Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Temmuz '09

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
457
 

Sığınmacılar, mültecilik, göçerlik ...

Sığınmacılar, mültecilik, göçerlik ...
 

Dünya’da her yıl milyonlarca insan “sığınmacı” durumunda kalmaktadır. Siyasal baskılar, iç savaşlar, terör ve hastalıkların yanı sıra işsizlik ve açlık; renk, köken, yaş dinlemeden insanları göçerliğe sürüklemekte...

Sığınmacılık, siyasi mülteciliği içine alabilecek; her ikisi de göçer olmanın içine alınabileceği tanımlamalar.

Yaşama tutunmaya, hayatta kalmaya giden yol haritasının en revaçtaki durakları “gelişmiş ülkeler”...

“Sığınmacı kafileleri” Yunanistan, İtalya, İspanya gibi kıyılara daha çok vurmakta.

Avrupa, Dublin sözleşmesinde olduğu gibi “sığınmacı(lar)dan ilk başvurduğu Birlik ülkesi üyeyi sorumlu” tutsa da, örneğin, Atina, İnsan Hakları İzleme örgütlerini isyan ettirecek denli sert tavırlar almakta ve sığınmacıları adeta denize dökmektedir.

Aynı Atina’nın nicedir “Kürtçü siyasi sığınmacılara/mültecilere” ev sahipliği yapılmasında ne denli gayretkeş davrandığı anımsandığında, bu alanda da ister istemez çifte standart yaşandığı anlaşılmaktadır.

Oysa göçer, ister sığınmacı ister mülteci olsun göçerdir. Çaresizliği ifade etmektedir. Bir koşuldan kaçmış diğerinin koşullarına adeta teslim olmuştur. Geride insanlık suçu ve cinayet bırakmadıkta, anlayışı sınama hakkına sahip sayılmıştır.

Bizde ülke olarak benzer deneyimleri yaşadık.

Saddam’ın kimyasal silahlarından kaçan veya canını kurtarmak için bize sığınan Afganlılara yönelik hakça davranışımızı ve ve öz kardeşlerimiz olan Bulgaristan Türklerinin zorunlu göçe tabi tutulduğunda ulusça seferber oluşumuzdaki hakkaniyet ölçünlerini beklemiyoruz elbet.

Sorun, küresel bir sorun… İnsani değerlerle belki de o değerlerin geçerliğiyle ilgili…

Dünya, savaşa ve silaha, eğitime ve sağlığa oranla onlarca kat kaynak aktarıyor.

Ulus-ötesi şirketlerin var ki, elli devlet bütçesi bir araya gelse onlara erişemiyor.

Yerel aidiyet dürtüleriyle içe kapanmanın “küreselleşme” neresindedir diye soracakken, birçok coğrafyanın adı yöresel-bölgesel çatışma ve doğal afetlerle bilinir oluyor.

Organ ticareti, insan kaçakçılığı, çocuk askerler, fahişelik, rüşvet, uyuşturucu ticareti, sahte ilaç, kaçak gıda üretimi, kayıt dışı istihdam ve yığınla sorunu bir yumak gibi galakside salınan bir dünya…

Büyük savaşlar arasında sürünen insanlığın durumu! Barışı iki ateşkes arasında geçici bir durum olarak algılayacak kertede çatışma kültürünü üreten dünyanın kandan tablosu, bu!

İnsanlığın hali-hazır acımasız tunç yasası, duvarlar yıkılırken, henüz, bir birini anlama, anlayışla karşılama, saygı ve sevgi duyma gibi insani değerlerin geliştirilmesine ve yaşatılmasına elvermiyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 478
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster