimsel süreciyle ilintilidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 147
Toplam yorum
: 383
Toplam mesaj
: 116
Ort. okunma sayısı
: 2639
Kayıt tarihi
: 01.07.06
 
 

Ziraat mühendisi ve iktisatçıyım. yatırım danışmanlığı ve kişisel gelişim konularında  Simurg Con..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster