Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '13

     
    Kategori
    Dünya
    Okunma Sayısı
    420
     

    Şiddetle şekillenen Ortadoğu'da Türkiye

    Şiddetle şekillenen Ortadoğu'da Türkiye
     

    Ortadoğu bilindiği üzere tarihin, gelişmiş ve tarihte yer edinmiş olan güçlü uygarlıkların hep merkezi olmuştur. Bunun başlıca nedeni kültürlerin bir arada, uyum içerisinde, güç birliğiyle yaşayabilmiş olmalarından farklı olamaz... Fakat şu bir gerçektir ki bölge varolduğundan bu yana en huzurlu dönemlerini Osmanlı kontrolünde geçirmiştir. Tam bir istikrar abidesine dönüşmüş, kültür olarak oldukça zenginleşmiştir.

    Orada yaşayan halklara bugün böyle bir öneride bulunulsa hiç kuşkusuz düşünmeden tekrar Türk kontrolüne girmeyi kabul edeceklerdir. Osmanlı'nın bölgede hakimiyetini tamamen kaybetmesi 18.yy sonları yada 19.yy başlarına denk düşer. Burada önemli olan ve hatta esas sorulması gereken soru şudur ki; asırlar boyunca barış, huzur, istikrar abidesi olan bu topraklar bu gün nasıl kan, gözyaşı, sefaletin coğrafyası olabiliyor. Bağdat, Şam, Beyrut gibi masal kitaplarına konu olan şehirler nasıl patlayan bombalarla yüzlerce kişiye mezar olabiliyor. Üstelik Osmanlı'dan sonra henüz 100 yıl bile geçmemişken...

    Elbette tarih en iyi tarihçilerin izahatıyla mümkün olarak anlatılabilir anlaşılabilir ama şu gerçeği göz ardı etmemek gerek Ortadoğu'ya (özellikle Irak, Suriye, İran) bakıldığında buralarda yaşanan her huzursuzluğun ülkemizde doğrudan bir etki yarattığını söylemek maalesef fazlasıyla mümkün. Bunun en basit örneğini Suriye krizinde yaşıyoruz. Kimse bilmiyor net olarak Suriye'de neler olduğunu ama bilinen bir gerçek var ki ülkemizde artık yüz binleri aşan bir mülteci sorunu var. Bunun ekonomik yansımalarından tutunda daha birçok riskli durum beraberinde getirdiğide unutulmamalı...

    Kuzey Afrika ve ardından Ortadoğu'yu etkisi altına alan Arap Baharı tek başlılığı temel ilke edinmiş Arap Coğrafyasına bir güneş gibi doğabilmeliydi... Fakat maalesef bir ülkede 50-60 yıl kalan bir diktatör rejimi yıkmak hiç de kolay bir iş değildir. Üstelik dışardan yeterli destek alamazsanız. Burada Türkiye üzerine düşeni fazlasıyla yapmaktan hiç çekinmedi fakat Amerika'nın yada başka bir deyişle emperyalist devletlerin Ortadoğu üzerindeki çıkarları asla son bulmadı... Burda bölgenin büyük enerji potansiyelinden tutunda önemli geçiş yollarında olmasına kadar çok şey sayılabilir. Amerika'nın özellikle İsrail kartıyla bölgede oynadığı oyun açıkca görülebilir. Fırat ve Dicle'yi içine alacak onların deyimiyle '' vaad edilmiş topraklar '' rüyaları artık 5 yaşında bir çocuk tarafından bile biliniyor. Bunun olup olamayacağını bilemeyiz elbette... Ama görünen bir şey var ki buralarda işler hiç de iyi gitmiyor. Gün geçmesin ki bölge ve hatta ülkemiz kendisini yeni bir kriz içerisinde bulmasın.

    Herşeye rağmen Türkiye geçmiş tecrübeleri, güçlü ordusu, komşularına nispeten iyi ekonomisi ve barışçıl politikalarıyla bölgenin istikrar abidesi, abisi ve bölgede yeni kurulacak olan yönetimlerinde rol model ülkesi olacaktır. Ama bu durumdan rahatsız olan çevreler sürekli terör sorununu gözümüze sokarak bizi istikrarsızlaştırmak için ellerinden geleni yapmaktan çekinmiyorlar. Türk Güvenlik Güçlerinin gerçekleştirdikleri başarılı ve nokta operasyonlar terör örgütüne büyük darbeler indiriyor ve hiç kuşkusuz tarihinden bugüne en kabus dolu günlerini yaşatıyor. Askerimiz polisimiz her zorluk altında çok çetin mücadeleler ortaya koyuyor gerekirse canlarını bu vatan yolunda feda etmekten kaçınmıyor. Tam bu ortamda yine barış çığlıkları duyuluyor hiç kimse şu soruyu sormuyor terör sorunu 30 yılı aşkın bir süredir başımızda ama neden son dönemlerde barış bu kadar konuşulur oldu?

    Elbette barış hepimizin kalbinden geçmesi gereken bu ülkede bir sorun var. Bu ülkede anneler, kardeşler ağlıyor bu ülkenin kendi çocukları birbirine silah sıkıyor. Hala bu sorunu görmezden gelircesine bu çözüm sürecinde çözümsüzlüğümü çözüm gören bir zihniyeti görmek beni bir Türk genci olarak ayrıyetten çok üzüyor... Bu ülkede akan kan duracaksa gerekiyorsa İmralı ile hatta terör örgütü ile de görüşülmelidir. Dünyanın en güçlü devletleri kabul ettiğimiz devletler dahi gerektiğinde bu tarz terör örgütleriyle silahlı mücadele dışında diyaloglu çözümlerde sağlamayı denemekteler. Unutulmaması gereken karşınızda eli kanlı, bebek katili bir terör örgütünün olduğudur. Fakat bizim Türkiye olarak üzerimize düşen bölgede yoksulluk yüzünden dağa çıkmaktan başka çaresi kalmamış kardeşlerimizi korumaktır. Onlara çareler oluşturmak onları örgütün emellerine alet olmaktan kurtarmak, vatanımıza kazandırmaktır. Bunu devlet ve millet başarmalıdır. Öte yandan görüşülmesi gereken odaklarla görüşmeler aynen devam ettirilmelidir. Türkiye çok yıprandı bu terör sorunu ülkemize maddi manevi çok büyük kayıplar yaşattı ve yaşatıyor. Orada bir uçağın kalkması bir helikopterin kalkması bize evlerimizde basit bir işi gibi gelebilir. Fakat bunlar hep parayla olan işler... Son olarak geçtiğimiz gün Fransa'da 3 pkk lı terörist infaz edildi burada bunları kimin infaz ettiği v,s bunlar çok önemli değil burada en önemli olan şey yine çözümün önüne birilerinin duvarlar örme çabaları...

    Türkiye olarak bu noktada çok dikkatli olmalıyız her tür durumda çözüm için gerekeni yapmaktan geri durmamalıyız ve 2013 artık Türkiye'de anaların ağlamadığı barışın egemen olduğu güzel bir başlangıç olmalıdır...

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 420
    Kayıt tarihi
    : 11.01.13
     
     

    Doğu Akdeniz Üniversitesi- Psikoloji  ..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster