Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Eylül '15

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
91
 

Sigaraya veda

Sigaraya veda
 

Sigara, özgürlüktür diye düşünenler yanılır. Eski bir tiryaki olarak gönül rahatlığıyla diyebilirim ki sigara, tutsaklıktır. Sevgiliye benzetir pek çok kişi parmaklarının arasına sıkıştırdığı o beyaz kâğıt elbiseli, ölümü çağrıştıran tütün parçacıklarını. Tadı, ne leziz bir yemeğe ne de yüreğinizi ferahlatan ya da ısıtan bir içeceğe benzer.  Bir dumana sarılmaktır, sigara kullanmak. Oysa dumanın bir kimseye sahip çıktığı görülmemiştir. Rüzgârsız bile dağılır, terk eder ona bağlananları. Başlayıp çabucak bitiveren ciğer karartan bir sevdadır. Cebinizden eksilen paranız da ayrı dert. Adamı, tam sırtından vurur dost bilenen bu madde. “Nasıl olsa istediğim zaman bırakırım”, der her başlayan. Sonra anlar o kadar da kolay bir iş olmadığını. Tecrübenin en katran karası, en zifte bulaşmış, en pis kokan halidir sigara bağımlılığı.
 
Çocuk yaşta başlamadım sigaraya. Oysa ki çevremde arkadaşlarım, evde yakınlarım sıkı tiryakilerdi. Ne olduysa oldu bir gün. Hiç bir şekilde beni cezbetmeyen bu zıkkım, gözüme takılmaya başladı yirmili yaşların başlarında. Babam, kartonla alırdı sigarayı. Evde mutlaka yedek sigara paketleri olurdu.
 
Evde yalnız olduğum bir gündü. Açık paketlerin içinden bir tane sigara alıp, yaktım ucunu. Daha ilk içime çekişte öksürmeye başladım. Gözlerime kaçırmıştım bütün dumanı. Oluk oluk akıyordu gözyaşlarım yanaklarımdan. O günün akşamı babamı izledim sigara içerken. Hiç mi hiç sulanmıyordu çakır gözleri. Oysa benim sular seller akıyordu göz pınarlarımdan.
 
Ertesi gün açık paketten bir tane daha yaktım. Aynanın karşısına geçtim. Yine yaşardı gözlerim. Yine bolca öksürük. İnat ettim babam gibi içecektim. Yani gözlerimden yaş akmayacaktı. Ama başaramıyordum. Ne ilginç.
 
Hayatımın en saf sorusunu yönelttim  babama.
 
“Baba bir şey soracağım sana. Sen sigara içince neden hiç gözlerin yaşarmıyor?”
 
Babam, kaşlarını çattı. Sert bir üslupta soruma soruyla cevap verdi.
 
“Senin yaşarıyor mu içerken?”
 
Kıpkırmızı olmuştu yüzüm. Bedenim, ateş gibi yanıp tutuşmuştu o gün. Kendimi nasıl da ele vermiştim.  
 
Babamın baskısına rağmen gizli, saklı içmeye devam ettim sigarayı. İlk zamanlar “bana hiç bir zararı olmuyor hem de hoşuma gidiyor içmek”, diyordum ısrarla. Derken bir gün servise yetişebilmek için çok hızlı yürüdük  arkadaşımla. O zamana kadar farkında değilmişim ciğerlerimden gelen hırıltının. Arkadaşım uyardı.
 
Gerçekten de bir kaç ses birden çıkıyordu ciğerlerimden nefes alıp verirken. O gün anladım ki zarar görmeye başlamışım da haberim yok. Başka bir gün de çalışma arkadaşlarımdan biri, yakın bir akrabasının rahatsızlığından bahsetti bana. Tüylerim diken diken olmuştu anlattıklarından sonra. Bir solunum cihazı için pek çok hasta sıra bekliyormuş. Bunları duymak, iyice soğuttu.  
 
Çocuklarımı düşündüm. Yarın bir gün sigaradan kaynaklanan bir hastalığa tutulursam ve çocuklarım refakatçim olmak zorunda kalırlarsa onların hayatlarını kabusa çevirmez miydim?   Keyfim, zevkim için ya da başka sebeplere sığınarak yaktığım her bir sigaranın harebeye çevireceği bedenimin onarılması aşamasında benimle birlikte çocuklarım da çekecekti. Hayır, kıyamazdım onlara. Bırakmalıydım. Hem de acilen.
 
Üç gün çok büyük sıkıntılar yaşadım. Psikolojik miydi gerçek bir atak mıydı bilemiyorum ama belli saatlerde nefes alamıyor, öfkeleniyor, neredeyse delirecek hale geliyordum. Sonra geçiyordu. Kendime şöyle bir soru yöneltmeye başladım her yoksunluk krizinde.
 
“İçersen ne kaybedersin? İçmezsen ne kazanırsın?”
 
Çok basitti cevap. O vakit niye bırakmıyordum ki?
 
“İçersem; sağlığımı kaybederim. Dumana param gider boşu boşuna”, İçmezsem sağlığımı geri kazanırım, param cebimde kalır. Üstüm başım pis kokmaz. Sigaram var mı çantamda. Sabaha yeter mi? Geceye kalır mı? gibi gereksiz endişelerden kurtulurum. Kafamda deli sorular kaybolur.
 
Yirmi yaşında başladığım sigaraya,  yirmi yıl sonra nokta koymuştum. Sigaranın yerine çubuk krakere bağlanmıştım ama tiryakisi olmadım tabi. Kısa bir süre sonra artık canım ne sigara ne dea kraker çekiyordu. Kurtulmuştum sonunda. Darısı bırakmak isteyenlerin başına. 
 
Aysel AKSÜMER
 
NOT : İçerisinde otuz iki anı hikaye bulunan ve mobidik.com'da e-kitap olarak yayımlanan"ANILARIN YAMACINDA" isimli eserimdeki anılardan biri. Diğerlerine kitabımdan erişebilirsiniz. Sevgiler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 327
Toplam yorum
: 398
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 461
Kayıt tarihi
: 22.03.10
 
 

1966 doğumluyum. Halkla İlişkiler bölümü mezunuyum. Iki çocuk annesiyim. Edebiyatın hep okuyucu t..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster