Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '09

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
2029
 

Sigara nasıl bırakılır?

Sigara nasıl bırakılır?
 

Görevini başarıyla yerine getirmiş bir izmarit


Otuz senelik bir sigara tiryakisinin bu başarısı nereden kaynaklanıyor? Sadece azim, irade ve kararlılık diyebilir miyiz? Elbette bunlar da gerekli ama bu işin bir de kolayı olmalı, değil mi? Özendirici, teşvik edici. Kestirme bir yol işte… İnanın ben başardım, o kestirme yol sayesinde… Mutluyum, huzurluyum ve sağlıklıyım artık.

Şimdi burada tutup da sigaranın zararlarından bahsederek kimsenin kafasını şişirecek değilim. Bilinen şeyleri tekrarlamanın kimseciklere faydası yok, moral bozmaktan başka.

Sabahları kalkar kalkmaz başlayan öksürük nöbetleri… Çıkılması işkence haline gelen merdivenler… Elbiselerimize ve perdelere sinen o koku… Anlatmaya kalksak sayfalar tutar. Gereği yok ki!

Her gün aldığım üç gazetenin sağlık sayfaları var ve ben bu sayfaları satır satır okurdum önceleri. İnanır mısınız, spor sayfalarından önce bu sayfalara bakardım. İyice alışkanlık yapmıştı yani.

Konunun uzmanları her türlü hastalığın nedeni olarak sigarayı gösteriyorlardı ve ben ezberlemiştim artık. Yegâne tedavi usulü ise “sigara bırakılacak” diye özetleniyordu. Ayrı bir kutu içersinde de günlük sigara tüketimi ve müstakbel yaşamımızdan eksilen günlerimizi gösteren bir çizelge yer alıyordu.

İçtiğim sigara miktarıyla bu çizelgeyi karşılaştırdığımda benim çoktan ölmüş olmam gerekiyordu ama ben yaşıyordum işte. Bedavadan yani…Bu durum fena halde kafamı karıştırdığı gibi moralimi de bozuyordu. Bırakmalıydım ama nasıl? Birdenbire olmazdı tabii. Yavaş yavaş, alıştıra alıştıra bırakmam gerekiyordu yani.

İlk bir hafta, üç değil de iki gazetenin sağlık sayfalarını okumakla yetindim. Metrolarda sigara içen ve içmeyen insanların akciğer resimlerinin bulunduğu panoları görmemezlikten geldim. Çok zor oldu benim için. Ellerim titriyor ve hafif bir baş dönmesi eşliğinde ateş basıyordu tüm vücudumu.

Güçlü iradem sayesinde üç haftayı geride bıraktım ve artık sadece bir gazetenin sağlık sayfasını okumaya başladım. Önceki şikâyetlerin yanı sıra kusma ve depresif haller baş göstermişti ama dişimi sıktım. Artık sıra tümden bırakmaya gelmişti. En zor fasıl bu fasıldı işte ama kendime güvenim de gelmişti. Radikal bir çözüm olarak gazete almadım bir hafta. Hani olur da dayanamayıp sağlık sayfasını okurum diye.

Bir hafta sonra yeniden gazete almaya başladığımda anladım ki kurtulmuştum artık sağlık sayfalarından. Güçlü iradem galip gelmişti işte.

İnanır mısınız, sabahları öksürmüyorum eskisi gibi… O dik merdivenler de gözümü korkutmuyor. Adam gibi içiyorum artık sigaramı, moralim bozulmadan ve sinirlenmeden.

Bende bu azim olduktan sonra bir gün sigarayı da bırakırım, biliyorum..

İşte buna irade derler!

Aferin bana!

Not: Konu güncel olduğu için eski bir yazımı tekrar değerlendirdim.

Not2: İstereniz bırakmayın, nasıl olsa o sizi bırakacak bir gün!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sigarayı bırakmış olduğunuzu düşünürken..:)))..Yorumlanmaya bile ihtiyaç duymayan yazılar..Gerçekten güzel yazıyorsunuz..Bunu size söylemek bile yersiz, biliyorum..:) Selamlar..

Profilsiz 
 06.12.2009 0:20
Cevap :
Teşekkür ederim:) Bir şeyler yazmaya çalışıyoruz işte. Selamlar.  06.12.2009 10:34
 

Nasıl bırakılacağını, diyerek tıkladım yazınıza. Ama okumadan önce şöyle bir çay doldurayım dedim. Ben de muzdaribim sağlık sayfalarını okumaktan ya; nasıl bırakılacağını bulmam lazımdı. Önce çayımı doldurdum, sonra yaktım bir cigara:) Başladım okumaya sizi. Hakikaten ne kadar haklısınız ya! Bırakmak lazım bu gazetelerdeki sağlık sayfalarını! Ben de günde iki tane alıyorum gazete, birini tam okuyorum, diğerinin de yarısı bitiyor:) Fakat bırakmadan evvel; bir sigara fabrikasına dava açacağım. En zengin olanına! "Kardeşim, paketin üzerine -sigara öldürür- yazıyorsunuz ama ben bir türlü ölmüyorum, verin tazminatımı" diye! Hani kanser olan kazanmıştı ya Marlboro'ya karşı açtığı davayı, bizim ülkemizde de ölmeyen biri (o benim) kazanır, sanırım:) Yoksa gazetelere mi dava açsam? Zeka ve kurgu gücü buna derim. Kaleminizin müdavimiyim artık! Kurtuluş yok:)

Emine Supçin 
 18.01.2009 19:53
 

Bilmediğimizi söyleyen kim? Anlamakta gizli diyorum, anlamakta. Bilmekle anlamak aynı şey değil bizim buralarda.

MuDo 
 17.01.2009 15:43
Cevap :
Biliyorduk bilmesine de, "vahametini" kavrayamıyorduk diyorsun, yani. Katılırım:)  17.01.2009 17:07
 

Nasıl bırakılması değil, neden bırakılması gerektiğini anlamakta gizlidir.

MuDo 
 17.01.2009 10:56
Cevap :
İlahi Muharrem:) Bu yaşa kadar "neden bırakılması gerektiğini" bilmiyor muyduk sanki?  17.01.2009 13:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1621
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster