Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '09

 
Kategori
Doğal Tedaviler
Okunma Sayısı
360
 

Şifalı bitkiler derler adına..

Şifalı bitkiler derler adına..
 

Her gün yeni bir uzman(!) televizyonda, yazılı basında, internet ortamında karşımıza çıkıp derdimize derman olmaya soyunuyor.. Kimi herbalist profesör, kimi fitoterapist doçent, kimi de ninesinden el almış şifacı..
Bitkiler aleminin her üyesi onların elinde olağanüstü ilaçlara dönüşüyor. Aynı bitkiyi, aynı maraz için kimi 5 dakika, kimi 10 dakika, kimi 15 dakika kaynatıyor. Kimi iç diyor, kimi sür diyor. Kimi 5 gün kullan diyor, kimi aman ha 3.5 günü geçme diyor..
Biri '' Gerçek ilaç istiyorsan imanını geliştir. Tövbe edip, namaz kılıp kulluk yap. '' diyor. Çünkü inanmazsan bu otlar etki etmez diyor. Kimi bir sürü'' pozitif bilimsel'' kariyerinden dem vurup mistik açılımlarla kendi tedavi yöntemlerine teslim olmamız paradoksunu öne sürüyor.
Anthony Hopkins' in bir filmini hatırlıyorum. John Harvey Kellogg adlı bir tıp doktorunun yaşamını anlatan bir komediydi. 19. cu yüzyılın tutucu tıbbına karşı olan doktorumuz bir vejeteryan. Kendine özgü bir sağaltım metodu öngörüyor. 1894 de bir sanatoryum kuruyor. Hastalarına özel bir bitkisel beslenme rejimi uyguluyor. Her gelene önce lavman yapıp içini boşaltıyor. Şimdilerde moda olan özel titreşim araçlarına sokup, SPA' lar içinde bırakıyor garibanları. Müthiş tutuluyor, insanlar akın akın ona geliyor. Bu arada mutfakta organik besinler hazırlanırken kazara mısır gevreği '' icat'' edililiyor. Kardeşi, büyük bir pazarlama başarısıyla günümüze kadar gelen Kellogg' s mısır gevreği ürününün yaratıcısı oluyor.
Filmi anlatıp başınızı ağrıtmamın nedenine gelince, bir otçu- şifacı' nın aynı şeyleri günümüzde yapmaya soyunmasıydı. İşin garibi aradan neredeyse 200 yıl geçmesine rağmen aynı pazarın kaybolmamış olması. İşte marketing diye ben buna derim..
Bu sağaltıcılar dini sosa bandırılmış diyet- ot pazarlarken dua, ayet, hadis söylemlerini araç olarak kullanıyorlar. Modern tıbbi ilaçların, uzun yıllara dayanan klinik araştırmalarla sağlanmış olan güvenirliliğinin önüne geçmek istiyorlar..
Savunmasız insanların boşa giden paraları bir yana, amansız hastalığa yakalanmış talihsizlerin ve ailelerinin hiç acımadan kandırılmaları içler acısı..
Para hırsıyla kararmış vicdanlardan insaf ve merhamet dilensem yararı olur mu acaba..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 500
Kayıt tarihi
: 06.04.07
 
 

Emekliyim. Bir özel kuruluşta yarım zamanlı çalışıyorum. İki oğlum var. Boş zamanlarımı dolu geçirme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster